Antalyasporumuz, kuruluşundan bu yana en ağır travmalarından birini yaşadı…
Küçük çocuklar, yıllarını bu tribünlerde geçiren amcalar, gençler; Korkuteli’nden, Kumluca’dan, Bucak’tan, Serik’ten, Manavgat’tan ve daha birçok ilçeden, köylerden gelenler… Kısacası kendisini bu şehre ait hisseden herkes dünden beri tarifsiz duygular içinde…
5 dakikalık bir zaman diliminde, gökyüzüne yükseldiğimizi düşünürken kendimizi Torosların zirvesinden aşağı bırakılmış gibi hissettik…
Sadece ligden düşmedik…
Yıllardır dile getirilen, Antalya’yı gerçekten seven herkesin korkarak konuştuğu “sahipsizlik” gerçeği yüzümüze en sert şekilde çarptı.
Biz maalesef birlik olamadık…
Şehrimize bir hızlı tren getirtemedik…
Şehrimize bir otoban yaptıramadık…
Şehrimizin en önemli bağlantılarından biri olacak geçitleri yıllardır tamamlayamadık…
Serbest bölgemizi büyütemedik…
Bir basketbol şehri olmamıza rağmen basketbol takımımızı ayağa kaldıramadık…
Şehrimizin dağlarını, derelerini, doğasını koruyamadık…
Tarımın başkenti olmamıza rağmen köylümüzü koruyamadık…
Şehrimizin tüm güzelliklerini dünyanın her yerinden turiste açtık ama otellerde çalışan işçilerimizin refahını yükseltemedik…
Suyumuzu, toprağımızı ve tüm nimetlerimizi hoyratça tükettirdik ama bu şehirde üretilen değerin, ödenen vergilerin büyük kısmını İstanbul’a ve Ankara’ya kaptırdık…
Paradan, ranttan, evden, arsadan, imardan başka bir şey konuşmaz hale geldik…
Bu şehrin ruhunu, hafızasını ve ortak aidiyetini yavaş yavaş kaybettik…
Antalya’nın sokaklarını bilmeyenleri, ilçelerini tanımayanları baş tacı yaptık…
Bu şehrin nimetlerinden yıllarca faydalandık ama Antalya’ya aynı ölçüde sahip çıkamadık…
Yarınlar yokmuşçasına denizini, ağacını, yaylasını, doğasını tükettik…
Ve sonunda dün;
Bu şehrin en önemli markalarından biri, gururumuz, gençliğimizin tutkusu, ortak sevdamız Antalyasporumuz ligden düştü…
Bana birçok arkadaşım “Sen neden yazmıyorsun? Neden konuşmuyorsun?” diyor…
Neyi yazayım?
Hangi birisini yazayım?
Yıllardır konuşulan ama kimsenin gerçekten yüzleşmek istemediği hangi gerçeği anlatayım?
Ligden düşmemize şaşıran varsa ben ona şaşırıyorum.
Çünkü mesele hiçbir zaman sadece futbol değildi.
Antalyaspor yıllardır bu şehrin aynasıydı.
Vakıfmış, kulüpmüş, şirketmiş…
Bunların hepsi çözülür.
Asıl düşünmemiz gereken şu:
Bu şehir neden bu kadar sahipsiz kaldı?
Antalyaspor bize ayna tuttu…
Ve o aynada;
Birlik olamayan, değerlerine sahip çıkamayan, ortak hafızasını kaybetmeye başlayan bir şehir gördük…
Dün sahada düşen yalnızca bir takım olmadı…
Hepimiz birlikte kaybettik…
Bazıları kazansın diye…
Ve dün akşam şehirde garip bir sessizlik vardı…
Sanki herkes bir yakınını kaybetmiş gibiydi…
Yorumlar
Kalan Karakter: