Antalya’da bazı açılışlar vardır; yapılan işe bakarak değil, o işin neden yıllarca yapılmadığını sorarak anlam kazanır. Altınkale Farklı Seviyeli Kavşağı tam olarak böyle bir dosya.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı çıktı, açılışı yaptı. Seyahat süresinin 30 saniyeye düştüğünü söyledi, sinyalizasyonun devre dışı kaldığını anlattı. Güzel. Olması gereken yapılmış. Zaten kimse kavşak yapılmasına itiraz etmiyor.
Soru başka.
Madem bu kavşak gerekliydi, neden sekiz yıl beklendi?
Çünkü mesele bugün açılmış bir kavşak değil, sekiz yıl boyunca açılmamış olması.
2017-2018 yıllarında Antalya-Burdur Karayolu üzerinde, Korkuteli Kavşağı ile Antalya OSB çıkışı arasında peş peşe farklı seviyeli kavşaklar yapıldı. Amaç netti: Antalya’dan Burdur yönüne giden araç mümkün olduğunca ışığa takılmadan şehirden çıksın.
Hat bu mantıkla kuruldu.
Ama bir tek Altınkale yerinde kaldı.
Orada ışık yandı.
Orada trafik birikti.
Orada zaman kaybedildi.
Orada yakıt yakıldı.
Orada milli servet eridi.
Şehircilikte bazen tek bir kavşak bütün hattın kaderini bozar. Yol yapılır ama boğaz bırakılır. Altınkale tam olarak buydu.

İşin daha rahatsız edici kısmı ise kentte uzun süredir konuşulan iddia.
Deniliyor ki bu kavşağın yıllarca yapılmamasında, yakındaki bir istasyonunun ticari düzeninin bozulmaması etkili oldu.
Burada çizgiyi doğru çekelim. Bu, kanıtlanmış bir bilgi değil. Ama güçlü bir kamuoyu iddiası. Ve tam da bu yüzden açıklama gerektiriyor.
Doğru değilse, yetkililer teknik, idari ya da kamulaştırma gerekçesini açıkça anlatmalı.
Doğruysa mesele çok daha ağır.
O zaman soru şuna dönüşür: Antalya’da her gün on binlerce insanın çektiği trafik çilesi, bir özel ticari alanın hassasiyeti ve hukuki süreci yüzünden mi sekiz yıl çözümsüz bırakıldı?
Kimseyi peşinen suçlamak doğru değil. Ama sekiz yıl boyunca yaşanan bir sorunun neden çözülmediğini hiç sormamak da doğru değil.
Çünkü bu şehirde insanlar her kırmızı ışıkta sadece vakit kaybetmedi.
Yakıt kaybetti.
Sinir kaybetti.
Verim kaybetti.
Para kaybetti.
Bugün “kavşakla trafik akışı sağlandı” deniyorsa, şu soruyu sormak kaçınılmaz:
Bu rahatlama bugüne kadar neredeydi?
Teknik engel neydi?
Kamulaştırma sorunu mu vardı?
Proje mi yoktu?
Bütçe mi bulunamadı?
Yoksa o konuşulan hassasiyet mi devredeydi?
Kamu yatırımı sadece yapılmış olmakla ölçülmez. Zamanında yapılıp yapılmadığıyla ölçülür. Geç yapılan doğru iş, yıllarca yanlış sonuç üretir.
Dosyanın bir de tuhaf tarafı var.
Sıradan bir kavşak açılışı için neden iki bakan geliyor?
İnsan ister istemez soruyor:
Binlerce kişiye istihdam mı sağlandı?
Barınma sorunu mu çözüldü?
Ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmeti mi sunuldu?
Antalya’nın kronik bir meselesi kökten mi bitti?
Hayır.

Alt tarafı bir kavşak açıldı.
O zaman iki bakan neden burada?
Antalya’nın çözüm bekleyen onlarca sorunu varken, bu ölçekte bir yatırım için yüksek protokol kurdele kesmeye geliyorsa ortada sadece ulaşım yatırımı yoktur. Bir siyasi gösteri de vardır.
Böyle anlarda insanın aklına hoş şeyler gelmiyor. Çünkü bu filmi daha önce gördük.
Yol yapılır.
Kurdele kesilir.
Fotoğraf verilir.
Sonra ilk ciddi yağmurda başka bir yerde su baskını olur.
Ardından tanıdık cümleler gelir:
“Olağanüstü yağış”
“Son yılların en yüksek yağışı”
“Beklenmedik miktarda su”
Yani iş yapılmış gibi görünür ama asıl sınavı tabiat sorar.
O yüzden bugünden söyleyelim:
Önümüzdeki kış sert geçerse şaşırmayın.
Sel olursa şaşırmayın.
Su baskını olursa şaşırmayın.
Arkasından aynı cümleler kurulursa hiç şaşırmayın.
Hatta şimdiden şişme bot bakmaya başlayanlar çıkarsa, kimse yadırgamasın.
Çünkü yol yaptılar.
Yorumlar
Kalan Karakter: