Bugün yeni bir şey anlatmıyorum. Aslında eski bir gerçeğin gecikmiş fotoğrafını önünüze koyuyorum. Çünkü bu filmi ben daha önce gördüm. Hatta fragmanını da Ağustos 2024’te yazdım. Başlığı da çok açıktı: “Malumun İlanı.”
O gün Döşemealtı’nda bir belediyecilik enkazı olduğunu söylüyordum. Turgay Genç döneminin ilçeyi de belediyeyi de çökerten bir tablo bıraktığını yazıyordum. CHP’nin bu tabloya uzun süre seyirci kaldığını, yeni yönetimin ise enkazı kaldırmak yerine enkazın başında mağduriyet pozu verdiğini anlatıyordum. Kısacası ortada kimsenin görmek istemediği ama herkesin bildiği bir gerçek vardı.
Aradan zaman geçti.
Bugün gelinen noktada, Döşemealtı Belediyesi’nin bazı ihalelerinde usulsüzlük ve resmi belgede sahtecilik iddialarıyla yürütülen soruşturmada kamu zararının 125 milyon lirayı aştığı belirtiliyor. Dosya kapsamında eski Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç’in tutuklandığı haberi geliyor.
Burada hukuki çizgiyi doğru koymak şarttır. Tutuklama mahkûmiyet değildir. Bir kişi tutuklandı diye dava bitmiş olmaz. Yargılama sürer, deliller değerlendirilir, mahkeme karar verir.
Ancak şu da inkâr edilemez:
Dün siyasi eleştiri diye küçümsenen, “abartı” denilerek geçiştirilen şey bugün adli soruşturmanın konusu haline gelmişse, dönüp geçmişe bakmak artık tercih değil, zorunluluktur.
Benim 2024’te yazdığım metin bir kehanet değildi. Fal hiç değildi. Görünen köyü tarif etmekti.
Çünkü Döşemealtı’ndaki sorun sadece kötü yönetim değildi.
Asıl sorun, kötü yönetimin zamanla normal kabul edilmesiydi.
Sorun, belediyenin hali ortadayken partinin susmasıydı.
Sorun, enkazın konuşulup sorumluluğun konuşulmamasıydı.
Herkes borçtan söz ediyordu ama o borcun nasıl oluştuğunu, neden oluştuğunu ve siyasi bedelinin ne olması gerektiğini konuşmak istemiyordu.
Herkes haczi izliyordu ama o haczi mümkün kılan çürümenin köküne inmekten özellikle kaçınıyordu.
Bugün savcılık cephesinden gelen tablo ağırdır.
Bazı ihalelerde usulsüzlük iddiası var.
Resmi belgede sahtecilik iddiası var.
125 milyon lirayı aşan kamu zararı tespiti var.
Eski başkan dahil çok sayıda isim hakkında işlem var.
Hal böyleyken asıl sorulması gereken soru yalnızca “Turgay Genç ne yaptı?” sorusu değildir.
Daha büyük soru şudur: Eğer tablo bu kadar ağırdıysa, CHP bunu neden zamanında siyasi olarak temizlemedi?
İl başkanlığı neden sustu?
Parti mekanizması neden erkenden devreye girmedi?
Neden “burada bir sorun var” cümlesi savcılık dosyasından önce siyaset kurumunun ağzından çıkmadı?
Çünkü Türkiye’de partilerde kronik bir hastalık var.
Koku çıkana kadar susuyorlar.
Dosya açılana kadar bekliyorlar.
Operasyon yapılınca ahlak hatırlıyorlar.
Oysa siyaset dediğiniz şey savcıdan sonra değil, savcıdan önce çalışmalıdır.
Bir partinin kendi belediyesindeki çürümeyi fark etmesi için polis baskınını, gözaltı listesini, adliye koridorunu beklememesi gerekir.
Eğer bekliyorsa orada sadece bireysel hata yoktur; kurumsal zaaf vardır.
Hatta daha açık söyleyelim: Denetim mekanizması yoktur ya da işlemez haldedir.
Döşemealtı dosyası tam da bu yüzden tek bir başkanın dosyası değildir.
Bu dosya aynı zamanda CHP’nin yerelde kurduğu siyasi denetim mekanizmasının iflas tartışmasıdır.
Çünkü bir belediye başkanı gider, yerine yenisi gelir.
Ama aynı partinin içinde hiç kimse çıkıp “Biz burada neyi kaçırdık, neyi görmedik, neyi görmek istemedik?” diye sormuyorsa, sorun bir isim olmaktan çıkar, kurumsal hale gelir.
Bugün yaşanan budur.
Siyasi sorumluluk bireysel olmaktan çıkıp partisel bir mahiyet kazanmıştır.
En acı tarafı da şu:
O yazıyı yazdığım günlerde bazıları rahatsız oldu.
Bazıları sert buldu.
Bazıları da alışıldık refleksle “abartıyorsun” dedi.
Bugün gelinen yerde ise tartışma artık üslup tartışması değil.
Mesele polemik değil, dosya.
Mesele siyasi atışma değil, soruşturma.
Mesele eleştiri değil, tutuklama.
Bu yüzden o gün atılan başlığı bugün daha yüksek sesle tekrar etmek gerekiyor:
Malumun ilanıydı.
Şimdi adli dosya oldu.
Bu dosyadan çıkarılması gereken ders de nettir: Muhalefet olmak, tek başına ahlaki üstünlük sağlamaz.
Kendini iktidara karşı konumlandırmak, seni otomatik olarak temiz yapmaz.
Kendi evinin önünü süpürmüyorsan, gün gelir başkası gelir senin kapını çalar.
Döşemealtı’nda olan budur.
Bugün Turgay Genç tutuklandı.
Ama asıl yargılanması gereken şey belki de sadece bir dönem değil; o döneme yıllarca göz yuman, görüp susan, susup geçiştiren siyasi körlüktür.
Çünkü bazen asıl suç, yapılanı yapmak değil; yapılanı zamanında görüp gereğini yapmamaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: