Son yıllarda Antalya kamuoyunda sıkça duyduğumuz isimlerden biri Ayhan Yıldırım oldu.
Daha birkaç yıl öncesine kadar Antalya’nın sosyal hayatında, cemiyet yaşamında veya iş dünyasının görünür aktörleri arasında pek rastlamadığımız bu isim, peş peşe yaşanan tartışmaların merkezinde yer aldı.
Kamuoyu onu ilk olarak ATSO seçimleri döneminde Davut Çetin’in yanında gördü. Seçim sonrasında yaşanan ve Antalya iş dünyasında uzun süre konuşulan şifreli oy tartışmalarının fitilini ateşleyen açıklamalarda da adı öne çıktı.
Ardından plaka piyasasına ilişkin tartışmalar gündeme geldi. TÜRSAB seçimlerinde başkan adayına yönelik saldırı iddialarının konuşulduğu olaylarda adı duyuldu. Daha sonra ise Antalyaspor seçim sürecinde yaşanan gerginliklerin içerisinde yer aldı.
Kısacası Antalya kamuoyu Ayhan Yıldırım ismini çoğu zaman bir başarı hikayesiyle değil, bir tartışmanın tam ortasında duymaya alıştı.
Bugün ise yeniden ATSO seçimleri üzerinden konuşuluyor.
Doğu ve Güneydoğu kökenli iş insanlarının oluşturduğu bir dernek tarafından ATSO Başkan Adayı Berkay Bahar’a destek açıklaması yapılması ve bunun devamında Kürtçe hazırlanmış afişlerin paylaşılması yeni bir tartışmanın kapısını açtı.
Açık konuşmak gerekir ki burada tartışma konusu Kürtçe değildir.
Bu şehirde herkes istediği dili konuşabilir, istediği alfabeyi kullanabilir. Bu Antalya’nın zenginliğidir.
Ancak iş dünyasının temsilini etnik kimlikler üzerinden tarif etmeye çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır.
ATSO; Kürtlerin, Türklerin, Yörüklerin, Balkan göçmenlerinin, Karadenizlilerin veya Doğu kökenlilerin ayrı ayrı temsil edildiği bir yapı değil; Antalya ekonomisinin ortak çatısıdır.
144 yıllık bir kurumun seçimlerinde iş insanlarını kökenlerine göre ayrıştıran bir siyasi dil kullanılması Antalya’nın birlik kültürüne zarar verir.
Daha da önemlisi, Antalya’da yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımızın tamamının belirli bir siyasi ya da ekonomik tercihin parçasıymış gibi gösterilmesi de doğru değildir.
Ancak burada dikkat çeken bir başka durum daha vardır.

Söz konusu afiş ilk olarak Berkay Bahar’a desteğini açıkça ortaya koyan Ayhan Yıldırım’ın sosyal medya hesabında paylaşıldı. Yaklaşık 34 dakika sonra ise kaldırıldı.
Ardından ADGİAD Başkanı Dilaver Tanık tarafından yapılan açıklamada, afişin dernek tarafından hazırlanmadığı, kurumsal bir çalışma olmadığı ve bazı üyeler tarafından fark edilmeden paylaşıldığı ifade edildi.
Bu açıklama doğal olarak bazı soruları da beraberinde getirdi.
Eğer afiş derneğin resmi çalışması değilse Ayhan Yıldırım’ın hesabına nasıl ulaştı?
Kim tarafından hazırlandı?
Neden paylaşıldı?
Ve en önemlisi, neden kısa süre sonra kaldırılma ihtiyacı duyuldu?
Bu soruların cevabı elbette açıklığa kavuşturulabilir. Ancak bugün itibarıyla görünen gerçek şudur:
Bu afişlerin hazırlanmasına ya da dolaşıma sokulmasına neden olanların, Antalya’da oluşan rahatsızlığı görmesi gerekir. Çünkü mesele bir dilin kullanılması değil, ATSO gibi ortak bir kurumsal yapının etnik aidiyetler üzerinden tarif edilmeye çalışılmasıdır.
İkinci olarak ATSO Meclisi’nde taşımacılık sektörünü temsil eden bir isim olarak, Ayhan Yıldırım’ın kendisini destekleyen meslektaşlarına karşı da sorumluluğu bulunmaktadır.
Bugün taşımacılık sektörü yüksek maliyetlerden, daralan turizm gelirlerinden, artan plaka bedellerinden ve havalimanında uygulanan yüksek otopark ücretlerinden şikayet ederken, sektörün gerçek sorunlarının yeterince gündeme taşınamadığı yönünde ciddi eleştiriler bulunmaktadır.

Temsil makamları kişisel görünürlük alanları değil, meslektaşların sorunlarını çözme yeridir.
Antalya’nın ihtiyacı ayrışma değil birliktir.
Bu şehrin ortak aklı; insanların soyadına, memleketine veya etnik kökenine göre değil, ortaya koyduğu katkıya göre değer görmesini gerektirir.
ATSO da Antalya da bunu hak etmektedir.
Yorumlar
Kalan Karakter: