Antalya’da Boğaçayı ve Çandır Çayı yatağında planlanan TOKİ konut projesiyle ilgili tartışma artık bir görüş meselesi değil, yargı kararıyla teyit edilmiş bir risk meselesidir.
Antalya 2. İdare Mahkemesi, Çakırlar Mahallesi’nde planlanan projeye ilişkin “ÇED Gerekli Değildir” kararının yürütmesini durdurdu. Gerekçede taşkın riski, içme suyu havzası niteliği, yeraltı suyu kirliliği ihtimali ve bilimsel belirsizlikler açıkça vurgulandı.
Üç hafta önce bu köşede Boğaçayı ve Çandır Çayı yatağında planlanan büyük ölçekli konut projesini ele almıştım. O yazıda bir felaket senaryosu kurmadım, kimseyi suçlamadım.
Sadece teknik raporların ve uzman görüşlerinin yıllardır işaret ettiği riskleri kayda geçirdim. Alanın taşkın yatağı olduğunu, zeminin alüvyon yapıda bulunduğunu, AFAD raporlarında bölgenin taşkın riski taşıdığının açıkça yazıldığını, DSİ ve ASAT’ın su güvenliği konusunda uyarılarda bulunduğunu hatırlattım. Temel soru şuydu: Bu teknik uyarılar karar süreçlerinde gerçekten dikkate alınıyor mu?
Aradan geçen üç haftanın ardından verilen mahkeme kararı, tartışmanın merkezinde siyasetin değil, teknik risklerin yer aldığını ortaya koydu. Bu karar bir tarafın kazanması ya da kaybetmesi olarak okunmamalı. Aksine, planlama süreçlerinde bilimin ve risk analizinin belirleyici olması gerektiğini hatırlatan ciddi bir uyarı olarak görülmeli.
Çünkü söz konusu alan sıradan bir arsa değil. Boğaçayı ve kolları; su ekosistemi, tarım alanları ve karstik yapısıyla kırılgan bir hidrojeolojik sistem oluşturuyor.
Danıştay raporlarında bölgenin bir “eko-coğrafya” niteliği taşıdığı açıkça ifade ediliyor. Böyle bir alanda yoğun yapılaşma kararı alınırken, olağan bir imar sahasından söz etmiyoruz.
Kararın zamanlaması da ayrıca dikkat çekici. Aynı hafta Antalya’da metrekareye 190 kilogram yağış düştü. Kumluca ve Aksu başta olmak üzere binlerce dönüm tarım alanı zarar gördü. 200–300 milyon liralık kayıptan söz ediliyor. İklim krizinin etkileri artık teorik bir tartışma değil; sahada yaşanan bir gerçek. Yağışlar daha kısa sürede, daha yoğun geliyor. Bu koşullar altında taşkın havzalarında yapılaşma kararlarının çok daha hassas değerlendirilmesi gerektiği açık.
Bu noktada asıl sorulması gereken soru şudur: Bu riskler proje sürecinin en başında yeterince değerlendirilmiş miydi?
İlgili kurum görüşleri bütüncül biçimde masaya konmuş muydu? Taşkın modellemeleri, hidrojeolojik analizler ve su güvenliği raporları karar mekanizmasının merkezinde yer almış mıydı? Eğer tüm teknik uyarılar biliniyor ve buna rağmen süreç ilerliyorsa bu bilinçli bir tercihtir.
Eğer yeterince değerlendirilmeden ilerlenmişse bu ciddi bir planlama sorunudur.
Antalya büyüyor. Nüfus artıyor. Konut ihtiyacı var. Buna itiraz yok. Ancak büyümenin yönü ve yöntemi, en az büyümenin kendisi kadar önemli.
Şehirler yalnızca metrekare hesabıyla değil; risk yönetimi, ekolojik denge ve afet dayanıklılığı ile planlanır. Dere yatakları ve taşkın havzaları kısa vadede cazip görünebilir; fakat uzun vadede kamu maliyeti çok daha ağır olabilir.
Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı, henüz yaşanmamış bir risk için çekilmiş bir frendir. Bu yönüyle önemlidir. Türkiye’de çoğu zaman afetler yaşandıktan sonra raporlar yazılır, sorumluluk tartışmaları yapılır. Bu kez süreç tersine dönmüş oldu. Bu durum, planlama kültürü açısından önemli bir fırsattır.
Bundan sonrası daha kritik. Teknik raporların, taşkın analizlerinin ve hidrojeolojik verilerin kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde paylaşılması gerekir. Karar süreçlerinin hangi kriterlere göre şekillendiği netleşmelidir. Antalya gibi iklim riski yüksek bir şehirde planlama artık klasik imar mantığıyla değil, afet dirençliliği perspektifiyle yapılmalıdır.
Bu mesele yalnızca bir projeden ibaret değildir. Bu mesele, Antalya’nın nasıl bir şehir olmak istediğiyle ilgilidir.
İklim krizini ciddiye alan, bilimi merkeze koyan bir şehir mi?
Yoksa her büyük yağıştan sonra “olağanüstü doğa olayı” diyerek süreci geçiştiren bir şehir mi?
Mahkeme bir karar verdi.
Şimdi asıl sınav başlıyor.
Çünkü şehirlerin kaderini yalnızca projeler değil, o projelere yaklaşım biçimi belirler.
Yorumlar
Kalan Karakter: