Bir çocuk öldürüldü…
Önce istismar edildi, sonra öldürüldü…
Bunu yazarken elim titriyor ama söylemeliyim: Bir yanım, o çocuğun ölümüne sevindi. “En azından artık acı çekmeyecek” dedi içimde bir ses. Bu sesten utandım.
Ama bu utancı tek başıma taşımayı reddediyorum. Küçücük bir çocuğu koruyamayan koca bir düzen, bu yükü benden çok daha fazla taşımalı.
*****
“Bir çocuğun ölümüne nasıl sevinirsin?” diye soracak olanlara cevabım hazır: Çünkü biliyorum!
Yaşasaydı neler yaşayacağını biliyorum. Nasıl damgalanacağını, nasıl susturulacağını biliyorum.
Mahkeme koridorlarında büyüyeceğini, soğuk bir dosya numarasına dönüşeceğini biliyorum.
“Delil yetersizliği”ni, “iyi hal”i, “takdir indirimi”ni biliyorum.
Bu ülkede suçluların nasıl korunduğunu biliyorum.
Çocukların nasıl “aile” denilerek eve kapatıldığını, “mahrem” denilerek susturulduğunu, “itibar” denilerek toprağa gömüldüğünü biliyorum.
Ve biliyorum ki bu ülkede yıllardır adı “yardım”, “eğitim”, “manevi rehberlik” olan ama denetlenmeyen yapılar var. Yasak olduğu halde başka adlarla faaliyet gösteren tarikatlar, şeffaf olmayan vakıflar, kapalı kapılar ardında büyüyen çocuklar var.
Bu yapılarda ortaya saçılan istismar, tecavüz ve hatta cinayet iddialarını da biliyorum.
Her olaydan sonra birkaç gün süren öfkeyi, sonra gelen sessizliği biliyorum.
Kurumların birbirine bakıp sorumluluğu havaya bıraktığını biliyorum.
*****
Bir çocuk öldürüldü…
Bu bir kaza değil, bu, hepimizin gözü önünde işlenen bir cinayet.
Bu; cezasızlığın, denetimsizliğin, kutsallaştırılmış yapıların dokunulmazlığının, ağır aksak işleyen bir yargının ve toplumun yorucu suskunluğunun sonucu.
Ben bir çocuğun ölümünde bir anlık rahatlama hissettiğim için utandım. Ama asıl utanması gerekenler, bizi bir çocuğun yaşamasından umut keser hale getirenlerdir.
Çok öfkeliyim ve kimse benden sakin olmamı beklemesin. Sakinlik, çocuklarını koruyabilen ülkelerin lüksüdür.
Yorumlar
Kalan Karakter: