Antalya’nın en büyük meselelerinden biri artık trafik, kaldırım, kavşak ya da tanıtım filmi meselesi değil. Bu şehrin asıl derdi, yeni lider çıkaramaması. Nereye baksanız aynı manzara var: Eski isimler ısıtılıp yeniden önümüze konuyor, yıpranmış yüzler yeniden “çözüm” diye pazarlanıyor, geçmişin siyasi mevtaları sanki hala bu şehri ayağa kaldıracakmış gibi dolaşıma sokuluyor.
Oysa gerçek çok daha acı. Antalya, yeni bir hikaye yazacak yeni bir isim üretemiyor.
Bu sorunu en son ATSO kulislerinde bir kez daha gördük. Ortaya çıkan başlık şuydu: ATSO yeni bir lider çıkaramıyor. Eski hesaplar, eski kırgınlıklar, eski isimler yeniden sahaya sürülüyor. Bir taraf geçmiş mağduriyetini ısıtıp adaylık zemini kuruyor, öbür taraf kendi içinden güçlü ve net bir irade çıkaramıyor. Sonuçta önümüze yine yeni bir dönem değil, geçmişin yeniden ambalajlanmış hali geliyor.
ATSO’da yaşanan bu tablo, aslında Antalya’nın genel siyasi fotoğrafının küçük bir modeli.
Çünkü yarın bir yerel seçim olsa, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı için bu şehrin önüne koyabileceği gerçekten yeni, sahici, güçlü, vizyon sahibi kaç isim var? Sadece tanınan değil; ağırlık koyacak, heyecan yaratacak, “bu şehir bununla yeni bir sayfa açar” dedirtecek kaç isim var? Açık konuşalım: Yok denecek kadar az. İlçe belediyeleri için de durum farklı değil. Aynı çevreler, aynı ezberler, aynı tükenmiş siyaset dili.
Antalya’da siyaset ilerlemiyor; sadece devridaim yapıyor.
İşin en trajikomik tarafı da bu zaten. Bu şehirde yeni lider çıkmadığı gibi, yeni lider çıkmaması neredeyse normal kabul ediliyor. Eski isimler piyasaya sürülüyor, kamuoyuna hala cazipmiş gibi sunuluyor, sanki dünün yorgun yüzleri yarının cevabıymış gibi bir hava oluşturuluyor. Oysa geçmişin tekrarından gelecek çıkmaz.
Bir zamanlar etkili olmuş olmak, bugün hala gerekli olmak anlamına gelmez. Bir dönem seçim kazanmış olmak, bugün hala umut olmak anlamına hiç gelmez.
Bu şehir bazen isimlerle soyadlarını birbirine karıştırıyor. Bir kişinin ortaya koyduğu vizyonun, aynı soyadı taşıyan herkes tarafından otomatik olarak temsil edilebileceğine inanıyor. Oysa liderlik miras bırakılan bir makam değildir. Ne aile şirketidir ne de veraset yoluyla devredilen bir ünvan.
Antalya'nın kronik sorunlarından biri de zaman zaman lider aramak yerine hatıra aramasıdır. Geçmişe duyulan saygı ile geleceği kuracak irade aynı şey değildir. Bir döneme damga vurmuş olmakla yeni bir dönemi taşıyabilmek arasında ciddi bir fark vardır. Şehirler özlemle yönetilmez. Dünün hatırası, yarının vizyonunun yerine konulamaz.
Antalya'nın bugün ihtiyacı olan şey, tanıdık soyadlarının sağladığı konfor değil; yeni fikirlerin, yeni kadroların ve yeni iradenin ortaya çıkabilmesidir.
Antalya’nın sıkıntısı sadece isim sıkıntısı da değil. Bu şehirde yeni isim büyütecek iklim de zayıf. Genç kadro yetişmiyor, yetişse öne çıkarılmıyor, öne çıksa desteklenmiyor. Çünkü yeni isim risk demek. Yeni lider, eski dengeleri bozar. Yeni yüz, eski masaları rahatsız eder. O yüzden güvenli liman aranıyor: Eski ama bilinen, yıpranmış ama tanıdık, tükenmiş ama kontrol edilebilir isimler. Antalya bu yüzden sıçrayamıyor.
Çünkü cesaret yerine konfor, yenilik yerine tekrar tercih ediliyor.
Bugün bu şehirde yönetici bulunuyor ama lider bulunamıyor. Koltuğa oturacak insan bulunuyor ama o koltuğa ağırlık koyacak irade bulunamıyor. Mesele tam da burada başlıyor. Antalya’nın derdi sadece seçimi kimin kazanacağı değil; bu şehri gerçekten kimin taşıyacağıdır. Ve ne yazık ki bugün o soruya verilen cevap, geçmişin tozlu raflarından çıkarılan isimlerden ibaret.
Antalya artık kendine şu soruyu dürüstçe sormalı: Bu şehir gerçekten yeni lider çıkaramıyor mu, yoksa yeni lider çıkmasın diye kurulmuş görünmez bir düzen mi var?
Çünkü bu soruya samimi bir cevap verilmezse, yarın afişler değişir, sloganlar değişir, yüzler biraz rötuşlanır ama şehir yine aynı yerde kalır. Antalya’nın artık yeni makyaja değil, yeni iradeye ihtiyacı var.
Aksi halde bu şehir, geleceğini değil, sadece geçmişini tekrar tekrar seçmeye devam eder.
Yorumlar
Kalan Karakter: