Günlerdir İran Savaşı ile ilgili çarpıcı açıklamalar geliyor Batı’dan… En “medeni”, en “demokratik” ülkeler, ABD ve İsrail’in çılgınca ve hedef göstermeyen saldırısı karşısında bir ölüm-kalım savaşı veren, varoluşsal bir direniş sergileyen İran’ı kınıyorlar!
Kimler yok ki içinde; “en” dediğimiz bütün ülkeler! Örneğin, Avrupa’nın en büyükleri İngiltere, Fransa ve Almanya ortak bir açıklama yaptı: “Bölgede İran tarafından başlatılan ayrım gözetmeyen ve orantısız füze saldırıları karşısında dehşete düştük. İran’ı bu pervasız saldırıları derhal durdurmaya çağırıyoruz.”
Tabi ki İsrail ve ABD’nin asıl saldırgan olduğunu; uluslararası hukuka ve evrensel insan haklarına uygun olmayan, yüzlerce çocuğu öldürmekten çekinmeyen, sayısız sivil hedefi yerle bir edenlerin onlar olduğunu biliyor. Ama “hak”, “hukuk”, “adalet” gibi temel kavramlar, Batılı emperyalistlerce her dönem, çıkarlarına uygun biçimde yeniden ve yeniden yazılır.
*****
Bu kınama kervanının başında, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra “tekrar savaş olmasın” diye kurulan ve 193 ülkenin üye olduğu Birleşmiş Milletler var!
Ardından… Kanada, Yunanistan, Norveç, Avusturya, Ukrayna, Belçika, Hırvatistan, Hollanda, İsveç, Portekiz…
Hadi diyelim ki, bunlar emperyalizmin doğum yeri Avrupa ülkeleri; peki ya Asya-Pasifik’teki ABD ve İsrail yardakçısı ülkelere ne demeli! Örneğin; Hindistan, Japonya, Singapur, Malezya, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Kore, Myanmar, Bhutan… Kendileri daha emperyalizmin zincirlerinden tam olarak kurtulamamışken, emperyalistlerle birlikte uluslararası arenada cirit oynamaya çalışıyorlar!
Gelelim, ABD ve İsrail’in tasmalarını tuttuğu Orta Doğu ülkelerine… Bahreyn, Umman, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Mısır, Yemen… Efendim, İran niye onların topraklarına füze atıyormuş! İran, aslında bu ülkelerin topraklarını değil, bu topraklar üzerinde kurulan ve ABD toprağı kabul eden üslere füze gönderiyor. Çünkü çocukları öldüren füzeler bu üslerden atılıyor! Onlar da bunu bal gibi biliyor!
*****
Kara mizah… Yaşananları açıklayabilecek daha güçlü bir tanım bulamıyorum. Kara mizah, özünde acının içinden geçen bir kahkahadır. Türkçe’nin zenginliğinde bulduğum “acı acı gülmenin” adıdır kara mizah. İzliyoruz, acı acı gülüyoruz ve elimizden daha fazlası ne yazık ki gelmiyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: