Geçen haftaki yazının ardından bir fotoğrafa takıldı gözüm.
Sıradan bir kare gibi… Ama aslında çok şey anlatan bir masa.
Bir kare… Ama aslında bir masa.
Sahnenin bir yanında Adlıhan Dere, diğer yanında Yusuf Hacısüleyman.
Orada bulunma sebepleri açık: Temsil..!
Yani esnafı, işletmeleri, emeği temsil etmek.
BU MASA NE ANLATIYOR?
Bir masa düşünün…
Herkes yerinde.
Ama bu masa bir kutlama mı, yoksa bir veda mı, yoksa Foodfest temalı öğlen yemeği mi belli değil.
Bir tarafta artık yeniden aday olamayacak bir isim.
Bir veda sofrasının figüranı gibi…
Diğer tarafta yıllardır ilk kez ciddi bir rakiple karşı karşıya kalan bir başkan.
Gergin ve endişeli bir bekleyiş… “Neden buradayım?” der gibi.
Masanın ortasında görünmeyen bir cümle dolaşıyor: “Bu sofrada kimler var?”
Çünkü bu masa, Karaalioğlu Parkı çevresinde yaşayan, çalışan, üreten herkesin.
Binlerce işletme ve esnafın temsilcileri orada.
Vergisini veren, kirasını ödeyen, denetimden geçen esnaf.
YAN YANA İKİ DÜZEN
Ama masanın hemen yanında başka bir düzen kuruluyor:
Vergi denetimi yok.
Kira yok.
SGK kontrolü yok.
Muratpaşa Belediyesi’nden iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı yok.
Tarım ve Orman Bakanlığı denetimi yok.!
Ve en önemlisi…
Bir restoranın, bir kafenin sahip olması gereken en temel şey yok:
Altyapı.
Temiz su yok.
Kanalizasyon yok.
Hijyen zinciri yok.
Ama yemek var.
Ekmek arası ne istersen.
Satış var.
Ve o satıştan pay alan bir sistem var.
BU FESTİVAL KİMİN İÇİN?
Şimdi o masaya tekrar dönelim.
Yusuf Hacısüleyman…
Yıllarca Antalya’nın yerel mutfağının geri planda kalmasının sebebi olan “her şey dahil” düzenin içinde yer almış bir isim.
Vergi levhası olmadan, SGK’yı, hijyen denetimini, ay sonu maaş kaygısını bilmeden sisteme danışmanlık yapmış;
“Sor, söyleyeyim; ver evrağı, takip edeyim” motivasyonuyla hareket etmiş bir anlayış.
Şimdi aynı şehirde, yerel esnafın karşısına “festival” adıyla çıkan bu yapı…
Gerçekten kimi büyütüyor?
Ve diğer yanda Adlıhan Dere…
Hiç düşündü mü:
“Benim esnafım bu sofrada mı, yoksa dışında mı?”
Belki de aklında deli sorular:
“Lokantaları kim kazanmıştı…?”
Fotoğraf karesine sığmak kolay.
Ama o masanın hesabını vermek zor.
Çünkü masanın ortasında düşünen bir başkası daha var:
Vekil başkan…
“Burada bir PR yapabilir miyim, bu koltuk bana yakıştı mı?” düşünceleri dolaşıyor havada.

MESELE FESTİVAL DEĞİL
Fakat mesele bu değil.
Bu artık sadece bir festival meselesi değil, vicdan meselesi.
3-4 günlük bir organizasyon.
60 milyon TL bütçe.
Bu parayı harcayan Antalya Büyükşehir Belediyesi neyi çözüyor?
Parkın bakımı yok.
Hıdırlık Kulesi yıllardır bitmemiş.
Savaş yüzünden şehirde turist yok, borçlar dağlar kadar olmuş, esnaf ayakta kalmaya çalışıyor.
Ama masa kurulmuş.
O masada herkes var…
Ama aslında en çok olması gereken vicdan yok.
İşte tam bu yüzden o fotoğrafın adı yavaş yavaş beliriyor:
Bir kutlama değil bu.
Bir veda.
Bir sessizlik.
Ve adı çoktan konmuş,
Son Akşam Yemeği
Yorumlar
Kalan Karakter: