“İnsan bazen en derin kırgınlığını sessizlikle taşır. Çünkü gerçekten iyi olan insanlar, incindiklerinde gürültü çıkarmazlar. Ne öfkelerini büyütmeye çalışırlar ne de haklılıklarını kanıtlamak için savaşırlar. Sessizce geri çekilir, içlerinde kırılan şeyi kimseye göstermeden yollarına devam ederler.
Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey değişmemiş gibidir; yine gülerler, yine nezaket gösterirler. Oysa insanın iç dünyasında bazı kırılmalar görünmez yaşanır. Ve en büyük değişim, kalbin bir daha eskisi kadar yaklaşamamasıdır.
Çünkü güven, insan ruhunun en sessiz bağıdır. Bir kez sarsıldığında tamamen yok olmaz belki, ama eski saflığını kaybeder. İyi insanlar da bu yüzden kötüye dönüşmezler; yalnızca sınır çizmeyi öğrenirler. Herkese aynı yakınlığı vermemeyi, enerjilerini korumayı, kalplerini daha dikkatli taşımayı…
Bu yüzden bir iyi insan sessizce uzaklaştığında, aslında çok şey söylemiştir. Çünkü bazı vedalar öfkeyle değil, yorgunlukla olur. Ve insan, en çok da defalarca affettiği yerden vazgeçer.
Belki de olgunlaşmak, herkesi yanında tutabilmek değil; kimin yokluğunun içini huzursuz etmediğini fark edebilmektir. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıktığında eksilmez, sadece gerçeği daha net görmeye başlarız. Ve insan bir süre sonra anlar: Her kayıp acı değildir; bazı uzaklaşmalar, ruhun kendini koruma biçimidir.”
Ve zaman geçtikçe insan, sessizce kapanan bazı kapıların aslında bir kayıp değil, bir huzur başlangıcı olduğunu fark eder. Çünkü her veda eksiltmez; bazı vedalar insanı kendine yaklaştırır, içindeki değeri hatırlatır. Kırgınlıklar unutulmasa da yerini kabullenişe bırakır. Ve bir gün insan anlar ki, gerçek huzur herkesi yanında tutmakta değil; kendini inciten şeylerden uzaklaşırken kalbindeki iyiliği kaybetmeden yoluna devam edebilmektedir. En derin vedalar sessiz olur; ama bazen en güzel başlangıçlar da o sessizliğin ardından doğar.
“Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıkarken bir şey eksiltmez; yalnızca kendimizi unuttuğumuz yerleri hatırlatırlar.”
Yorumlar
Kalan Karakter: