'Bir bilene'sordum... ANALİZ - 2
Reklam
Reklam
Ayla ÇEKİÇ

Ayla ÇEKİÇ

  • Instagram

'Bir bilene'sordum... ANALİZ - 2

18 Eylül 2020 - 08:23 - Güncelleme: 18 Eylül 2020 - 11:32

AYLA ÇEKİÇ: Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in rahatsızlığı nedeniyle kendisinden sonra kim Belediye Başkanı olsun şeklinde bazı toplantılar ve kulis faaliyetleri yapıldığı yolundaki haberler ile Atatürk adının kullanılmasından kaçınılması arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz? 
 
X: Öncelikle, sayın Muhittin Böcek kardeşimize şifa diliyorum. Sağlığı her şeyden önemlidir. Antalya halkının teveccühüne mazhar olmuş, halkın kendisine Büyükşehir Belediye Başkanlığını güvenerek teslim ettiği, saygın bir siyaset adamıdır. Kendisinin en kısa zamanda iyileşerek görevine devamını gönülden diliyorum.
     Sorunuza gelince; öncelikle bu yönde kulis faaliyetlerinin yapılıp yapılmadığını kesinlikle bilmek, öğrenmek gerekiyor. Ancak, bu iddiaların merkezindeki yerel CHP yöneticilerinin, ısrarlı davetlere rağmen açıklama yapmadıklarını, iddiaları reddetmediklerini üzülerek görüyor, izliyoruz. Bu durum, gerçekliğine bağlı olarak, ahlaki bir zafiyete de işaret ediyor. Atatürkçülük devrimciliktir. Her devrimcinin ahlak ilkeleri ile donanımlı olduğunu tarihten biliyoruz. İnsani ve milli değerler topluluğu ile kuşanmış insanların işidir devrimcilik, Atatürkçülük. Atatürk demediğinizde, bu insani ve milli değerlerden soyunmuş oluyor, üzerinizden atıyorsunuz. Artık giydiğiniz, kuşandığınız ‘kaftan’, “Canan’ların Kaftanı” yani “hiçbir değer ile sınırlanmamış” bir iktidar hırsından ibarettir ve tarihte bu tür topluluklara çete deniliyor. Bunların tek ortak değerleri (!); gücü ele geçirip, nimetlerden yararlanmaktır. Bu hırs, onları şeytanla bile işbirliğine götürür. Yani şimdi Muhittin Başkan sonrasında kimi oraya taşırız diyenler, bu hususta kulis faaliyeti sürdürenler, sizce hangi ahlaki ilkeler ile bu şekilde davranıyorlardır? Nedir bunların siyaset yapmaktan amaçları?
 
AYLA ÇEKİÇ: Nedir?
 
X: O zaman Gelin bu konuyu somutlaştıralım ve daha anlaşılır kılalım. Muhittin Başkandan “sonrasının” hesaplarını yaparak “kulis faaliyetlerinde” bulunanlar bu faaliyetlerini hangi amaçlar için ve kimlerle birlikte sürdürmektedirler?
Bunların gönüllerindeki “Yeni”(!) Belediye Başkanını seçecek olan Meclisin tablosu bilinmektedir. Burada HDP kökenli meclis üyeleri de vardır ve onların uzun zamandır Büyükşehir Belediyesinin Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz ile bağlantı kapasitesi olan bazı Belediye birimlerinin başına kendi meşreplerinden kişileri geçirmek istediklerini ve Muhittin Başkan’ın da buna direndiğini sağır sultan dahi bilmektedir. Toptancı Hal ile Otogar Müdürlüklerinden bahsediyorum. Yurdumuzun bir bölümünü “Kürdistan” olarak tanımlama eğiliminde olanların bununla da yetinmeyip, Büyükşehir Genel Sekreter Yardımcılığı ve 2 Belediye Şirketinde de yönetici koltuğu istedikleri bilinmekte, duyulmakta, konuşulmaktadır.
Şimdi soruyorum; “Yeni” (?!) Büyükşehir Belediye Başkanı adına kulis faaliyetinde bulundukları ileri sürülenler, ihtiyaç duydukları oyları bu bedeller karşılığında mı elde edeceklerdir?
Bu soruyu sadece CHP yöneticilerine değil, AKP yöneticilerine de soruyorum…
İşte bu soru ve cevabı, elimizdeki turnusol kağıdıdır.
 
ATATÜRK demek MİSAK-I MİLLİ demektir.
 
 İktidar için, Misak-ı Milli andına ihanet edenlerin ATATÜRK demekten kaçınmaları, bir türlü ATATÜRK diyememeleri, içinde bulundukları hal ve şartların tabii sonucudur. Hem bunları yapıp, hem de ATATÜRK diyemezsiniz zaten. Ne dersiniz; “general”, “Mustafa Kemal” …Bu tanım, bir “tercihin” sonucudur. Atatürk’ün;” Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler” dediği güruh, işte bunlardır.
Peki, vatan bütünlüğü konusunda hassasiyetlerini yitirmiş bu gibilerin ne tür “ amaçları” söz konusu olabilir sizce?  Bu amaçları,(varsa) hangi “ulvi değerler” ile bezelidir? Söylesinler, anlamaya çalışalım.
Biz, kediye “kedi” diyenleriz.
BOP’un en büyük operasyonu CHP’ye yöneliktir.
Atatürk karşıtlığı, zaten vardı bu topraklarda. CHP, Atatürk’ün tek ve son kalesiydi.
Atatürk yenilmeden, BOP hayata geçirilemez!
Dün, Atatürk karşıtlarıyla yenemediler Atatürk’ü. Kale, içeriden fethediliyor.
Çeşitli operasyonlardan sonra bayağı mesafe kat ettiler.
Şimdi, Kemal Atatürk’ün, resmi soy adı olan Atatürk’ü söylemeyi, “Atatürk’e “özel bir atıf”, O’nun “kategorize edilmesi” diye tanımlayıp, nüfus kağıdında yazılı soy adını bile söylemekten, Atatürk demekten kaçınan, (YENİ) CHP yöneticileri dönemindeyiz.
Atatürkçüleri, “ceplerinde” ve “uyku halinde” görüyorlar.
Uyku halinde oldukları doğru!
Aksi takdirde, Atatürk demekten utanan, kaçınan biri, Türkiye’nin en büyük ilinin, İstanbul’un yönetiminin başında olabilir miydi, orada durabilir miydi?
 


AYLA ÇEKİÇ: İddialarınız ciddi. Antalya Büyükşehir Belediyesinde HDP’lilerin bazı Müdürlükleri istediği, Muhittin Başkan’ın bu taleplere direndiği daha önce de basına yansımıştı. Siz, Muhittin Başkan’ın ardından yeni başkan olmak isteyenler için kulis faaliyetlerinde bulunanların “vatan bütünlüğünü” umursamadıklarını mı düşünüyorsunuz?
 
X: Bu kulis faaliyetlerini hangi amaçları uğruna yaptıklarını sorguluyorum. Sayın Başkan, hasta yatağında iken, ondan sonrasının hesaplarını yapmaktaki “ahlak yoksunluğunu” bir kenara bırakalım. Amaçları ne, bu “yöneticilerin”?! Bunlar, ATATÜRK’e ATATÜRK diyemeyen kabilenin mensupları mı?
 
AYLA ÇEKİÇ: Atatürk’e Atatürk diyorlarsa?
 
X: Diyorlarsa, şu soruyu yöneltelim; bu kulis faaliyetleriniz sırasında, HDP kökenli Meclis üyeleri ile yeni (?!) Başkan’ın seçiminde onların oylarını almak için, Büyükşehir Belediyesinin bazı stratejik Müdürlüklerinin başına getirilecek kişiler konusunda pazarlık yaptınız mı?
 
AYLA ÇEKİÇ: Yapmadık derlerse …
 
X: Kim diyecek? Gazeteciler, bu kulis faaliyetini sürdürdüğü iddia edilen yöneticiye soru soruyorlar. Benim böyle bir faaliyetim yok, kimseyle görüşmedim demiyor, diyemiyor. Kaçıyor! Ayla hanım, bunlar benim konum değil. Bunlar, yansımadır. Gölge…Konumuz şu; Türkiye’nin en büyük ilinin parti yöneticisi, Atatürk demekten kaçınıyor. Biz, bu “kaçınmanın” nedenlerini açıklamaya çalışıyoruz. Atatürk demek, misak-ı milli demektir. Buna karşıysanız, Atatürk demekten kaçınır, lafı eveleyip gevelersiniz. İl yönetimlerine de, bu bilinçten “yoksun” kişileri taşırsınız. Destekler, kollarsınız. Antalya özeli, bir sonuçtur. Ben, Atatürk’e Atatürk diyemeyen YENİ CHP’den bahsediyorum. Meselem, bunlarla…
 
AYLA ÇEKİÇ: Şöyle mi anlamalıyım; Emperyalizm BOP projesi için CHP’ye yeni bir biçim veriyor. Orada Atatürk’e yer yok. Çünkü, BOP projesi Kürdistan’ın kurulmasını amaçlıyor. Sizin deyiminizle YENİ CHP’nin yöneticileri de BOP amaçlarına uygun biçimde mi dizayn ediliyor?
 
X: Tabii siz bir hanımefendiye yakışan  zarif bir üslup ile ifade ediyorsunuz bu durumu  (gülüşmeler…). Ben, daha yalın ifade edeyim; YENİ CHP, ESKİ AKP’dir…Emperyalizm, “at” değiştiriyor. Tekrar ediyorum; Atatürk, Misak-ı Millidir. Bu kavga, her türlü güncel sorunun üzerinde ve ötesindedir. Kerteriz alacağınız nokta burasıdır. Siyasi mücadelesini, halen “Kürdistan” üzerine kuran, parti kongrelerinde Atatürk afişine, Türk bayrağına yer vermeyen HDP ile uzlaşmak, Misak-ı Milli’den vazgeçmek demektir. İşte o zaman, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Atatürk demezsiniz, diyemezsiniz. Ben, “kaftanı” meşkuk Canan’ı anlarım da Yörük-Türkmen Antalyalı evlatlarımızın nasıl olup da bu tezgahlarda “dokunduğunu” kavrayamam!
 
AYLA ÇEKİÇ: Türkiye Cumhuriyeti, “Yörük-Türkmen” Cumhuriyeti mi?
 
X: Değil... Daha önce söylemiştim, Ortaokullarda ders kitabı olarak hazırlanan Medeni Bilgiler kitabında, Atatürk BİZZAT, Ulusu şöyle tanımlamıştı:” Ulus, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu siyasal ve sosyal topluluktur.”
 Bu tanımda, etnisite var mı? Türk var mı? Kürt var mı? Diğer etnik toplulukların adı var mı?
Efendim, dil var diyorsanız, Kürt dili üzerindeki engel kalktı! ...Kültür, bir ve benzer…Ortak noktaları o kadar çok ki…
“Ülkü” ne? Bir arada eşit olarak yaşamak… Burada, hiç sorunumuz yok…
Efendim, ben “Kürdistan” kuracağım.
Neden istiyorsun bunu? Orada yeni “efendiler” olmak istemekten başka, hangi nedenle?
Emperyalizmin programı BOP bu!...
Tekrar edeyim; BOP amacını gerçekleştirmek için ATATÜRK karşıtlarını iş başına getirmekle başladılar ve fakat bu amacının CHP değişmeden mümkün olamayacağını doğru olarak tespit ettikleri için, CHP’nin dönüşümünü de ihmal etmiyorlar. Operasyon, iki noktaya birden sürdürüldü. Şimdi, şu veya bu nedenle, kadim Atatürk düşmanları ile operasyon amacını gerçekleştirmekte zorlandıklarından, bu kez, belki onları tedip etmek için CHP (Yeni)’ye iktidar “ortaklığı” havucunu sallıyor.
Dayatması da şudur; Atatürk’e ATATÜRK demeyeceksiniz.
Neden demeyeceğiz?
Cevabı basit; Atatürk Misak-ı Millidir. BOP İSE Türkiye Kürdistanı peşinde…
Bunların, birbiriyle uzlaşmaz çelişkileri var.
Eeee, şimdi Misak-ı Milliyi amaçlayan Atatürk’ü, Atatürk olarak tanımlar mısınız? Mustafa Kemal deyip geçin O’nu…İç düşmanları gibi… Yeni CHP, emperyalizmin, BOP projesinin yeni atıdır…
Bu nedenle söylüyorum; Atatürkçüler,” YENİ” CHP’NİN tabanında hapsedilmişlerdir…
Atatürkçüler, ne Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı için ve hatta ne de Türkiye’de iktidar olmak için, Misak-ı Milli ideallerinden ve ATATÜRK ilkelerinden ödün vermezler.
Siz yolunuza, biz yolumuza…
Biz, sizden değiliz!
AYLA ÇEKİÇ: Yanlış anlamayın, sadece pratik olarak konuyu somutlaştırmak için soruyorum; BİZ dediğiniz kimlerdir? Güncel siyasette, ne tür bir etkinlikleri var?
X: Biz dediğim, bir idealdir, ülküdür. Doğrultudur. Yöndür…Bunların anlamadığı da budur! Onlar, güncel ışığın pervaneleridirler. Böcekler, kanatlılar…Bilinçsizce ışığın cezbesine kapılanlar. Dünyaları kişisellikten, dar aile çıkarlarından ibaret olanlar. İlkesiz, omurgasız. Başkan rahatsız, o halde hemen YENİ (?!) Belediye Başkanı için “kulis” yapayım. Eğileyim, büküleyim.  Kimlik yok!  Atatürk derse, O’nun idealize ettiği kimliğe bürünmek zorunda… Bu, işine gelmiyor.  “Valla, bana ne arkadaş, Atatürk-Matatürk. Ben işime bakarım” …Eeee, o zaman, Canan’ın “kaftanı” etkili, ona dayarım sırtımı (ya da aykırı düşmem), umurumda da değil Atatürk demek, Mustafa Kemal der geçeriz, içerimizden kimse de sorgulamaz!
İşte bu, bunların, çok eleştirdiklerinin bakış açısı ile farkı olmayan bir anlayış!
 
Siz Antalya CHP örgütünden bu Canan Kaftancıoğlu’na yönelik bir tepkiye, ya da eleştiriye tanık oldunuz mu?
 “BİZ” dediğimiz, kişi veya kişi topluluğu değil. Biz, bir doğrultudur. Tarihin akışını yorumlayanlardır, tarihtir. Tarih, doğru olanın, sınavdan geçenin tarihidir. Birçok toplum, liderlerini, önderlerini unuttu.  Bütün saldırılara rağmen (artık maalesef kendi kurduğu yapıdan da), Atatürk halen neden varlığını sürdürüyor bu toplumda? Bir ihtiyaca, bir toplumsal gerekliliğe, bir hakka, iyiye, güzele cevap veren bir konumda olmasaydı, toplumsal bir liman, çatı olarak görülmesi mümkün olabilir miydi?
Son 25 yılda yaşadıklarımız, Atatürk’ü daha doğru ve gerçek kimliği ile anlamamıza yol açmıştır.
AYLA ÇEKİÇ: Başlangıç noktasına dönüyoruz. CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun 1.5 saat konuşup bir kez bile Atatürk adını anmayışını bilinçli bir tercih olarak değerlendiriyorsunuz, söylediklerinizden çıkardığım bu. Konuyu daha ileriye taşıyarak, Türkiye’nin bölünmesini öngören BOP projesinin, CHP’yi dönüştürdüğünü ve YENİ CHP’de Atatürk’e yer olmadığını da ifade ediyorsunuz. Bu tespitlerinize göre, Atatürk yolunda olanlar siyaseten nerede mevzilenmeli, AKP yanında mı?
 
X: Bu tercih mi dayatılıyor bize? Yeni CHP yanında değilsen AKP yanındasındır! Ya da tersi? Kendi adıma ifade edeyim; ikisinden de bağımsızım! Ben, Atatürkçüyüm. Bu iki siyasi çizgi de (biri var olduğundan bu yana, diğeri “halen”), Atatürkçü değil.
Ben, onlardan değilim!
 Atatürkçülük, “para” etmeye başladığında, bu iki eğilimden de birçok kişinin Atatürkçü olduğuna tanıklık edeceğiz (gülüşmeler…)
Bakın, tekrar edeyim. Ben hiç CHP üyesi olmadım. Atatürkçüyüm. Ecevit’i tanır ve severim. CHP, benim için Atatürk’ün kurduğu partidir.
Beni ilgilendiren, MİLLİ ve KÜLTÜREL bağımsızlıkçı olmaları, Misak-ı Milli davasını savunmalarıdır partilerin. Ölçüm bu…
AYLA ÇEKİÇ: Son olarak Muhittin Başkan konusuna yeniden girmek istiyorum. Konuyu kişiselleştirdiğimi düşünmeyin lütfen, ancak haber değeri olduğu için soruyorum. Nasıl bakmalıyız olan bitene?
X: Önce hicap duymalıyız. İnsan utanır, utanmalı. Utanmıyorlar! Partinizin evladı… Sahip olduğu kişisel itimat ve sevgi ile Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığını size kazandıran bir siyaset adamı. Bekleyin, dua edin, görevine dönmesi için. O, sizin başkanınız. İdeallerinizin temsilcisi. Kimin idealleri? Cumhuriyetçilerin, Atatürkçülerin…
Peki ne yapıyorlar bunlar? Söylenenlere göre Antalya İl yönetimindekiler! YENİ Belediye Başkanı seçimi “kulisi”! KİMLERLE? Bir Belediye başkanınız varken, Antalya halkı onu seçmişken, NEDEN?!
Cevap yok!
Böyle bir kulis faaliyetinde bulunmadık da demiyorlar. Adları ve unvanlarıyla gazetelerde, sosyal medyada hatta televizyonlarda kendilerinden bahis edilirken, bunlar susuyorlar!
Neden?
 AYLA ÇEKİÇ: Antalya’nın yeni Belediye Başkanının seçimi konusunda sürdürülen bu faaliyetlerin nasıl bir sonuç vereceğini düşünüyorsunuz?
X: “Faaliyet”in tek yönlü olmadığını görüyorum. Parti dünyasına girmek istemem. Benim boyutumda değil. Ama, şunları alt alta toplayalım; 1- CHP Başkanı, henüz Sayın Böcek’i ziyaret etmedi.2-Dış İşleri Bakanı, yanında sayın Vali ile Sayın Böcek’i hastanede ziyaret etti. 3- Bunun üzerine sayın Kılıçdaroğlu’da ziyaret edecektir sayın Başkanımızı. Daha önce bir ziyaret gerçekleştiremezdi! (gülüşmeler).
Yazın şuraya; bir şeyler oluyor!
AYLA ÇEKİÇ: Saygılar.
X: Saygı benden.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum