Kalabalıklar içinde yalnız hissetmek, çoğu zaman bir eksiklikten değil, fazlalıktan doğar. Daha doğrusu, kusursuz olma çabasından.
İnsan kendini eleştirmekten kaçtığında, dışarıya pürüzsüz bir vitrin koyar. Hatasız cümleler, yerinde tepkiler, doğru zamanlamalar… Her şey olması gerektiği gibidir. Ama tam da bu “olması gerektiği gibi” hâl, insanı başkalarından uzaklaştırır. Çünkü kusursuzluk, temas etmez; mesafe koyar.
Ramazan ayı tam da bu yüzden rahatsız edicidir. İnsanı yavaşlatır. Açlıkla değil; aceleyle, kaçışla, üstünü örttüğümüz kusurlarla yüzleştirir. Sabır burada başlar. Başkalarına katlanmak değil; insanın kendi eksikliğine tahammül edebilmesiyle.
Kendini eleştirmeyen insan, aslında kendinden kaçıyordur. Oysa sabır, kusursuz görünmeye çalışmaktan vazgeçip, kendinle aynı masada oturabilmektir. Kalabalığın ortasında bile kendini duymaya razı olmaktır.
İnsan, kusursuz olmaya çalıştıkça yalnızlaşır; sabır, kusurla aynı odada kalabilmektir.
Esenlikle kalın…
Yorumlar 1
Kalan Karakter: