Uzun zamandır editör olarak görev yaptığım antalyahurses.com’da artık bu köşede sizlerle daha doğrudan buluşacağız; göz göze, ses sese olacağız… “Ses Sese” demeyi uygun buldum; çünkü bu köşenin sadece benim değil sizlerin de sesini duyurduğu özel bir alan olmasını arzu ediyorum.
Antalya’nın hangi ilçesinde, hangi mahallesinde olursanız olun; gördüğünüz aksaklıkları, dile getirmek istediğiniz konuları, önerilerinizi ve beklentilerinizi bana yazabilirsiniz. ([email protected]) Ben de hem sizden gelenleri hem de bizzat gözlemlediğim olumlu ya da olumsuz durumları buradan paylaşarak, ilgililere ulaştırmaya gayret edeceğim. Ayrıca bu konularla ilgili gelen geri dönüşleri de yine sizlerle paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyorum.
Gündem bu kadar yakıcı olmasaydı keşke…
İlk yazımda sizlerle biraz hasbihal ederek “Merhaba” demek isterdim. Ancak ne yazık ki gündem buna pek izin vermiyor…
Hepimiz Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen elim olaylar karşısında çok üzgün, çok tedirgin ve çok endişeliyiz bu günlerde... Bu konuda çok şey söylendi, birçok yönü tartışıldı. Ben uzun uzun yorum yapmak istemem ama bir noktaya dikkat çekmeden de geçemem: Öncelikle çocuklarımızı sadece okullardaki eğitime teslim edip evlerde bizzat kazandırmamız gereken “iyi insan olma” alışkanlığından mahrum bırakamayız diye düşünüyorum. Onların davranışlarını uzaktan izlemek, yanlışlarını doğru bir dille konuşabilmek, gerektiğinde uzman görüşü almak… Bunların hepsi ebeveynliğin bir parçası. Çünkü çocuk yetiştirmek sandığımızdan çok daha büyük bir sorumluluk. Yetiştirdiğimiz her çocuk, yarın toplumun bir parçası olacak ve birçok insanın hayatına dokunacak.
Dileğimiz; çiçek gibi yetişen çocuklarımızla ilgili güzel haberler duymak, başarı hikâyeleri okumak ve bir daha içimizi yakan olaylar yaşamamak…
Uzun zamandır aklımı kurcalayan bir başka konu var:
Neden iyiye, olduğu gibi “iyi” diyemiyoruz?
Ortaya konulan bir emeği, gerçekten başarılı bir işi neden gönülden alkışlayamıyoruz? Neden yüzüne karşı övdüğümüz bir kişiyi ya da işi, arkasından küçümseyen cümlelerle gölgelemeye çalışıyoruz?
Kabul edelim, bu biraz bizim alışkanlığımız…
Hepimizin her konuda keseceği bir ahkam var cebinde maalesef…
Futbolu düşünün mesela! Hayatımızda bir futbol sahasını baştan aşağıya bırakın koşmayı, yürümemiş olanlarımız bile futbolculara çok enteresan tavsiyelerde bulunabiliyor saha kenarından (daha kibarca ifade edemezdim😊). Ya da ilişkiler... Sanki hepimiz birer ilişki koçu gibi yakınlarımıza yaptıkları ‘yanlış’larla ilgili saatlerce akıl verebiliyoruz. Televizyon programlarında da durum farklı değil; artık herkes her konuda fikir sahibi, hatta uzman! Örnekler böyle uzar gider…
Halbuki; belki de bazen sadece susmak gerekir.
Beğenmesek bile, eksik bulsak bile, görüşümüz özellikle istenmediyse…
Eğer o konuda gerçekten bir uzmanlığımız da yoksa, eleştirmek yerine izlemek ve dinlemek daha doğru olmaz mı?
Belki o zaman hem daha az kırarız birbirimizi hem de gerçekten değerli olanı daha net görürüz.
Tekrar görüşmek dileğiyle…
Hoş kalın…
Yorumlar
Kalan Karakter: