Antalya yıllardır “turizm cenneti”, “bacasız sanayi”, “ekonominin lokomotifi” diye pazarlanıyor.
Peki bu parlak vitrin neyi saklıyor?
Bu şehri ayakta tutan turizm emekçisinin cebine ne giriyor?
Hangi hakka sahip?
Hangi koşulda yaşıyor?
Kimsenin konuşmadığı, herkesin bildiği o gerçeği bugün net biçimde yazıyorum.
Rekor kıran sektörün altında ezilen görünmez bir sınıf var
Turizm patronları kameraların karşısına geçip “Her şey harika, rekor kırıyoruz” diyedursun…
Aynı anda Antalya’daki turizm çalışanı:
● Maaşını enflasyon tüfeğiyle kovalamaya çalışıyor.
● Kirayı öderken boğuluyor.
● Turiste gülerken kendi çocuğuna hesap kitap yapıyor.
Ve bütün bunlar olurken, sektörün “baronları” hâlâ çıkıp utanmadan “Sektör çok iyi gidiyor” demeye devam ediyor.
Evet, sektör iyi gidiyor.
Ama kimin için?
Turist için.
Patron için.
Baronlar ve onların maaşlı alkışçıları için…
Peki ya bu şehri taşıyan çalışan?
Yerin dibinde.
Antalya’da sınıfsal ayrım artık gizlenemeyecek kadar çıplak
Antalya bugün ikiye ayrılmış durumda:
Yukarıda kazananlar.
Aşağıda kazandıranlar.
Ve bu iki tabaka birbirinin dilini bile bilmiyor.
Küçük bir işletme basit bir belge için kapı kapı dolaşırken, büyük otellerin kırmızı halıyla çözüldüğünü bilmeyen yok.
Aynı devlet, aynı yasa…
Ama uygulama?
Bir türlü aynı değil.
Turizm çalışanı artık düşük gelir grubunda değil: Resmen “görünmez sınıf”
Sabah otel servisine biniyor: Görünmez.
Öğle arasında koşturuyor: Görünmez.
Akşam eve dönüyor: Yine görünmez.
Turist onu sadece hizmet alırken görüyor.
Siyasetçi ise hiç görmüyor.
Çünkü görmek işine gelmiyor.
Bu kadar basit.
Bu şehrin gerçek fotoğrafı işte burada: Dünyayı doyuran Antalya, kendi insanını aç bırakıyor
Her şey dahil sisteminde dünyayı doyuran Antalya, kendi insanını doyuramıyor.
Bu cümle yeter aslında:
Turizm büyüyor, Antalya küçülüyor.
Ve herkes bunu biliyor.
Ama kimse yüksek sesle söylemeye cesaret etmiyor.
Cesaret etmeyenlere gelsin:
Kalıbınızdan utanın.
Bu düzen kimin işi? Kim besleniyor, kim bitiriliyor?
Antalya’nın sırtından milyar dolar kazananlar belli.
Bu şehre gerçek anlamda değer üretenler de belli.
Kazananı dokunulmaz kılıp, kazandıranı görünmez yapma oyunu artık ifşa olmak zorunda.
Çünkü bu şehirde birileri para sayarken, birileri gerçekten hayatta kalmaya çalışıyor.
Son söz: Kimse söyleyemiyorsa ben söyleyeyim
Baronlar…
Patronlar…
Ve patronların maaşlı yalakaları…
Bu düzen adil değil.
Adil olmayacak.
Ve bir gün mutlaka yüzünüze çarpacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: