İki başkan, iki şehir, iki kader
Türkiye’nin tarımda ve turizmde iki stratejik şehri…
Adana ve Antalya.
Ve bugün ikisi de cezaevinde olan iki büyükşehir belediye başkanı: Zeydan Karalar ve Muhittin Böcek.
İkisi de 5 Temmuz 2025 sabahı gözaltına alındı.
İkisi de tutuklandı.
İkisi de hala cezaevinde.
Suçlu mu, suçsuz mu?
Buna karar verecek olan elbette yargıdır.
Ama siyaset yalnızca mahkeme salonlarında değil; meydanlarda, örgütlerde ve sokakta ölçülür.
İki yol, iki siyasi hikaye
Zeydan Karalar, 2014’te Seyhan’da, 2019’da Adana Büyükşehir’de…
Makine mühendisi; üretimin ve emeğin içinden gelen bir isim.
Muhittin Böcek ise 2004’te Konyaaltı’nda, 2019’da Antalya Büyükşehir’de…
Siyaset bilimi eğitimi almış; direksiyon başında, esnafla ve sokakta yetişmiş bir başkan.
İki farklı hayat, iki benzer siyasi yükseliş.
Ancak siyasetin terazisi yalnızca sandık değildir.
Asıl tartı, kriz anında kurulur.
Meydanların söylediği gerçek
Tutuklamaların ardından iki şehirde de destek mitingleri yapıldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla yapılan ilk hafta mitingleri ; Adana’da yaklaşık 250 bin kişi.
Antalya’da 8–10 bin kişi.
Zaman ilerledikçe tablo daha da netleşti.
Tutukluluğun 100. günü:
Adana’da 25 bin kişi.
Antalya’da kitlesel bir miting yok.
150. gün: Adana’da 30 bin kişi.
Antalya yine sessiz.
200. gün: Adana’da şiddetli yağmura rağmen 30 bin kişi.
Antalya’da hala anlamlı bir toplumsal refleks yok.
Bu rakamlar bir mahkeme kararı değildir.
Ama siyasetin nabzıdır.
Siyasi omurga meselesi
Adana’da bir başkan cezaevinde ama arkasında bir yapı var: Bir yönetim, Bir örgüt, Bir dayanışma hattı.
Antalya’da ise tablo farklı.
Başkan cezaevinde olduğu gibi, siyaseten de yalnız görünüyor.
Bu süreçte, başkanın yokluğunda yeni siyasi pozisyonların şekillendiği, denge arayışlarının başladığı da açıkça hissediliyor.
CHP Antalya örgütü ise sessiz, dağınık ve etkisiz bir görüntü veriyor.
Bu sessizlik bir tercih mi, yoksa bir teslimiyet mi?
Siyaset, tam da bu sorularla ilerliyor.
Bu yazı bir yargı yazısı değil
Bu metin “kim suçlu, kim masum” yazısı değil.
Bu, siyasetin kriz anlarında nasıl çalıştığını gösteren bir örnek vakadır.
Halkın meydanlara çıkıp çıkmaması, örgütün sahiplenip sahiplenmemesi, partinin refleksi ya da suskunluğu…
Bütün bunlar, siyasetçinin geleceğini belirler.
Sonuç yerine
Adana’da bir başkan cezaevinde ama siyaseten ayakta.
Antalya’da bir başkan cezaevinde ve siyaseten düşüşte.
İki benzer şehir…
İki benzer siyasi yolculuk…
Ama iki bambaşka gelecek.
Mahkeme dosyaları bir gün kapanır.
Ama meydanların hafızası, siyasetin pusulası olarak kalır.
Yorumlar
Kalan Karakter: