Ne zaman savaşların giderek bir dünya savaşına dönüşme olasılığı gündeme gelse, içimden o utandıran düşünce geçiyor: Keşke!
Büyük bir savaşın çıkışını istemek! Nasıl da utanç verici!
Hem de bütün savaşların tarihini okuyup da savaşın ne anlama geldiğini yüreğinin derinliklerinde hissederken…
Hem de çoluk çocuk milyonlarca insanın öleceğini ya da hayatlarının mahvolacağını bilerek…
Hem de kendi hayatının da paramparça olacağının farkındayken…
İnsanın kendi içinden geçen böyle bir düşünceyle yüzleşmesi kolay değil.
Son derece zalimce ve vicdansız görünen bu düşüncenin ağırlığıyla, anlamak için, yine bilime ve tarihe başvurarak araştırdım. Meğer yalnız değilmişim, hem geçmişte hem bugün benim gibi düşünen milyonlarca insan varmış.
*****
Psikoloji bilimi bu duruma bir isim veriyor: “Apokaliptik düşünce”, yani “kıyamet zihniyeti.”
Tarih boyunca özellikle büyük kriz dönemlerinde bu düşünce topluma yayılmış. Savaşların, ekonomik çöküşlerin, büyük felaketlerin yaşandığı zamanlarda insanlar bir noktada aynı cümleyi kurmaya başlamış: “Batsın bu dünya!”
Ama psikologlara göre bunun nedeni zalimlik değil. Tam tersine, derin bir hayal kırıklığı. İnsanlığın gidişatına duyulan büyük bir hayal kırıklığı…
*****
Bilim insanları “kıyamet zihniyeti”nin nedenlerini açıklarken ilk sıraya kontrol kaybı duygusunu koyuyor. Dünya çok karmaşıklaştığında, birey kendini güçsüz hissediyor. Savaşları durduramıyor. İklim krizini tek başına çözemiyor. Ekonomiyi değiştiremiyor. Ne kendi yakınında ne de dünyanın öbür ucunda yaşanan zalimlikleri engelleyemiyor.
Bu çaresizlik hissi bazen zihinde tuhaf bir kaçış yolu yaratıyor:
Büyük bir “sıfırlama” hayali.
Sanki her şey yıkılsa, baştan kurulsa…
İkinci neden ise adalet duygusunun yaralanması…
İnsanlar güçlülerin kuralları bozduğu, savaş çıkaranların bedel ödemediği, çocukların bile zulmün hedefi olduğu bir dünyada yaşadıklarını düşündüklerinde sistemin tamamen yıkılması gerektiğini hissedebiliyor. Bu aslında yok olma isteği değil, adalet talebinin radikal bir ifadesi.
Üçüncü neden ise son yılların en büyük kaygısı: Ekolojik korku…
İklim krizi insanlığa ilk kez şu soruyu sordurdu: Acaba insanlık gezegen için bir yük mü? Biz yok olsak, gezegen diğer canlılarla daha huzurlu bir yer olur mu?
*****
Ama psikoloji biliminin söylediği önemli bir şey daha var: “Her şey yerle bir olsun” diyen insanların aslında gerçek isteği bu değil.
Onların istediği şey daha basit ama aynı zamanda daha zor:
Daha adil bir dünya…
Daha az savaş…
Doğayla kavga etmeyen bir insanlık…
Yani “her şey yıkılsın” cümlesinin altında çoğu zaman başka bir cümle gizli:
“Böyle devam etmesin.”
Yorumlar
Kalan Karakter: