“Sanma ki her giden senden bir parça alıp götürür. Bazı gidişler, senden sana kalan yükleri de beraberinde götürür. Çünkü Hak, kulunu bazen vererek değil, alarak terbiye eder.
Gönül, ayrılığın ateşinde yanmadan vuslatın kokusunu alamaz. Tohum toprağa düşmeden filiz vermez; gece koyulaşmadan seher doğmaz. Nice vedalar vardır ki hüzün diye karşılanır, oysa rahmet diye gönderilmiştir.
Kalbine dokunan her ayrılıkta ‘Neden?’ diye değil, ‘Bunda bana gösterilen nedir?’ diye sor. Zira Hak, sevdiği kulun yolunu bazen gözyaşıyla yıkar.
Öyleyse vedalara küsmek yerine onları dinle. Belki de giden bir insan değil, nefsinin sana ördüğü son perdedir. Her perde kalktığında hakikatin nuru biraz daha görünür. Ve insan anlar ki; bazı vedalar hüzün değil, ruhun sevdaya doğru attığı ilk sessiz adımdır.”
“İnsan, ömrü boyunca kavuşmayı arar; oysa hakiki kavuşmaların çoğu bir ayrılığın ardından gelir. Dalından kopan yaprak, rüzgârı suçlar; fakat bilmez ki toprağa kavuşmadan yeniden hayata karışamaz. Kul da böyledir. Tutunduğu her şeyin kendisine ait olduğunu sandığı müddetçe hakikatin kapısı aralık kalır. Ne vakit ki elindekilerin emanet olduğunu idrak eder, işte o zaman kaybetmek korkusu yerini teslimiyetin huzuruna bırakır. Çünkü teslimiyetten gelen hiçbir tecelli sebepsiz değildir.
Her veda, gönül aynasını silen görünmez bir el gibidir. İlk dokunuşta canı acıtır; çünkü yılların biriktirdiği alışkanlıklar kolayca sökülüp atılmaz. Fakat sabreden gönül, zamanla aynasında kendi sûretini değil, ilahi rahmetin akislerini görmeye başlar. O vakit insan anlar ki acı dediği şey, rahmetin sert görünen yüzünden başka bir şey değildir. Nice kapılar kapanır ki kul tek bir kapıya yönelsin; nice sesler susar ki kalp, ezelden beri kendisini çağıran o sessiz daveti işitebilsin.
Öyleyse vedaları hüzünle değil, kabullenişle karşıla. Gideni gelir diye hayırla bekle, kalanı şükürle kucakla. Hakikat yolcusu bilir ki ne gelen sonsuza kadar misafirdir ne de giden ebediyen uzaktadır. Varlık da yokluk da aynı Kudret’in iki ayrı tecellisidir. Kulun vazifesi, değişen hâllere tutunmak değil; o hâllerin ardındaki değişmeyen Rahmet’i aramaktır. İşte o zaman her son, yeni bir başlangıcın; her ayrılık, daha derin bir yakınlığın; her gözyaşı ise kalbi arındıran sessiz bir duanın habercisi olur.”
Yorumlar
Kalan Karakter: