İran yine ayakta… Halk, hem yoksulluk ve yoksunluktan, hem de mevcut yönetimden bıktığı için sokaklarda… Yönetim, her zaman yaptığını yine yapıp binlerle ifade edilen can kayıplarına yol açtı. Bu ölümler, toplumsal kini ve tepkileri artırıyor. Ortam son derece gergin…
Eski İran Şahı’nın oğlu Reza Pehlevi başta olmak üzere, diasporadaki bazı İranlılar, açıkça ABD müdahalesi istiyorlar. Gerekçeleri ise, İran’ın içeriden kurtulmasının mümkün olmadığı, dış müdahalenin şart olduğu.
Pehlevi’nin amacı çok açık: Babasının bıraktığı Batı destekli sömürü düzenini sürdürebilmek için işbirlikçi bir yönetim kurarak başına gelmek. Dış müdahale isteyen diğer İranlılar, ya tarih bilmiyorlar ya da ülkenin geleceğini dış güçlere teslim etmeyi göze alıyorlar.
*****
Tarihi bilmeyen İranlılar için özet bir tarih dersi verelim… Öncelikle kendi tarihlerinden, hiç de uzak olmayan 1953 yılını seçelim…
1953’te İran’da seçilmiş başbakan Muhammed Musaddık, petrolü millîleştirdiği için CIA ve MI6 destekli bir darbeyle devrildi. O gün Batı’nın söylemi şuydu: “İran istikrarsızlıktan kurtarılıyor.” Gerçekte olan ise şuydu: İran halkının demokratik iradesi kesintiye uğradı. Şah yönetimi dış destekle otoriterleşti.
1953’te “dışarıdan kurtarılan” İran, 1979’da çok daha sert ve köktenci bir kopuşla geri döndü. Bugünkü İran rejimini anlamak için, o darbenin yarattığı travmayı görmezden gelmek mümkün değil. Yani dış müdahale, rejimi zayıflatmadı; onu daha sert bir biçimde yeniden üretti.
*****
Biraz da İran’ın yakın çevresinden örnekler verelim…
Komşusu Irak… ABD müdahalesi sonucu Saddam devrildi. Ama ordu dağıtıldı, devlet çöktü, mezhep savaşları başladı, IŞİD doğdu.
Libya… Kaddafi gitti. Ama ortada bir devlet kalmadı, ülke fiilen parçalandı.
Afganistan… Taliban devrildi. Yeni yönetim bir süre dış destekle ayakta kaldı. Bir gün ABD apar topar çekilince Taliban geri geldi.
Ve Suriye… Uzun bir iç savaş ve sonrasında bugün Suriye, fiilen parçalanmış bir ülke hâlinde.
*****
“Biz kendimizi kurtaramayız” demek çaresizliği dile getirmektir. Oysa tarih, dış müdahaleyle kurtulma yanılsamasını defalarca çürütmüştür.
Dış müdahale, toplumun kendi siyasal olgunlaşma sürecini yarıda keser. Değişim, içeriden değil dışarıdan gelince, meşruiyet zayıf olur, toplumsal uzlaşma oluşmaz, yeni düzen eskisinden daha kırılgan olur.
Belki de en kritik nokta şudur: Bu düşünce, halkı özne olmaktan çıkarır; onu “kurtarılacak bir nesneye” indirger. Halkın iradesine güvenmez,toplumsal mücadeleyi küçümser, bedeli hep içeridekilerin ödeyeceğini unutur.
Kurtuluş Savaşı’nı küçümseyen ve ABD mandasının ülkeyi kurtaracağını savunanlara Mustafa Kemal’in yüz yıl önce söylediği şu sözler, İran halkının da kulağına küpe olmalıdır: “Bir ülke dışarıdan kurtarılamaz. Kurtarılmaya razı olan bir millet, zaten kaybetmiştir.”
Tarih uyarıyor!
Yayınlanma :
12.01.2026 12:03
Güncelleme
: 12.01.2026 12:03
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: