Üç hafta önce bu köşede Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan vekâlet tartışmasını gündeme taşımış ve temel bir soru sormuştum:
“Vekil kimin vekili?”
Mesele yalnızca bir makamın kim tarafından kullanıldığı değildi. Asıl soru, alınan kararların arkasındaki siyasi iradenin kim olduğu sorusuydu.
Bugün dönüp baktığımda görüyorum ki o gün sorulan soru yalnızca belediye yönetimine ilişkin değilmiş. Antalya siyasetinin tamamını ilgilendiren daha büyük bir tablonun ilk işaretlerinden biriymiş.
Çünkü Antalya sadece turizmin başkenti değildir. Antalya, zaman zaman Türkiye siyasetinin yönünü belirleyen önemli kırılmaların da merkezi olmuştur.
Bunun en önemli örneklerinden biri Deniz Baykal’dır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeniden yapılanma sürecinin en önemli mimarlarından biri olarak siyasi tarihte yer alan Baykal, yalnızca bir genel başkan değildi. Türkiye siyasetinin dengelerini etkileyen, parti içi mücadelelerin merkezinde bulunan ve uzun yıllar hem kendi partisinde hem de rakip siyasi yapılarda sonuç doğuran güçlü bir siyasi figürdü.
Ancak Baykal döneminden Antalya siyasetine yalnızca güç ve etki mirası kalmadı.
Bir başka miras daha kaldı.
Siyasi çekişmeler…
Ani saf değişimleri…
Dün omuz omuza yürüyenlerin bugün karşı karşıya gelmesi…
Ve siyasetin içinde sürekli değişen dengeler…
Bugün Antalya’nın siyasi fotoğrafına bakınca aslında çok tanıdık bir manzara görüyoruz.
Bir tarafta parti içindeki farklı görüşlerin temsilcileri…
Diğer tarafta mevcut genel merkez çizgisini savunanlar…
Bir tarafta geçmişin siyasi hesaplaşmaları…
Diğer tarafta geleceğin siyasi planları…
Ve tam ortada Antalya Büyükşehir Belediyesi.

İşte asıl düğüm de burada başlıyor.
Daha önceki yazımda, son dönemde kamuoyuna yansıyan açıklamalar ve tartışmalar nedeniyle Muhittin Böcek ile Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir arasındaki siyasi ilişkinin önemine dikkat çekmiştim.
Çünkü belediye yönetiminde bugün cevap bekleyen soru hâlâ değişmedi:
Başkan Vekili hangi siyasi iradeyi temsil ediyor?
Bu soru artık yalnızca belediyenin günlük yönetimine ilişkin bir merak değil.
Son dönemde kamuoyuna yansıyan iddialar, açıklamalar ve siyasi değerlendirmeler Antalya’daki tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor.
Ortaya çıkan her yeni açıklama, yeni bir soruyu beraberinde getiriyor.
Kaosun büyümesinin nedeni de tam olarak bu.
Varsayalım ki önümüzdeki süreçte Muhittin Böcek yeniden aktif biçimde görevinin başına döndü.
Peki sonra ne olacak?
Belediye yönetiminde siyasi denge nasıl kurulacak?
Meclis içinde ortak karar süreçleri nasıl işleyecek?
Grup kararları hangi siyasi çizgide şekillenecek?
Daha da önemlisi…
Bugün Antalya Büyükşehir Belediyesi hangi siyasi zeminde duruyor?
Çünkü belediye yönetimi yalnızca idari bir yapı değildir.
Siyaset aynı zamanda ortak hareket etme iradesidir.
Eğer siyasi aktörler farklı yönlere bakıyorsa, aynı masada oturmak tek başına ortaklık anlamına gelmez.
İşte Antalya’da bugün yaşanan tablo biraz buna benziyor.
Bir yanda farklı siyasi hesaplar…
Diğer yanda geleceğe dönük beklentiler…
Kapalı kapılar ardında konuşulan olası senaryolar…
Kişisel siyasi ajandalar…
Ve giderek büyüyen belirsizlik…

Bu nedenle üç hafta önce sorduğum soru hâlâ masada duruyor.
Büşra Dirgen Özdemir bugün kimin siyasi çizgisiyle hareket ediyor?
Muhittin Böcek ile istişare süreci devam ediyor mu?
Eğer devam ediyorsa bunun siyasi karşılığı nedir?
Eğer etmiyorsa bugün belediyedeki yeni irade kimdir?
Üstelik tabloya her gün yeni tartışmalar ekleniyor.
Bir soru cevaplanmadan başka bir soru ortaya çıkıyor.
Bir düğüm çözülmeden yenisi oluşuyor.
Belki de bugün Antalya siyasetini anlatan en doğru kelime budur.
Belirsizlik.
Ve belirsizliğin olduğu yerde dedikodu büyür.
Kulis büyür.
Şüphe büyür.
Çünkü insanlar yalnızca kimin yönetimde olduğunu değil, gerçekte kimin karar verdiğini de bilmek ister.
Üç hafta önce sorduğum soru bugün daha da büyüyerek önümüzde duruyor.
Antalya’yı gerçekten kim yönetiyor?
Ve galiba Antalya siyaseti kendi geçmişine yeniden dönüp bakıyor.
Rahat uyu Deniz Amca…
Antalya, bıraktığın gibi…
Yorumlar
Kalan Karakter: