Antalya’nın en bilinen fotoğraflarına dikkatle bakın.
Ama bu sadece bir manzara değildir. Aynı zamanda bu şehrin hafızasıdır.
Konyaaltı sahilinin mavisi, hemen arkasında dimdik yükselen Torosların heybetiyle tamamlanır.
Şehirle dağ arasında sessiz bir konuşma vardır sanki.
Deniz konuşur, dağ dinler.
Toroslar mevsimlere göre renk değiştirir.
Bahar geldiğinde yamaçlar eflatun dağ çiçekleriyle örtülür.
Dağ, sanki üstüne ince bir boya sürmüş gibi canlı ve umut doludur.
Yazın sıcak bastırdığında o renkler çekilir.
Yerini griye, siyaha çalan mermer tonları alır.
Serttir, güçlüdür. Güneşle kavrulmuş bir taş gibi durur.
Sonra kış gelir.
Fırtınalar memleketin üstünden geçerken Torosların tepesi bembeyaz olur.
Bir gecede yaşlanmış gibi.
Siyasetin de böyle mevsimleri vardır.
Otuz yıl önce Türkiye’de siyaset yapmak kolay değildi.
Merkez sağ parçalanmıştı, sol oylar bir araya gelemiyordu.
Siyasetin havası Antalya yazı gibiydi: sıcak, sert ve yorucu.
İşte o yıllarda Torosların bir evladı çıktı sahneye.
Saçları, yaz aylarındaki Toroslar gibi gri-siyah mermer tonlarındaydı.
Doğduğu köyün bağlı olduğu ilçede belediye başkanı oldu.
Çalıştı, çok çalıştı.
Zaman geçti.
Saçlardaki siyahlar azaldı.
Bahar aylarında Torosların renk değiştirmesi gibi, saçlar da farklı tonlara büründü.
Ama çalışma temposu hiç değişmedi.
Memleket sanki sürekli bahar yaşıyordu.
Mazbatalar ardı ardına gelirken o meşhur saçlar hep ön plandaydı.
Derken bir gün…
5 Temmuz’da Antalya siyasetinin üstüne adeta bir yıldırım düştü.
Ortada bir kaos, bir boşluk, bir belirsizlik vardı.
Siyasetin mevsimi bir anda değişti.
Ve onu yeniden gördük.
Saçları, kışın Torosların zirvesi gibi bembeyazdı.
İnsan o an ister istemez bir şarkının dizelerini hatırlıyor:
“Ak düştü saçlarına
Dert girdi yıllarına
Gelmek için yanıma
Biraz geç kalmadın mı?”
Ama Antalya’yı bilenler bilir.
Biz burada dağlara bakarak yaşarız.
Torosların tepesine hangi renk çökmüşse, onun ne anlama geldiğini biliriz.
Baharın rengi umut demektir.
Yazın gri kayası direnç demektir.
Kışın beyazı ise sabır demektir.
Dileğimiz odur ki Antalya siyasetinin üstüne çöken bu kış uzun sürmesin.
Çünkü Antalyalı kışı sevmez.
Torosların zirvesinde kar varsa; onu uzaktan, evinde oturup kahvesini içerek seyretmeyi tercih eder.
Yorumlar
Kalan Karakter: