Milli Eğitim Bakanlığı’nın ders kitaplarında “Kurtuluş Savaşı” yerine “Milli Mücadele” ifadesini tercih edeceğini açıklaması, ilk bakışta basit bir kelime değişikliği gibi görülebilir. Oysa mesele yalnızca bir sözcük meselesi değildir.
Milli Eğitim Bakanı “Neden kurtuluyoruz? Koca bir imparatorluktan mı?” diye soruyor.
Hayır!
İzmir’i işgal eden ordulardan kurtuluyorduk.
İstanbul’u denetimi altına alan işgal kuvvetlerinden kurtuluyorduk.
Sevr Antlaşması’yla Anadolu’yu parçalamak isteyenlerden kurtuluyorduk.
Anadolu’da başlayan Milli Mücadele’yi bastırmaya çalışan siyasal anlayıştan kurtuluyorduk.
Kuva-yi Milliye’nin üzerine kuvvet gönderen bir yönetim anlayışından kurtuluyorduk.
Millet iradesi yerine işgal güçleriyle uzlaşmayı çözüm gören teslimiyetçi siyasetten kurtuluyorduk.
Ve nihayet, egemenliği bir hanedanın iradesinden alıp millete veren büyük tarihsel dönüşümü gerçekleştiriyorduk.
* * *
İşte bu yüzden bu savaşın adı yalnızca “İstiklal Harbi” değildir. Yalnızca “Milli Mücadele” de değildir. Millet, yaşadığı büyük dönüşümü anlatırken ona “Kurtuluş Savaşı” demiştir.
Çünkü kurtulan yalnızca bir toprak parçası değildi. Bir milletti.
İşgalden kurtuluyordu.
Parçalanmaktan kurtuluyordu.
Esaretten kurtuluyordu.
Kendi kaderini tayin etme hakkını yeniden kazanıyordu.
Bu millet, savaşına “İstiklal Harbi” dedi. Kahramanlarına “İstiklal Madalyası” verdi. Cumhuriyet yıllarında ise aynı mücadeleyi “Kurtuluş Savaşı” olarak hafızasına kazıdı. Bu üç isim birbirine rakip değildir. Aynı destanın farklı yüzleridir.
* * *
Asıl tartışılması gereken şudur: Neden, milletin yüz yıldır benimsediği “Kurtuluş Savaşı” ifadesi özellikle müfredattan çıkarılmak isteniyor?
Çünkü bir milletin hafızası, kullandığı kavramlarla yaşar. Tarihi yeniden yazmak bazen yeni kitaplar hazırlamakla değil, eski kelimeleri sessizce değiştirmekle başlar.
Oysa tarih, bugünün siyasal tercihlerine göre yeniden adlandırılacak bir alan değildir. Bir millet geçmişini unutarak değil, onu bütün gerçekliğiyle hatırlayarak geleceğini kurar.
Yorumlar
Kalan Karakter: