Bugün çok net bir yerden konuşuyorum.
Ne duygusalım, ne tarafım var.
Sadece adalet istiyorum.
Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle birlikte, otellerde yangın güvenliği konusunda yeni bir dönem başladı. Cumhurbaşkanı imzasıyla yürürlüğe giren düzenleme açık: İtfaiye raporu olmayan konaklama tesisleri, 31 Mayıs 2026’ya kadar eksiklerini gideremezse kapatılacak.
Buraya kadar itiraz edilecek bir şey yok.
Yangın güvenliği hayati bir meseledir.
Buna kimse itiraz edemez.
Ama asıl mesele şudur: Bu yönetmelik nasıl uygulanacak?
Çünkü biz bu filmi daha önce gördük.
Antalya’da turizm sezonu yaklaşırken, küçük oteller, butik işletmeler ve pansiyonlar müşteri karşılama telaşındayken kapılarında denetim ekiplerini buldu.
Denetimler nereden başladı biliyor musunuz?
Beş yıldızlı dev tesislerden değil.
Zincir otellerden değil.
Bin odalı yapılardan hiç değil.
Denetimler küçüklerden başladı.
Neden?
Kentte uzun süredir dile getirilen bir iddiaya göre; Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın, denetimlerin büyük tesislerden başlaması halinde “Turizmin zarar göreceği” yönünde görüş bildirdiği konuşuluyor.
Bu görüşün, uygulamanın yönünü belirlediği de kentte yaygın biçimde tartışılıyor.
Ve sonuç ortada.
Filler tepişti, olan yine çimenlere oldu.
Açık konuşayım.
Ben de büyük turizm tesislerine danışmanlık hizmeti veriyor olsaydım, kendi ekmeğime çomak sokmak istemezdim.
Küçük otellerin, pansiyonların ATSO Başkanı’na ekonomik bir faydası yoktur.
Ama danışmanlık verdiği dev tesislerin vardır.
Antalya’ya gelen turistlerin yaklaşık yüzde 30’u küçük otel ve pansiyonlarda konaklıyor.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Bu, Antalya turizminin yüzde 30’unun daha ucuz, daha erişilebilir ve daha şehirle temas halinde olması demek.
Bu durum, turizmi birkaç büyük oyuncunun tekeline almak isteyenleri rahatsız ediyor.
İşte küçük işletmelerin hedefte olmasının asıl nedeni de burada yatıyor.
Şimdi yeni bir yönetmelik var.
Ve buradan açıkça soruyorum: Bu yönetmelik herkese eşit mi uygulanacak, yoksa yine küçükler ezilip büyükler mi korunacak?
ATSO Başkanı’na buradan açık bir çağrım var: Bu şehirde yalnızca büyük tesislere değil, sektörün tamamına karşı sorumluluğunuz var.
ATSO Başkanlığı bir danışmanlık ofisi değildir.
Küçük işletmeleri feda edecek bir makam hiç değildir.
Eğer bu düzenleme yine yalnızca pansiyonların, butik otellerin ve küçük işletmelerin boğazına sarılırsa, bunun adı yangın güvenliği olmaz.
Bunun adı sektörel tasfiye olur.
Turizm Bakanlığı’na da buradan net bir çağrım var: Samimiyseniz denetimlere en büyük riskin olduğu yerlerden başlayın.
Binlerce kişinin aynı anda konakladığı tesislerden başlayın.
Risk oradadır.
Küçük oteller bu şehrin yükü değil, omurgasıdır.
Onları yok ederseniz, turisti otelin duvarları arasına hapsedersiniz.
Şehri de esnafı da boğarsınız.
Yangına dayanıklı kapı istemek doğrudur.
Ama bunu adil, eşit ve gerçekçi bir takvimle yapmak zorundasınız.
Aksi halde bu düzenleme güvenlik değil, piyasa mühendisliği olur.
Biz buna sessiz kalmayız.
Bu bir tehdit değildir.
Bu bir uyarıdır.
Bu bir fikri takiptir.
Herkes için hukuk, herkes için denetim, herkes için eşit uygulama istiyoruz.
Büyüklerin kollandığı, küçüklerin ezildiği bir düzeni ne Antalya kaldırır ne de biz görmezden geliriz.
Yorumlar
Kalan Karakter: