ATSO’da yaklaşan seçim öncesi ortaya çıkan tablo, sıradan bir oda seçimi tablosu değil. Bu, Antalya iş dünyasının hafızasıyla, güç dengesiyle ve sadakat iddiasıyla ilgili bir tablo. 1 Ekim 2022’de Davut Çetin’le Ali Bahar arasında yaşanan, sandıkta bir oy farkla başlayıp itirazla tersine dönen o meşhur seçim, aslında bugünkü fay hattını çoktan üretmişti. Davut Çetin o günden beri kendini sandıkta kazanıp masada kaybetmiş adam olarak anlatıyor. Şimdi aynı hikayeyle yeniden sahada.
Ali Bahar’ın 19 Temmuz 2024’teki ölümünden sonra ATSO’da koltuk boş kalmadı; Yusuf Hacısüleyman geldi, oturdu, kurumu seçime taşıdı. Ama asıl mesele zaten koltuk değildi. Asıl mesele iradeydi. Çünkü bu geçiş dönemi, ATSO’yu yeni bir hedefe taşıyan bir dönem olmadı; daha çok sarsmadan, kavga çıkarmadan, günü geçirerek seçime kadar gelinen bir ara dönem oldu. Böyle olunca da doğal olarak şu soru büyüdü: Madem mevcut başkan yeniden aday olmayacak, o zaman Ali Bahar’dan kalan hattı kim taşıyacak?
Çünkü ATSO seçimlerinde insanlar artık sadece proje dinlemiyor. Oda seçimleri uzun zamandır vizyon yarışından çok, güç dengesi ve güven hissi üzerinden okunuyor. Seçmen artık “Kim daha iyi yönetir?” sorusundan önce “Kim dağılan yapıyı toparlayabilir?” sorusuna bakıyor. İş dünyası istikrar arıyor, netlik arıyor, ağırlık koyabilecek lider görmek istiyor.
Bugün yaşanan sıkışmanın temelinde de bu var. Çünkü Ali Bahar sonrası ortaya çıkan yapı, güçlü bir liderlik devamlılığı görüntüsü veremedi. Yusuf Hacısüleyman geçiş sürecini yönetti ama yeni bir yön tayin etmedi. Berkay Bahar sahaya indi, insanlarla görüştü, nabız tuttu. Ama sahaya inmek başka, grubun tamamını aynı hedefte tutabilmek başka. Çünkü Mavi Grup dediğiniz yapı artık yekpare bir blok gibi görünmüyor. Tam tersine çözülüyor.
Hatice Öz’ün adaylık çıkışı da bu yüzden sıradan bir adaylık değil. Bu çıkış, Mavi Grup içinde herkesin aynı liderlik tarifine inanmadığını gösteren ilk güçlü işaretlerden biri olarak okunuyor. Yani yapı artık sadece içeriden homurdanmıyor; farklı yönlere doğru açılmaya başlıyor.
Zaten dikkat edin, bu süreçte neden daha farklı ve güçlü aday isimleri ortaya çıkmıyor? Çünkü ATSO’da bugün birçok isim önce güç dengelerinin nereye oturacağını görmek istiyor. Kimse dağılma ihtimali taşıyan bir yapının ortasında bütün ağırlığını sahaya koymak istemiyor. İnsanlar bekliyor, izliyor, ölçüyor. Çünkü bu seçimde mesele yalnızca kimin kazanacağı değil; hangi yapının ayakta kalacağı meselesi.
Tam da bu yüzden Davut Çetin’in özgüveni dikkat çekiyor. Bu sadece yeniden aday olan bir eski başkan özgüveni değil. Bu, karşı tarafın kararsızlığını ve çözülmesini okuyabilen deneyimli bir siyaset refleksi. Çünkü Davut Çetin bugün yalnızca kendi kampanyasını büyütmüyor; karşı taraftaki boşluğu da büyütüyor.
Bu dağılmanın en kritik fotoğrafı ise Hakan Pakalın üzerinden verildi. Çünkü Hakan Pakalın sıradan bir yönetim kurulu üyesi değil. Ali Bahar’ın en yakın çevresinden, en güvendiği isimlerden biri olarak anılan bir isim. Üstelik ATSO’da Antalya Organize Sanayi Bölgesi’ni temsilen bulunan önemli bir sanayici.
İşte tam bu yüzden, Davut Çetin’in ekibiyle birlikte AESOB Başkanı Adlıhan Dere’yi ziyaret edip aynı karede yer alması, sıradan bir nezaket ziyareti olarak okunmadı. Çünkü ATSO kulislerinde bazen açıklamalardan çok fotoğraflar konuşur.
O fotoğraf birçok kişi için şu anlama geldi: Ali Bahar’ın en yakın çevresinden bir isim, artık yeni denge arayışlarına kapıyı tamamen kapatmıyor.
Üstelik bu temas yalnızca ATSO içi bir yakınlaşma olarak da değerlendirilmiyor. Çünkü kulislerde Hakan Pakalın’ın, Antalya OSB Bölge Müdürü İlhan Metin’den tamamen bağımsız şekilde böyle bir pozisyon almasının zor olduğu konuşuluyor. Hatta bu yakınlaşmanın önceden değerlendirilmiş, konuşulmuş ve planlanmış olabileceğine dair güçlü yorumlar yapılıyor.
İş orada da bitmiyor. Hasanali Gönen ve OSB yönetiminin hangi hatta yakın duracağı sorusu artık ATSO seçimlerinin en önemli başlıklarından biri haline gelmiş durumda. Çünkü ATSO seçimi artık sadece ATSO seçimi değil; Antalya iş dünyasında hangi güç merkezinin hangi safta duracağının seçimi gibi okunuyor.
Bunun üstüne bir de ATSO Genel Sekreteri Aslı Şahin Tekin hakkında dolaşan güçlü kulisleri koyun. Resmi açıklama yok, ama kulislerde uzun süredir Davut Çetin lehine çalıştığı konuşuluyor.
ATSO Basın Ofisi çalışanlarının Berkay Bahar’a hizmet ettiğini ise bizzat gördüm, şahit oldum.
Şimdi bütün bu parçaları yan yana koyunca ortaya çıkan tablo şu: Bir tarafta liderini kaybettikten sonra kendi içinde toparlanamayan, ortak isim üretmekte zorlanan bir Mavi Grup var. Öbür tarafta ise 2022 mağduriyetini yeniden siyasi sermayeye dönüştüren, sahayı erken açan ve karşı taraftaki dağınıklığı avantaja çevirmeye çalışan Davut Çetin.
Burada kimseyi peşinen kazanan ilan etmiyorum. Ama şunu da görmezden gelemeyiz: Siyasette boşluk affedilmez. ATSO’da bugün yaşanan tam olarak budur. Ortada bir liderlik boşluğu var, bir dağınıklık var, bir sadakat erozyonu var. Ve Davut Çetin bu tabloya dışarıdan değil, tam ortasından yürüyor. Mesele sadece onun aday olması değil; karşı tarafın hala ne yapacağını tam bilememesi.
ATSO’da bugün fotoğraf şudur: Seçim daha başlamadan saflar ayrıldı, eski dostluklar siyasi pozisyonlara yenildi, bazı isimler açık konuştu, bazıları fotoğrafla konuştu, bazıları ise kulislerden konuşuyor.
Ama en net gerçek şu: Bu seçim, sadece kimin başkan olacağı seçimi değil. Bu seçim, Antalya iş dünyasında kimin kimi yarı yolda bıraktığının, kimin hangi boşlukta güç devşirdiğinin ve kimin gerçekten örgütlü kalabildiğinin seçimi olacak.
Davut Çetin hazırlanıyor. Mavi Grup ise hala toparlanmaya çalışıyor.
Çünkü bazen seçimleri en güçlü sloganlar değil, ilk kopan halkalar belirler.
ATSO’da koltuk değil, irade sahipsiz kaldı
Yayınlanma :
01.06.2026 14:24
Güncelleme
: 01.06.2026 14:24
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar 1
Kalan Karakter: