Adalya Apartmanı yıkılsın, apartman sakinleri ifşa edilsin!
Antalya’nın falezleri, bu kentin kartpostalı değildir sadece; namusudur. Denizle taşın kavga etmeden yan yana durduğu, şehrin kendini dünyaya anlattığı en güçlü cümledir. Şimdi o cümleyi birileri demir kapıyla, beton duvarla, kamerayla ve özel asansörle delmeye kalkmış.
Mesele tam da budur: Doğayı sevmek değil, ele geçirmek isteyen bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Konyaaltı Beach Park’tan Lara’ya uzanan, yüksekliği 40 metreyi bulan ve “Tufa Kıyı Falezi” özelliğiyle dünyada tek olduğu belirtilen bu hat üzerinde kaçak baraka ve falez oyularak yapılmış özel asansör tespit edildi. İçeride duş var, kano var, av malzemesi var.
Yani karşımızda bir heves işi değil, ortak mirası özel mülke çevirme cüreti var. Muratpaşa Belediyesi mühürlemiş, Bakanlık yıkım kararı vermiş, Başsavcılığa suç duyurusu yolu açılmış. Çünkü burası sıradan bir arsa değil; “Kesin Korunacak Hassas Alan.”
İnsanın aklına şu geliyor: Bir falezin içine asansör açmak, kayaya kapı takmak, kamerayla korumak, duş koymak öyle bir gecede olacak iş değil. Bu, “Bir deneyelim” işi de değil. Bu, “Burası da benim olsun” pervasızlığıdır. Antalya’da asıl tehlike de budur zaten. Parası, gücü ya da bağlantısı olanın kamusal olana el uzatırken kendini rahat hissetmesi.
Çünkü bu rahatlık, sadece kayayı değil, hukuk duygusunu da oyuyor.
Daha vahim olan ise şu: Bu yapının yaklaşık 40 yıl önce inşa edildiği belirtiliyor. Demek ki burada sadece bugünün suçu yok; yılların suskunluğu var. Kim görmedi? Kim duymadı? Kim “aman bana ne” dedi? Antalya’da bazı kaçaklar betonla değil, sessizlikle büyür. Falez de böyle oyulur zaten: önce taş delinmez, önce denetim delinir.
Şimdi çıkıp “yıkım kararı verildi” diye rahatlayamayız. İyi, verildi. Ama bu, geç kalmış bir refleks. Asıl soru şu: Antalya’nın falezlerinde daha kaç gizli merdiven, kaç kapı, kaç özel iniş, kaç arsız müdahale var? Çünkü bir yerde asansör çıkıyorsa, mesele tek bir asansör değildir; o cüreti mümkün kılan düzendir.
Bu yüzden bu dosyayı “kaçak yapı haberi” diye küçültmek, Antalya’ya yapılacak ikinci kötülüktür. Bu dosya bize şunu söylüyor: Bu şehir, en kıymetli doğal mirasını bile korumakta zorlanıyorsa, yarın başka neyi koruyacak? Falezleri oyanlar aslında taşı değil, kenti oyuyor. Antalya’nın ortak yüzünü parça parça özel çıkara çevirmeye çalışıyor.
O yüzden mesele nettir: Falezleri oyanlarla mücadele, sadece imar meselesi değildir. Bu, şehir hakkı meselesidir. Kamu ahlakı meselesidir. Antalya’ya sahip çıkma meselesidir. Çünkü bu falezler, birilerinin özel asansör keyfi için değil; bu kentin çocukları, insanları ve hafızası için var. Bu kadar basit. Bu kadar sert.
Bu yapıyı kim kullandı, kim göz yumdu, kim sustu?
Yorumlar
Kalan Karakter: