Kaos düzenin bittiği yer değildir; bizim henüz anlayamadığımız kadar yüksek ve karmaşık bir düzenin başlangıcıdır. İnsan zihni, anlamlandıramadığı şeyi çoğu zaman “düzensiz” olarak adlandırır. Çünkü anlamak, kontrol edebilmenin ilk adımıdır; kontrol edemediğimiz her şey ise bize tehdit gibi görünür. Oysa belki de kaos dediğimiz şey, yalnızca algımızın sınırlarına çarpan bir gerçekliktir.
Doğaya baktığımızda bunu açıkça görürüz. Bir fırtına, ilk bakışta rastgele savrulan rüzgârların ve kontrolsüz dalgaların birleşimidir. Ama biraz daha derine indiğimizde, bu hareketlerin belirli yasalarla, hassas dengelerle ve görünmeyen bir düzenle şekillendiğini fark ederiz. Aynı durum hayatın kendisi için de geçerlidir. En karmaşık, en dağınık görünen anlar bile çoğu zaman bir dönüşümün eşiğidir.
İnsan hayatında da kaos, çoğunlukla bir kırılma anı olarak ortaya çıkar. Planların bozulduğu, alışkanlıkların yıkıldığı, yön duygusunun kaybolduğu zamanlar… Bu anlarda her şeyin dağıldığını düşünürüz. Oysa belki de o dağılma, eski düzenin artık yeterli olmadığının bir işaretidir. Yerine kurulacak yeni düzen, henüz görünmediği için bize boşluk gibi gelir. Halbuki o boşluk, aslında yeni bir anlamın filizlendiği yerdir.
Kaosu korkutucu kılan şey, onun belirsizliğidir. İnsan, kesinlik ister; başlangıcı ve sonu belli olan yolları tercih eder. Ancak gelişim, çoğu zaman bu belirsizliklerin içinde gerçekleşir. Çünkü yeni olan, her zaman eski düzenin sınırlarını aşar. Bu yüzden kaos, bir son değil; bir geçiştir. Bir çözülme değil; daha derin bir örgünün kurulma sürecidir.
Belki de mesele kaosu ortadan kaldırmak değil, onun dilini öğrenmektir. Çünkü anlamaya başladığımız anda, düzensizlik yerini hayranlığa bırakır. Ve o zaman fark ederiz ki kaos, aslında hiçbir zaman yok olmamıştır; biz sadece onun içindeki düzeni görmeyi henüz öğrenememişizdir.
Yorumlar
Kalan Karakter: