Kaosun dumanı yükseldiğinde ortaya çıkan, ne bir fikrin ne de bir davanın taşıyıcısı olan hareketler; toplumun yaralarını sarmaya değil, o yaralardan kendilerine pay çıkarmaya çalışırlar. İnançtan, ilkeden ve sorumluluktan yoksun bu yapılar, rüzgârın yönüne göre saf değiştiren birer fırsatçılık makinesinden başka bir şey değildir.
Bir düşünceyi savunmanın cesaretini gösteremeyenler, kargaşayı kendilerine sığınak edinirler. Çünkü idealleri yoktur, hedefleri yoktur, uğruna bedel ödeyecekleri hiçbir değerleri yoktur. Varlıklarını yalnızca öfkeye, belirsizliğe ve yıkıma borçludurlar. Bu yüzden düzenin zayıfladığı her anda seslerini yükseltir, toplumun aklına değil içgüdülerine seslenirler.
Tarih, kaostan beslenenlerin hiçbir zaman kalıcı bir gelecek inşa edemediğini defalarca göstermiştir. Çünkü medeniyet fikirle kurulur, ilkeyle yükselir ve sorumlulukla yaşatılır. Kaos tacirleri ise geriye yalnızca kutuplaşma, güvensizlik ve yıkım bırakır. Bu nedenle ilkesizliği erdem, fırsatçılığı siyaset sanan anlayışlar yalnızca reddedilmeyi değil, toplum vicdanında hak ettikleri mahkûmiyeti de bulmalıdır.
Daha da düşündürücü olan ise, ilkesizliğin zaten ilkesizlerden değil; dürüstlüğü, tutarlılığı ve değerleriyle tanınan kişi ve çevrelerden gelmesidir. Çünkü insanı asıl hayal kırıklığına uğratan, kötülüğün varlığı değil, iyilik iddiasında bulunanların kendi ilkelerini terk etmesidir. Kendisinden beklenmeyen bir ilkesiz davranış, yalnızca bir tutarsızlık değil; güvene, samimiyete ve temsil edildiği söylenen değerlere vurulmuş ağır bir darbedir. Zira bir insanı yücelten sahip olduğu ilkelerse, onu sıradanlaştıran da o ilkeleri çıkar uğruna terk etmesidir.
Ancak en ağır hayal kırıklığı, ilkesizliğin bunu alışkanlık hâline getirmiş çevrelerden değil, yıllarca değer, ahlak ve tutarlılık söylemiyle öne çıkan kişilerden gelmesidir. Çünkü düşüş, yüksekte duranlarda daha görünür olur. Bir ömür savunulduğu söylenen ilkelerin, kısa vadeli hesaplar uğruna bir kenara bırakılması; yalnızca kişisel bir çelişki değil, o ilkelere güvenen herkese karşı işlenmiş bir vefasızlıktır. İnsanlar hata yapabilir; fakat kendi değerlerini inkâr ederek çıkarın peşine düşmek, hatadan öte bir karakter sınavında başarısız olmaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: