F-35 uçaklarının alımı konusu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara ziyareti sırasında yeniden gündeme geldi ve Trump, hem Türkiye’ye F-35 uçaklarının verileceğini, hem de Türkiye’ye uygulanmakta olan CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını söyledi. Pek sevindik! Oysa konuya biraz yakından bakınca hiç de sevinilecek bir durum olmadığı ortaya çıkıyor.
Öncelikle söylemek gerekir ki, bu uçakların alımı, Rusya’dan aldığımız S-400 hava savunma sisteminin elden çıkarılmasıyla mümkün. Zaten apar topar satış işlemleri başladı bile. ABD ve İsrail S-400 savunma sistemine bu kadar karşı çıkıyorsa, bir kez daha düşünmemizde fayda var. Demek ki, gerçekten işe yarayabilecek, Türkiye’nin savunmasına katkı yapabilecek bir sistem bu. Öyleyse milyarlarca dolar verip aldığımız stratejik bir savunma sistemini neden elden çıkarıyoruz?
* * *
Gelelim şu ünlü F-35 uçaklarına…
Kullanan pilotların sayısız şikayetini falan bir kenara bırakıp daha önemli bir konuya gelelim. F-35 klasik bir savaş uçağı değildir. Yazılım güncellemeleri, görev bilgisayarları, görev veri dosyaları, bakım sistemi, yedek parçalar ve teknik destek sürekli üreticiye bağlıdır. Yani görünmeyen bir zincirle ABD’ye bağımlılık yaratır.
Türkiye'nin güvenlik sorunları ortada. Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Ortadoğu’da savaşmak zorunda kalabileceğimiz iki ülke var: Yunanistan ve İsrail. Böyle bir çatışmada, ABD, bu iki ülkeye karşı parasını verip aldığımız uçakları kullanmamıza izin verecek mi? Kesinlikle hayır!
Tarihi unutmayalım: 1964'te Kıbrıs'ta Rumlar Türkleri katlederken Türkiye müdahale etmeye hazırlanıyordu. Ancak ABD Başkanı Lyndon Johnson zehir zemberek bir mektup gönderdi ve Amerikan silahlarının Kıbrıs’ta kullanılamayacağını söyledi. Kıbrıs’ta yaşananlara müdahale edemedik.
1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nda ise Türkiye bu baskıya rağmen harekatı gerçekleştirdi. Sonuç ne oldu? ABD silah ambargosu uyguladı. Yedek parçalar kesildi, bakım ve mühimmat temini zorlaştı.
Demek ki mesele sadece silah satın almak değil, onu gerektiğinde kullanabilmektir. Böyle bir coğrafyada Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu şey yalnızca modern bir uçak değildir, bağımsız hareket edebilecek bir hava kuvvetidir.
* * *
Demek ki, bağımsız bir dış politika için kendi silahımızı üretmemiz gerekiyor. Öyle de yapıyoruz. Bugün Türkiye; insansız hava araçları, silahlı insansız hava araçları, akıllı mühimmatlar, seyir füzeleri, radar sistemleri, elektronik harp araçları, savaş gemileri, zırhlı araçlar ve hava savunma sistemleri geliştiriyor.
Bu projelerin bazıları geliştirme, test veya seri üretime hazırlık aşamasındadır. Ancak hiçbir ülke ileri teknoloji üreticisi olarak doğmadı. Bugün dünyanın en güçlü savunma sanayilerine sahip ülkeleri, bu noktaya onlarca yıl süren Ar-Ge yatırımları, başarısız denemeler ve sürekli geliştirmeler sonucunda ulaştı.
İşte tam bu noktada Türkiye, böylesine büyük bir kaynağı yabancı bir sisteme aktarırken aynı paranın milli projelerde nasıl bir teknolojik sıçrama yaratabileceğini hesaplamak zorundadır.
Yorumlar
Kalan Karakter: