New York’un gökyüzüne uzanan simgelerinden birine tırmanan Rus bir çift, zirvede evlilik teklif etti. Olay kısa sürede dünyanın birçok yerinde haber oldu. Kimileri bunu çılgınlık olarak gördü, kimileri cesaret olarak yorumladı. Benim aklıma ise bambaşka bir soru takıldı.
Neden orası?
Sonuçta evlilik teklifi, iki insan arasında geçen en özel anlardan biridir. Bir dağın zirvesinde de yapılabilir, deniz kenarında da, çocukluk anılarının geçtiği bir sokakta da… Peki neden milyonlarca insanın dikkatini çekecek bir gökdelen?
Belki de bunun cevabı yalnızca aşkta değil, insanın doğasında saklı.
İnsan, yalnızca mutlu olmak istemiyor. Mutlu olduğunun bilinmesini de istiyor. Belki de bunun için tarihin her döneminde iz bırakmaya çalıştı. Kimi bir tablo yaptı, kimi bir şiir yazdı, kimi adını bir binaya verdi. Bugün ise bazen tek bir görüntü, milyonlarca insanın ekranına düşüyor ve birkaç dakika içinde dünyanın konuştuğu bir olaya dönüşebiliyor.
Sosyal medya çağında yaşadığımızı söylüyoruz ama belki de yaşadığımız çağın asıl özelliği görünür olma çağı. Artık birçok insan sadece anı yaşamıyor; o anın başkaları tarafından görülmesini, paylaşılmasını ve hatırlanmasını da istiyor.
Elbette bu çifti gerçekten neyin motive ettiğini bilemeyiz. Belki onlar için bu, meslekleriyle özdeşleşen simgesel bir andı. Belki de yalnızca kendi hikâyelerini farklı bir şekilde yazmak istediler. Ancak olayın dünya çapında ilgi görmesi, bize başka bir gerçeği de hatırlatıyor: Günümüzde dikkat, en değerli para birimlerinden biri hâline geldi.
Bir zamanlar insanlar fotoğraf albümleri hazırlardı; onları yıllar sonra çocukları açıp bakardı. Şimdi ise anılar saniyeler içinde milyonlarca yabancının ekranına ulaşıyor. Beğeniler, yorumlar ve paylaşımlar bazen yaşanan duygunun önüne geçebiliyor.
Belki de asıl mesele yükseğe tırmanmak değildir. Asıl mesele, oraya neden çıktığımızdır.
İnsan, gerçekten kendi mutluluğu için mi zirveye çıkar? Yoksa bir gün o zirvede çekilmiş fotoğrafıyla hatırlanmak için mi?
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Ama kesin olan bir şey var: Hepimiz ardımızda bir iz bırakmak istiyoruz. Kimimiz bunu sessizce, sadece sevdiklerimizin kalbinde yapmayı seçiyor. Kimimiz ise bütün dünyanın tanıklığını istiyor.
Belki de hayatın değeri, kaç kişinin bizi gördüğünde değil; bizi gerçekten tanıyan kaç kişinin hayatına dokunabildiğimizdedir. Çünkü bazı anlar manşet olur, bazı anlar ise ömür boyu kalpte yaşar. Hangisinin daha değerli olduğuna ise her insan kendi hikâyesiyle karar verir.
Unutulmak mı, hatırlanmak mı?
Yayınlanma :
02.07.2026 12:44
Güncelleme
: 02.07.2026 12:44
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: