Antalya’da turizm modeli konuta taşınırsa ne olur?
“Turizmde uygulanan model konuta uyarlansın.”
Bu sözler, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman tarafından dile getirildi.
Kağıt üzerinde makul görünüyor.
Devlet arsayı veriyor, yatırımcı yapıyor, ekonomi dönüyor.
Antalya bu modele yabancı değil.
Hatta fazlasıyla tanıdık.
Antalya’nın Hafızasında Turizm Tahsis Modeli Var
1980’li yıllarda, özellikle Turgut Özal dönemiyle birlikte turizm teşvikleri başladı.
Kamu arazileri uzun süreli tahsislerle yatırımcılara verildi.
Amaç netti: Türkiye’yi turizmde sıçratmak.
Antalya bu modelin laboratuvarı oldu.
Başlangıçta adına “planlı kalkınma” denildi.
Sonra plan, plajın kumlarında kayboldu.
Belek’te, Lara’da, Kundu’da, Kemer’de…
Sahiller birer birer yüksek duvarlı otellere dönüştü.
Deniz kıyısında neredeyse boş parsel kalmadı.
Evet, turizm büyüdü.
Ama büyüdükçe “her şey dahil” sistemi de büyüdü.
Şehir merkezleri ise aynı pastadan aynı payı alamadı.
Şimdi Aynı Model Konuta mı Taşınıyor?
Turizmde sahillerin başına gelen, şimdi şehir merkezinin başına gelmeyecek mi?
Hazine arazileri nerede?
– Kentin çeperlerinde
– Tarım alanlarının yanında
– Orman sınırlarında
– Su havzalarının yakınında
Antalya zaten kontrolsüz büyümenin bedelini ödemedi mi?
Su kaynakları alarm veriyorken, yeni bir “tahsis furyası” şehri planlı mı büyütecek, yoksa yeni bir beton dalgası mı başlatacak?
Asıl Mesele Konut Değil, Model
Konut ihtiyacı gerçek.
Konut fiyatları yüksek.
Orta gelirli vatandaş barınma krizi yaşıyor.
Ama çözüm; şehir dışındaki devlet arazilerini yatırımcıya verip yine özel sektör üzerinden konut üretmek mi?
Kim için?
Bu konutlar; turizm çalışanlarının şehirden koparılmış, iş alanlarına yakın yeni gettoları mı olacak?
Antalya turizmi, “her şey dâhil” sistemle şehir merkezinden uzaklaşırken; kazanç ve kar dört duvarın içine sıkışmadı mı?
Şimdi aynı bakış açısıyla şehir planlaması mı yapılacak?
Bu Konutlarda Nasıl Bir Hayat Vaat Ediliyor?
İnsanlar ne istiyor?
– Sosyal hayata entegre bir yaşam mı?
– Çocuklarını şehrin kültürüyle büyütmek mi?
– Yoksa işçi sınıfının çeperlere itildiği bir düzen mi?
Antalya bir yatırım tahtası değildir.
Antalya bir yaşam alanıdır.
Geçmişiyle, hafızasıyla, “ekmek davası” için göç edip “burası benim memleketim” diyen insanların şehridir.
Planlama Şeffaf Olmadan Atılan Her Adım Risklidir
Kamu yararı net tanımlanmadan, planlama ilkeleri açıklanmadan, sosyal konut kriterleri belirlenmeden atılacak her adım gelecekte geri dönülmez sonuçlar doğurur.
Bu kez gerçekten plan mı yapılacak, yoksa yeni bir beton masalı mı yazılacak?
Kırcami Beklerken, Altıntaş Kaosa Sürüklenmişken…
Şehrin ortasında, belki de Antalya’nın en vizyoner plan alanı Kırcami hala bekletilirken; Altıntaş plansızlıkla boğuşurken, Kepez Antalya kültüründen kopuk bir yapılaşmaya mahkûm edilmişken…
Bugüne kadar sessiz kalan Yusuf Bey’i bir anda konuşmaya iten ne?
“Mimari danışmanım” dediğinde sebebini anlamalı mıydık?
Yılların turizm danışmanlığı tecrübesiyle, çimento bağımlısı vahşi yatırımcılara yeni bir beton alanı mı açılıyor?
Cevabı hep birlikte göreceğiz.
Yorumlar
Kalan Karakter: