Türkiye’nin en önemli komşularından biridir İran. Bu coğrafyada yüzlerce yıl kimi zaman dostça, kimi zaman savaşarak bir arada yaşadık. Bugün aramızda bölgesel bir rekabet var; ama sadece rakibiz, düşman değil.
İran, tarihinin zor dönemlerinden birini daha yaşıyor. Orta Doğu’nun baş belası, ABD’nin şımarık bebesi İsrail; bölgedeki diğer bütün ülkeleri hallaç pamuğu gibi attıktan sonra, gözünü İran’a çevirmiş durumda. Tek başına İran’la başa çıkabilecek gücü olmadığı için de ABD’yi sıkıştırıp duruyor. Varoluş nedenini sadece İsrail’i koruyup kollamak sanan ABD de, İran’a saldırmaya hazırlanıyor.
*****
Strateji alanındaki sayılı uzmanlarımızdan Erol Mütercimler’in yıllardır tekrarladığı bir cümle var: “İran düşerse, Türkiye’nin düşmesi 60 dakika sürer.” Bu söz abartı olarak görülmemeli. İran’ın parçalanmasının ya da uzun süreli bir iç çatışmaya sürüklenmesinin Türkiye’ye etkileri son derece ciddi olur.
ABD ve İsrail’in, dağlık ve zorlu büyük bir coğrafyaya sahip İran’ı karadan işgal etmesi mümkün görünmüyor. Ancak hava saldırıları, füzeler, özel operasyonlar, sanal saldırılar, ağır baskı ve yaptırımlar sonucu İran, bir gecede başka bir düzene geçebilir. Devletin güvenlik, ekonomi ve yönetim mekanizmaları sarsılırsa, ortaya bir gecede “yeni rejim” çıkmaz. Daha çok parçalı, dağınık ve uzun süren bir kaos çıkar. Türkiye için de risk tam olarak budur.
*****
Böyle bir senaryoda hepimizin aklına ilk gelen şey, milyonlarca İranlının Türkiye sınırına dayanmasıdır.
Sınır güvenliği çoğu zaman duvar ve devriye işi sanılır. Oysa sınırı asıl koruyan, karşı tarafta bir muhatap devletin varlığıdır. İran’da otorite zayıflarsa, sınır hattı eleğe döner.
Düzensiz göçün ülke ekonomisine ve toplumsal yapıya ne yaptığını Suriye savaşıyla yaşayarak öğrendik. Yeni bir göç dalgası, kayıt dışı çalışmayı artırır, işsizliği büyütür, konut krizini derinleştirir, kamu hizmetlerini daha da zorlar.
Daha önemlisi, bu ortam suç şebekeleri için de alan açar. İnsan kaçakçılığı, sahte belgeler, sınır geçişi üzerinden kurulan ağlar hızla büyür. Sınırdan geçen herkes aynı nedenle gelmez. Bu da güvenlik açısından ayrı bir baş ağrısı demektir.
*****
Göç önemli, ama ondan daha önemli sorunlarımız olur böylesi bir durumda.
Türkiye, İran’dan doğalgaz ve petrol alan bir ülkedir. İran’daki bir istikrarsızlık, doğrudan bir enerji krizine yol açabilir. Daha da önemlisi, böyle bir krizin ihtimali bile piyasaları altüst etmeye yeter. Zaten ayakta durmakta zorlanan Türkiye ekonomisi nefes alamaz hale gelir. Sanayi yavaşlar, işsizlik artar, yoksulluk derinleşir.
Tüm bu nedenlerle Türkiye, komşusuna yönelik olası bir saldırıya, bedeli ağır olsa bile karşı durmalıdır. Hiçbir koşulda böyle bir sürecin parçası olmamalıdır. Aksi halde ödenecek bedel, bugün yaşadığımız bütün sıkıntıların çok ötesine geçer.
Yorumlar
Kalan Karakter: