Yıl 1966.
Antalyaspor kuruluyor.
Antalya’nın şehir merkezi…
Kaleiçi, Balbey, Haşim İşcan, Tahılpazarı, Gençlik, Yıldız, Kızıltoprak…
Toplam nüfus: 60 bin civarı.
Etrafında köyler var.
Arapsuyu köyü, Uncalı köyü, Yeniköy, Varsak kasabası…
Bugün milyon dolarlık villaların yükseldiği Güzeloba–Lara ise sadece bir köy.
O günün Antalya’sı küçük.
Ama aklı büyük.
Fikri büyük.
Saklıkent’in kuruluşundaki o vizyoner Antalyalıları daha önce anlatmıştım.
İşte o aynı arkadaş grubu, başlarına birkaç “abi”yi de alarak, 60 bin nüfuslu bir şehirde bu kenti bir arada tutacak harcı oluşturuyorlar.
ANTALYASPOR
Çünkü biliyorlar: Bir şehri koruyan ayakta tutan beton yada para değil, aidiyet duygusudur.
Yıllar geçiyor.
Antalya büyüyor.
Önce ilçelerden, sonra yakın illerden göç alıyor.
Sonra vahşi turizm başlıyor.
Bir anda Antalya, Türkiye’nin dört bir yanından göç alan bir kente dönüşüyor.
Nüfus patlıyor.
60 binlik merkez, 1 milyon 450 bin kişiye ulaşıyor.
Bu yeni nüfusun büyük kısmı; asgari ücrete mahkûm turizm çalışanları, çimento bağımlısı yatırımcıların inşaatlarında çalışan emekçiler.
Renkli.
Kozmopolit.
Parçalı bir toplum.
İşte tam da burada, en başta kurulan o vizyonun değeri ortaya çıkıyor: ANTALYASPOR ♥️
Ama ne oldu?
Antalya’nın vizyonunu konuşanlar, çok konuştular.
Toplantılar yaptılar.
Büyük laflar ettiler.
Denizi koruyacağız dediler.
Tarihi eserleri koruyacağız dediler.
Doğayla uyumlu binalar dediler.
2050 vizyonu çizdiler.
Sayın Hacısüleyman çıktı dedi ki: “Bir şehrin geleceği yalnızca projelerle değil, ortak akılla şekillenir.”
Doğru.
Ama şehrin bütün katmanlarını temsil edecek, o ortak aklı bir arada tutacak unsurun adını anmadılar.
Antalya sevgisinin adı olan, bu şehrin en büyük markası Antalyaspor’dan
bahsetmediler bile.
Aklına bile gelmedi.
Çünkü bu kenti bir arada tutan harcın nerede olduğunu bilmiyorlar.
O harç; şehir bilincidir.
Şehir sevgisidir.
Bu şehirde büyüyen gençlerin, yetişkin olduklarında Antalya’nın doğasını ve tarihini koruyacak, çocuklarına ve torunlarına miras bırakacak duygudur.
Bugün ise bir avuç genç yönetici, Antalyaspor’u fırtınada sağlam bir limana çekmeye çalışıyor.
Bakan tavsiyesiyle, Antalya’nın gelirini oluk oluk başka yerlere taşıyanların kurduğu dernekten destek sözü alınıyor.
Ama sonuç?
Verilen sözün yirmide biri kadar para toplanabiliyor.
İki genç başkana — dernek ve A.Ş. başkanına — ilk destek, seçimi kaybetmiş karşı gruptan gelmeliydi.
O da olmadı.
“Bırakın bu çekişmeyi” diyen de olmadı gerçi.
Neyse…
Vizyon her şeydir.
60 yıl önce, 60 bin nüfuslu Antalya’nın vizyoner adamlarından, servetini Antalyaspor için harcayan efsanelerden kalanlara bakın.
Kulüp için değil, kendi egoları için kulübü parçalayanlar.
Çakma delegelerle aygırlık yapanlar.
Uyduruk bir atkı takıp kendini Antalyasporlu sanan belediye başkanları.
Yeşil-beyaz ATSO başkanı, beyaz bayraklı esnaf odası başkanı, localarda selfie çektiren sonradan görmeler.
Fenerbahçe–Galatasaray–Beşiktaş maçları sonrası sokaklardaki kutlamalardan utanmayan, üzülmeyen çakma Antalyasporlular.
Bu gidişle 2027 vizyonu belli:
Muratbahçe
Beşiktaşaltı
Kepezsaray
Kendinize gelin.
Hep birlikte:
KIRMIZI – BEYAZ
EN BÜYÜK HEPİMİZE EKMEK VEREN
ANTALYA VE ANTALYASPOR
Yorumlar
Kalan Karakter: