Ramazan Bayramı’nın bir diğer güzel adı da Şeker Bayramı’dır.
Adeta herkesi tatlı bir paydada buluşturur; insanlara içten, “tatlı” buluşmalar yaşatır.
Bu buluşmalar, farklılıkların gölgesini silip yürekleri ortak bir sevinçte birleştirir. Paylaşmanın ve dayanışmanın zarif dokunuşuyla toplumsal bağlar kuvvetlenir, birlik ve beraberlik duygusu yeniden filizlenir.
Ünlü sosyolog Emile Durkheim, bu ortak duyguyu “kolektif coşku” olarak tanımlar. Ona göre, toplumları ayakta tutan sadece kurumlar ya da yasalar değildir; toplumların gerçek harcı ortak ritüellerdir. Bayramlar, törenler, birlikte yapılan kutlamalar insanlarda aynı anda aynı duyguyu uyandırır. Bu duygu paylaşımı, toplumu güçlendirir.
Antropolog Victor Turner ise, bayram ve törenler gibi ritüellerin, insanlar arasında güçlü bir birlik hissi yarattığını anlatır. Bu özel anlarda insanlar statülerini, farklılıklarını, hatta kırgınlıklarını bir süreliğine askıya alırlar.
*****
Ancak bugün karşımızdaki modern tablo, bu anlamlı birlikteliğin giderek zayıfladığını gösteriyor.
Hızla değişen yaşam biçimleri, bir aradalığı değil, yalnızlığı büyütüyor.
Tek kişilik hane sayısı, özellikle büyük şehirlerde hızla artıyor.
Kalabalıklar içinde yalnızlık, artık bireysel bir duygu olmaktan çıkıp toplumsal bir gerçeğe dönüşüyor.
Ama en üzerinde durulması gereken, yaşlıların durumu…
Türkiye hızla yaşlanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkede 65 yaş üstü nüfus 9 milyonu geçti ve toplam nüfusun yüzde 10’undan fazlasını oluşturuyor.
Daha çarpıcı olan ise şu: Türkiye’de 1 milyon 700 binden fazla yaşlı insan tek başına yaşıyor.
Yani milyonlarca insanın kapısını çalabilecek kimse yok.
Ve o kapıyı çalabilecek olanlar, modern yaşamın hızında, bizi bir arada tutan değerlerle birlikte kendilerini de yitirme riskiyle karşı karşıya…
*****
Bayram sadece bir tatil değildir.
Bayram, aslında toplumun kendini yokladığı bir aynadır.
Bir telefon açtığınızda, bir kapıyı çaldığınızda, bir büyüğün elini tuttuğunuzda yalnızca bir ziyaret gerçekleştirmezsiniz. Aynı zamanda bir toplumu ayakta tutan görünmez bağı da güçlendirirsiniz.
Çünkü bir ülkeyi güçlü kılan şey yalnızca ekonomisi, ordusu ya da teknolojisi değildir;
birbirinin kapısını çalan insanlarıdır.
Ve bazen bir toplumun geleceği, tam da o kapının çalınıp çalınmamasına bağlıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: