Yarıyıl tatilindeyiz.
Çocuklara masal anlatmak lazım.
Ama bazı masallar var ki, özellikle büyüdüklerinde “Antalya nasıl bu hale geldi?” diye soracak çocuklara anlatmak gerekir.
O yüzden bugüne nasıl geldik masalını anlatalım.
Bir varmış bir yokmuş, Antalya’da Pamuk Prens yaşarmış.
Pamuk Prens, edebiyat okumuş ve turizm elmasını ısırmış.
Bu küçük ısırık, kendi için büyük; Türk turizmi için küçük ama talihsiz bir ısırıkmış.
Turizm sektörüne girmiş.
Yıllar boyunca otellerin her köşesinde çalışmış Pamuk.
Resepsiyon görmüş, satış görmüş, toplantı görmüş.
Evde çizgili pijamasıyla sık sık aynanın karşısına geçermiş: “Ey ayna, söyle bana, var mı benden daha kibar olan? Var mı benden daha düzgün 1960’lar Yeşilçam Türkçesi konuşanı?”
Ayna hiç tereddüt etmezmiş: “Vallahi billahi yok Pamuk abi,” dermiş.
Bir gün ayna demiş ki: “Sen bu tatlı dili al, en az senin kadar sevimli arkadaşlarını topla ve hemen bir derneğe üye ol.”
Pamuk Prens hemen danışman cüceye gitmiş, siyasi cüceye, icabetçi cüceye, doktor cüceye ve düşük profilli diğer cücelere…
Prens ve Yedi Cüce, büyük umutlarla kurulmuş bir otelciler STK’sının içine girmişler.
Pamuk Prens ve Yedi Cüceler için çark dönmeye başlamış.
Artık her şey yolundaymış.
Pamuk, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda meclis üyesi olmuş.
Danışman cüce tahsis işlerini uzatmış, siyasi cüce kendine sağlam bir pozisyon bulmuş, doktor cüce temkinli temkinli ilerlemiş, icabetçi cüce her toplantıda boy gösterip egosunu okşamış.
Pamuk zamanla, Antalya’da yapılacak beş yıldızlı otellerin tahsis belgesini, yatırım belgesini, teşvik belgesini, uygun kredi gibi işleri bilen, takipçi–danışman arası bir pozisyona yerleşmiş.
Yani…
Masalın orta yerinde herkes mutluymuş.
Derken kader ağını örmüş.
Yıllar yılları kovalamış.
Pamuk Prens, talihsiz bir süreç sonunda kendini Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak bulmuş.
İşler iyi gitmiyormuş, insanlar soruyormuş.
Bir zamanlar portakal bahçeleriyle, çam ormanlarının denize uzandığı sahilleriyle anılan Antalya; Pamuk’un temsil ettiği anlayış ve dönemle birlikte beton yığınına, sahte bir turizm cennetine dönüşmüş.
Rakamlar rekor kırıyormuş.
Turist sayısı artıyormuş.
Ama artış, çoğu zaman bir otelin kapasitesi kadarmış.
Şehir ise derinden, sessizce yoksullaşıyormuş.
Pamuk, yıllar boyunca otellerin sahilleri hoyratça kullanmasına karşı yüksek sesle itiraz eden bir figür olmamış.
Aksine; teşvik, vergi kolaylığı ve uygun kredi mekanizmalarının sürekli konuşulduğu bir iklimin parçası haline gelmiş.
Her şey “nazik”, her şey “yuvarlak”, her şey “idare eder”miş.
Ta ki geçen haftaya kadar…
Pamuk Prens, bir anda karşısında ekonomi yazarlarını görünce 1960’ların Yeşilçam diksiyonunun ılık sütlaç tadının artık işe yaramadığını fark etmiş.
Sorular, öpücük etkisi yaratmamaya başlamış.
Ve…
Pamuk, gaflet uykusundan uyanmış.
Bir anda demiş ki: “Antalya’ya bu kadar yatak kapasitesi yeter.”
Ah be Pamuk…
Bu şehir o sözü yirmi yıl önce duymalıydı.
Uyanmak için betona boğulmayı, sahillerin kaybolmasını, esnafın fakirleşmesini beklememeliydin.
Masallar çocuklar içindir derler.
Ama bazı masallar, büyüklere geç kalmış bir ders bırakır.
Bu da onlardan biri.
Ah be Pamuk…
Antalya’da Pamuk Prens’in gaflet uykusu
Yayınlanma :
21.01.2026 00:15
Güncelleme
: 21.01.2026 00:15
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: