Nefes durur, sonra yeniden başlar.
Beyin alarmdadır, zihin dinlenemez.
Peki ya bir şehir?
Uyku apnesi…
Nefes kesilir, sonra yeniden başlar.
Kalbin ritmi şaşar, kandaki oksijen düşer.
Beyin gece boyunca alarm hâlindedir; dinlenemez.
Sabah olur ama zihin hâlâ gecenin yükünü taşır.
Sonrası tanıdıktır: Yorgunluk…
Odaklanma güçlüğü…
Algıda zayıflama…
Aynı anda birden fazla işi yürütememe…
Karar alma süreçlerinde yavaşlama…
Tıpta bunun bir adı var: beyin sisi.
Şimdi soruyu büyütelim.
Antalya’nın yüzde 55 oyla seçilmiş Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in sağlık durumuna dair yorum yapmak kimsenin görevi değildir. Bu, yalnızca hekimlerin alanıdır. Kimsenin sağlığı üzerinden siyaset yapılmaz, yapılmamalıdır.
Ancak inkâr edilemeyen başka bir gerçek var: Bugün Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin üzerinde dolaşan yönetimsel bir beyin sisi hissi, şehirde artık yalnızca fısıltıyla değil, yüksek sesle konuşuluyor.
Çünkü beyin sisi yalnızca bedeni değil, refleksleri de yavaşlatır.
Tepkiler gecikir.
Kararlar ağırlaşır.
Şehirlerde de tablo farklı değildir.
Karar ve reaksiyon mekanizması yavaşladığında, bedelini şehir öder.
Her yıl ağır kayıplar yaşayan çiftçi…
Bitmeyen trafik çilesi…
Sellerle boğuşan mahalleler…
“Sosyal belediyecilikten uzaklaşıldığı” yönündeki eleştiriler…
Bozulan yollar…
Çalışmayan üst geçit asansörleri…
Bakımı yapılmadığı için mezbeleliğe dönen parklar…
Bunlar münferit aksaklıklar değil; yönetimsel bir yavaşlamanın işaret fişekleri gibi duruyor.
Ve tam da bu tabloda, siyasetin refleksi tartışmaya açılıyor.
Şehir fiilen su altındayken, altyapı alarm verirken; CHP Genel Merkezi’nin Antalya’daki en görünür faaliyeti bir otel salonunda düzenlenen “Yerel Medya Buluşması” oluyor.
Basın özgürlüğü elbette değerlidir.
Yerel medya demokrasinin temel direklerinden biridir.
Ama siyaset, zamanlama işidir.
Şehir sel altındayken salon toplantılarıyla görünür olmak, CHP’nin Antalya’daki önceliklerini yeniden düşünmesini gerektiren bir tabloyu da beraberinde getiriyor.
Çünkü beyin sisi tam olarak burada devreye girer: Acil olanla önemli olan yer değiştirir.
Sis yalnızca belediye katlarında değil, CHP’nin Antalya iç dengelerinde de hissediliyor.
Büyükşehir için Mesut Kocagöz isminin giderek daha yüksek sesle konuşulması, Konyaaltı özelinde Büşra Özdemir etrafında şekillenen senaryolar, Kepez üzerinden dillendirilen olası görev değişimleri…
Tüm bunlar, Antalya siyasetinde belirsizliğin artık kulislerde değil, açık alanda yaşandığını gösteriyor.
Hesap açıkça yapılıyor: “Hamle şimdi yapılırsa kazanılır, beklenirse kaybedilir.”
Bu denklem yalnızca yerel aktörlerin değil, CHP Genel Merkezi’nin de önünde duruyor.
Çünkü sis arttıkça bir risk daha büyüyor: Ankara’dan bakıldığında Antalya net görünmüyor.
Genel merkezler yerel nabzı ölçmek için gazetecilere kulak verir; ama sahadaki gerçeklik, masa başında kurulan cümlelerden daha hızlı akar.
Elbette sağlık söz konusuysa, herkes için olduğu gibi Sayın Başkan için de acil şifalar dilenir. Keşke sağlığına tamamen kavuşmuş, görevini tam kapasiteyle sürdürüyor olsa.
Ama asıl mesele şu soruda düğümleniyor: CHP, Antalya’daki bu beyin sisini dağıtacak bir irade ortaya koyabilecek mi?
Çünkü Antalya sıradan bir şehir değildir.
Tarımıyla, turizmiyle, ekonomisiyle Türkiye’nin vitrini olan bir kenttir.
Ve böylesine stratejik bir şehir; belirsizlikle idare edilmeyi değil, netlik, refleks ve güçlü bir siyasi dengeyi hak eder.
Artık beklenti açıktır:
Sis dağılsın.
Şehir nefes alsın.
Antalya, ehil ve kararlı ellerde yeniden yön bulsun.
Çünkü bu kentin, heba edilecek tek bir yılı bile yok.
Yorumlar
Kalan Karakter: