Avrupa Birliği’nin (AB) 10 Nisan 2026 itibarıyla tam kapasite devreye aldığı yeni biyometrik Giriş-Çıkış Sistemi (EES), kıta genelindeki büyük havalimanlarında 4 saati bulan kuyruklara ve operasyonel bir krize neden oldu. İspanya, Portekiz ve İtalya gibi yoğun destinasyonlarda havalimanı yönetimleri kriz hatları kurarken, AB merkezli bağımsız gazeteci Batuhan Ateş’ten ezber bozan bir diplomatik hamle çağrısı geldi. Ateş, vize serbestisi tartışmaları gölgesinde yaşanan bu lojistik krize karşı, Schengen beklemek yerine şu an uygulanabilir en olası ve pratik çözüm modelini sundu: "Kapı Diplomasisi".
Schengen Beklemek Çözüm Değil, Fiziki Ayrımcılığa Son Verilmeli
Avrupa’nın en büyük yolcu ve ekonomik hacmini sağlayan Türk vatandaşlarının, havalimanlarında haksız yere "Other" (Diğer Ülkeler) kategorisine itildiğini belirten Ateş, çözümün vizelerin kalkmasını beklemek değil, havacılık lojistiğini kullanarak bu ayrımcılığa son vermek olduğunu vurguladı. ABD, Japonya veya Meksika gibi AB dışı ülkelerin vatandaşlarının e-gate (otomatik hızlı geçiş) peronlarını ya da özel sıradan geçtiklerini belirten Ateş bu sistemin kullanabilmesinin teknik bir yazılım protokolü olduğunu ifade eden Ateş, asıl adaletsizliğin fiziki alan yönetiminde yapıldığına dikkat çekti.

Batuhan Ateş, Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve havacılık otoritelerine yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: ."Bir Türk vatandaşı, Avrupa'ya uçmadan önce zaten AB konsolosluklarının en sıkı mali, adli ve güvenlik filtrelerinden geçerek o vizeyi pasaportuna bastırıyor. Yani havalimanına indiğinde, onun yasal ve güvenli yolcu olduğu bizzat o ülkenin makamlarınca onaylanmış durumda. Durum buyken, vizeli Türk yolcularının, dünyanın öbür ucundan gelen ve hiçbir güvenlik ön filtresi olmayan ülkelerle aynı genel 'Other' kuyruğuna sokulması teknik değil, idari bir hatadır ve düzeltilebilir bir diplomatik adımdır." dedi.
Lojistik Çözüm: "Turkish Passport Holders" Şeridi
Havalimanlarındaki pasaport bankolarının ve fiziki yönlendirme koridorlarının yönetiminin tamamen ilgili ülkenin İçişleri Bakanlığı ile liman işletmelerinin inisiyatifinde olduğunu hatırlatan Ateş, Türkiye'nin Avrupa turizmine ve ekonomisine sağladığı devasa hacmin diplomatik bir enstrümana dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
Bu doğrultuda geliştirilen "Yeni Nesil Pasaport Diplomasisi" modeline göre; Londra, Frankfurt, Paris veya Amsterdam gibi Türk havayolu trafiğinin zirve yaptığı limanlarda devletler arası ikili havacılık anlaşmaları (Fast Track protokolleri) devreye sokulabilir. Bu model, güvenlik kontrolünün tamamen kalkmasını değil; memurların yine görev yaptığı ancak sadece Türk pasaportu taşıyanların saatlerce o kaotik kuyruklarda ezilmeden geçebileceği "Turkish Passport Holders Only" (Sadece Türk Pasaportu Sahipleri) şeritlerinin açılmasını öngörüyor.

"Ayrıcalık Değil, Karşılıklılık Hakkı"
Önerilen modelin bir imtiyaz değil, ticari ve coğrafi bir karşılıklılık hakkı olduğunu belirten Ateş, Sınır polisi vizeyi yine manuel incelesin, ancak Türk yolcusu hak ettiği lojistik önceliği fiziki olarak görsün. Türkiye bir Avrupa ülkesi, aday ülke ve en yakın NATO müttefikidir. Milyonlarca Türk vatandaşı Avrupa'yi ziyaret ederken, Schengen konusu halen konuşulurken bu çok önemli bir adım olacaktır. Türk pasaportunun itibarını korumanın yolu makro siyasi vizyonları beklemekten değil, havalimanlarındaki bu tarz akılcı ve mikro kapı diplomasisi adımlarından geçiyor " diyerek çağrısını yineledi.
Yorumlar
Kalan Karakter: