İleri yaştakiler hatırlar; 1962’deki Küba Krizi’nde dünya nükleer savaşın eşiğine gelmişti. Biz ise o dönemi çoğunlukla tarih kitaplarından öğreniyoruz. Bu konuda bugünlerde okuduğum Geceyarısına Bir Kala: Nükleer Savaşın Eşiğinde Kennedy, Kruşçev ve Castro, sadece bir tarih anlatısı değil, bugüne dair güçlü bir uyarı.
Kitap, ABD, Sovyetler Birliği ve Küba arşivlerinden ve sonradan açılan belgelerden yararlanarak krizin perde arkasını gösteriyor. Ve çok net bir şey söylüyor: Nükleer savaş bir şaka değildir.
Bugün sosyal medyada ve gündelik tartışmalarda kolayca kurulan cümleler var: “Atalım”, “göstersin gücünü”, “bir nükleer vurur, biter.” Sanki bu, bir savaş değil de bir düğmeye basmak gibi algılanıyor. Oysa nükleer savaş, savaşın bir türü değil; savaşın sonudur.
Kitapta anlatılan “Kara Cumartesi” günü, bunun en çarpıcı örneği. Bir Amerikan uçağı düşürülüyor. Aynı saatlerde bir Sovyet denizaltısı, iletişimi kesilmiş halde, savaşın başladığını düşünecek noktaya geliyor. İçinde nükleer torpido var. Kullanılması için tek bir “evet” yeterli.
O gün o “evet” çıkmadı. Bu yüzden yaşıyoruz.
*****
Kitap, krizi bir liderlik hikayesi olarak değil, kontrolün ne kadar kırılgan olduğunu gösteren bir süreç olarak anlatıyor. Liderler bile sahadaki gelişmeleri tam bilmiyor. İletişim kopuklukları, yanlış yorumlar ve geciken kararlar zincirleme bir felakete dönüşmek üzere.
Bugün nükleer silahları konuşurken bu kırılganlığı görmezden geliyoruz. Oysa mesele sadece daha büyük bir silah değil. Nükleer savaşta yok olan sadece şehirler değildir; yaşanabilir bir gelecek de ortadan kalkar.
Ve en kritik nokta şu: Başladıktan sonra durdurulamaz. Misillemeler, otomatik sistemler ve saniyeler içinde alınan kararlar, kontrolü insanların elinden alır.
*****
Bugün daha fazla ülkenin elinde, daha gelişmiş nükleer silahlar var. Ama onları konuşma biçimimiz, 1962’deki ciddiyetin çok gerisinde. O zamanlar karar vericiler en azından neyin eşiğinde olduklarını biliyordu. Bugün ise bu dil, gündelik hayata bile hafiflemiş bir şekilde sızmış durumda.
Nükleer savaş “kazanılacak” bir şey değildir. Nükleer savaş sadece kaybedilir.
1962’de bir kişi “hayır” dediği için yaşıyoruz. Bir gün o karar tersine dönerse, ikinci bir şans olmayacak.
Geceyarısına bir kala
Yayınlanma :
28.04.2026 08:41
Güncelleme
: 28.04.2026 08:41
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: