Bazen insan durup kendi kendine soruyor: Bu kadar düşünerek, tartarak, yanlış yapmaktan korkarak yaşamanın anlamı ne? Madem “her şerde bir hayır” var, bu doğru karar meselesi niye bu kadar büyüyor?
O cümle çoğu zaman yanlış yerden okunuyor. “Her şerde hayır vardır” bir yön tarifi değil, bir dayanma cümlesi. Yanlışı seçelim diye değil; yanlışla karşılaştığımızda dağılmayalım diye söylenmiş bir teselli.
Peki doğru karar verdiğimizi nasıl anlayacağız?
Aslında anlayamayacağız. Çünkü bu hayatta kararların üzerinde “doğru” ya da “yanlış” etiketi yok. Karar var. Bir de o kararı alırken kendimize ne kadar dürüst olduğumuz.
Aynı seçim birini büyütürken, başkasını yorar. Aynı hata birini toparlarken, diğerini dağıtır. Demek ki mesele seçimin kendisinden çok, seçerken kendimize ne söylediğimiz.
Şerden kaçmamızın sebebi de burada. Şer bazen hayır doğurur ama herkes o hayrı çıkarabilecek güce sahip değildir. Ateş ısıtır; ama herkes elini aynı süre tutamaz.
Belki de doğru kararı sonuçtan değil, niyetten anlıyoruz.
Kararı alırken içimiz sakinse, sonrası ister hayır olsun ister şer, artık o bizim yolumuzdur.
Çünkü hayır, şerrin içinden çıkabilir.
Ama şer, hayır niyetiyle seçilmez.
Esenlikle kalın…
Yorumlar
Kalan Karakter: