Haset, insanın önce kendi huzurunu elinden alan sessiz bir duygudur. Çünkü haset eden kişi, başkasının mutluluğuna sevinemez; başkasının başarısını kendi eksikliği gibi görür. Bu yüzden ne sahip olduklarının kıymetini bilir ne de iç huzurunu bulabilir.
İnsan önce kendisiyle barışmalıdır. Kendini olduğu gibi kabul eden, emek veren ve hayatına şükürle bakabilen biri, başkasının başarısını tehdit olarak değil, ilham olarak görür. İç dünyasında huzur olan insanın kalbinde hasede yer kalmaz.
Kendisiyle barışık olmayan, sürekli eksik hisseden kişiler ise başkalarının mutluluğunu, başarısını ve sahip olduklarını taşımakta zorlanırlar. Sorun aslında karşılarındaki insan değildir; kendi içlerinde çözemedikleri huzursuzluktur.
Haset, zamanla insanın bakışını da değiştirir. Güzeli göremez, iyiliği takdir edemez, başarıyı emekle değil şansla açıklamaya çalışır. Böylece hem dostluklarını yıpratır hem de kendi ruhunu yorar. Oysa başkasının kazandığı hiçbir güzellik, bizim kaybımız değildir. Hayat bir yarış değil; herkesin yolu, zamanı ve nasibi farklıdır.
Hayatta herkesi değiştiremeyiz. Ancak kiminle yol yürüyeceğimize karar verebiliriz. Sürekli kıyaslayan, olumsuzluk yayan ve mutluluğunuzu gölgeleyen insanları fark ettiğinizde, onlara öfkeyle değil, sağduyuyla mesafe koymak en doğru seçimdir.
Unutmayalım; gerçek mutluluk, başkasının ışığını söndürmeye çalışmakta değil, kendi ışığını yakabilmektedir. İç huzurunu bulan insan, başkalarının mutluluğundan rahatsız olmaz; aksine onların sevincini paylaşmayı bilir.
Hayat bir yarış değil; herkesin yolu, zamanı ve nasibi farklıdır.”
Yorumlar
Kalan Karakter: