Merhaba,
Bu hafta size biraz Kundu’dan bahsetmek istiyorum…
Hepinizin bildiği gibi Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı Kundu; dünyaca ünlü turistik tesislerin, büyük otellerin yer aldığı planlı bir turizm bölgesi. Şehir merkezinin yaklaşık 15 kilometre doğusunda, Lara sahil bandının devamında yer alan bu bölge, her yıl milyonlarca turisti ağırlayan önemli bir cazibe merkezi. Buraya kadar her şey çok güzel…
Antalya’da yaşayan biri olarak bugüne kadar Kundu bölgesindeki otellerde konaklama ihtiyacı duymamıştım. Ancak Antalya Markaları Kongresi hazırlıkları final aşamasına yaklaşınca, düzenleme komitesi olarak birkaç günlük bir çalışma kampı yapmaya karar verdik. Bu noktada Nirvana Cosmopolitan Hotel bize destek verdi ve 5 gün boyunca bizi ağırladı.
Hazır adı geçmişken; başta bu yılın ilham veren marka hikâyesi konuşmacılarımızdan Pelin Kilit Hüner olmak üzere tüm Kilit ailesine ve otelin güler yüzlü, profesyonel çalışanlarına teşekkür etmek isterim.
Kamp süresince uzun saatler boyunca masa başında çalışınca doğal olarak hareket etme ihtiyacı hissettik. Beni tanıyanlar yürüyüş yapmayı ne kadar sevdiğimi bilir. Benim için yürüyüş yalnızca fiziksel bir aktivite değil; aynı zamanda bir terapi yöntemidir.
Otelde spor alanları, sahalar ve çeşitli imkânlar vardı elbette… Ama benim istediğim şey bambaşkaydı: Denize paralel uzanan bir yürüyüş yolunda, iyot ve oksijen eşliğinde uzun bir sahil yürüyüşü yapmak…
Neden böyle bir beklenti içinde olduğumu da anlatayım…
Geçen yılki kongreden önce basın mensubu olarak Manavgat’taki Girit Festivali’ne davet edilmiştik. Zamanımızın büyük kısmını otel odasında çalışarak geçirmiş olsak da fırsat buldukça sahil boyunca uzanan yürüyüş bandında yürüyüş yapıyor, nefes alıyorduk.
Üstelik o yürüyüş yolu yalnızca otellerin önünden geçmiyor; Side Antik Kenti ve Side Müzesi çevresini de kapsayan son derece keyifli bir sahil hattı sunuyordu. Büyük çiçek saksılarıyla süslenmiş, düzenli ve yaşayan bir alan…
Açıkçası aynı deneyimi Kundu’da da yaşayabileceğimi düşündüm.
Bir öğleden sonra yürüyüş ayakkabılarımı giyip sahile indim ama… Tabiri caizse duvara tosladım.
Meğer Kundu’da kesintisiz bir sahil yürüyüş parkuru yokmuş. Hatta bazı otellerin kendi alanlarını sahile kadar kapattığını görünce gerçekten şaşırdım. Yürüyüş yapmak için sahilden değil, araç trafiğinin içinden ilerlemek gerekiyordu.
Halbuki; aklımda şöyle bir bilgi vardı:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 43. maddesine göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; özel mülkiyete konu olamaz ve halkın kullanımına kapatılamaz.
Hukukçu değilim. Belki bu konuda beni aydınlatacak hukukçu okurlarım vardır. Ben mi yanlış biliyorum? Yoksa Kundu bölgesinin farklı bir uygulaması mı var?
Bence bu konu açıklanmaya muhtaç…
Üstelik mesele yalnızca yürüyüş yapmak da değil. Böyle bir sahil parkuru, Kundu’ya ayrı bir değer katmaz mı? Bölgedeki oteller için yeni bir cazibe oluşturmaz mı? Antalya’ya daha çağdaş, daha yaşayan bir sahil kültürü kazandırmaz mı?
Antalya gibi dünyanın en önemli turizm şehirlerinden birinde, insanların deniz boyunca özgürce yürüyebileceği kesintisiz bir sahil hattının olmaması sizce de düşündürücü değil mi?
Antalya’ya döner dönmez bu konuyu kendime not ettim.
Şimdi merak ediyorum:
Bu konuda doğru bilgiyi kim verebilir?
Yetkili merci hangisidir?
Böyle bir parkurun yapılması gerçekten mümkün değil mi?
Bu yazıyı okuyup beni aydınlatacak yetkililerden ya da uzmanlardan gelecek bilgileri sizlerle paylaşacağımın sözünü veriyor; hepinize keyifli bir hafta sonu ve güzel bir hafta diliyorum.
Hoş kalın…
Yorumlar
Kalan Karakter: