Ankara’da bir süredir su kesintileri yapılıyor. Kente asılan afişlerde Ankara’nın yaklaşık 200 günlük suyunun kaldığı hatırlatılıyor, her vatandaşın su tasarrufuna dikkat etmesi isteniyor. Bu tablo, sadece Ankara’ya özgü bir sorun değil; Türkiye’nin büyük bölümünde su stresi giderek derinleşiyor.
Evet, kuraklık var. Yağışlar azalıyor, iklim değişikliği etkisini her geçen yıl daha fazla hissettiriyor. Ancak Türkiye’nin su yoksulluğunun eşiğine gelmesinin sadece doğayla açıklanamayacak, insan eliyle büyütülmüş nedenleri de var. Yeraltı sularını hiç bitmeyecekmiş gibi kullanmak, tarımda hala yaygın olan vahşi sulama yöntemleri, şehirlerdeki yüksek kayıp-kaçak oranları bu tablonun başlıca nedenleri. Yani sorun yalnızca kuraklık değil, suyu nasıl yönettiğimiz ve nasıl tükettiğimiz.
*****
Su yoksulluğu, sadece musluktan su akmaması demek değildir. Su azaldığında tarım etkilenir, gıda fiyatları yükselir, sanayi zorlanır, şehirlerin yaşam kalitesi düşer. Üstelik düzensiz göçle birlikte şehirlerin yükü daha da artar. Bugün Ankara’da konuştuğumuz sorun, yarın başka bir şehirde karşımıza çıkabilir.
Enerji tarafında da tablo farklı değil. Türkiye, enerjisinin büyük bölümünü ithal eden bir ülke. Doğalgazın neredeyse tamamı, petrolün büyük kısmı dışarıdan geliyor. Bu nedenle enerji ithalatı, cari açığın en önemli kalemlerinden biri olmaya devam ediyor. Enerji fiyatlarındaki her artış, döviz ihtiyacını büyütüyor; bu da enflasyondan üretim maliyetlerine kadar her alana yansıyor.
*****
Su ve enerji meselesi artık sadece çevre ya da ekonomi başlığı değildir. Bu, doğrudan bir yaşam ve güvenlik meselesidir. O yüzden tasarruf konusu birkaç uyarı afişiyle geçiştirilemez. Ciddi, sürekli ve toplumun tamamını kapsayan bir yaklaşım şart.
Bu işin temeli eğitimden geçiyor. Okullarda çocuklara suyun ve enerjinin değeri ezberle değil, günlük hayatın parçası olarak öğretilmeli. Evlerde ve işyerlerinde tasarruf bir “iyi niyet” meselesi olmaktan çıkıp, kalıcı bir alışkanlığa dönüşmeli. Musluktan akan her damlanın, gereksiz yanan her ışığın bir maliyeti olduğu herkes tarafından bilinmeli.
Ama en önemlisi, devletin örnek olması gerekiyor. Tasarruf çağrıları yapılırken, saraydan bakanlıklara, kamu binalarından belediyelere kadar her yerde bu anlayışın uygulamada da görülmesi şart. Kamu, su ve enerji verimliliğinde topluma örnek olmazsa, yapılan çağrıların karşılığı sınırlı kalır.
Yorumlar
Kalan Karakter: