Ayla Çekiç ile Antalya Gündemi’nin bu haftaki konuğu Antalya Eski Emniyet müdürü Ali Yılmaz oldu. Gazeteci Ayla Çekiç sordu, Yılmaz sorulara tek tek cevap verdi.
Antalya’da görev yaptığı döneme ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan eski İl Emniyet Müdürü Ali Yılmaz, turizm, rant ve güç ilişkilerinin yoğun olduğu kentte emniyet müdürlüğünün yalnızca suçla mücadeleden ibaret olmadığını söyledi. Bürokrasi, siyaset ve kamuoyu algısına ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Yılmaz, Antalya’daki görev sürecinden emeklilik sonrasına kadar birçok başlıkta konuştu.
Antalya turizmle, parayla ve güçle ilişkili olan bir kent. Bu şehirde emniyet müdürü olmak sadece suçla mücadele etmek değil, aynı zamanda güçlü olanla mesafeyi nasıl ayarladığınızı da içeriyor. Bu dengeyi nasıl kurdunuz?
Antalya çok kozmopolit bir şehir. Güçlerin savaş verdiği, rantın, turizmin ve ticaretin çok önemli olduğu bir kent. Dolayısıyla organize suç örgütleri ve uyuşturucu baronlarının göz ardı edemeyeceği bir il. Bu şehirde dengeyi kurabilmek için önce halkın güvenini kazanmanız gerekir. Bu nedenle görev yaptığımız dönemde halkın polise olan güvenini ölçmek adına Akdeniz Üniversitesi’ne bir anket yaptırdık. İlk ankette güven oranı yüzde 45’ti. Bir yıl sonra aynı deneklerle yapılan ölçümde bu oran yüzde 85’e çıktı.
Nüfuzlu olarak tanımlayabileceğimiz isimlerden size doğrudan ya da dolaylı talepler gelir miydi?
Bu talepler mutlaka her bürokrata gelir. Ancak benim talimatım nettir. İletilen talepler incelenir, doğruysa gereği yapılır, yanlışsa asla yapılmaz.

DEVLET AĞIR BASAR
Telefon gelir ama emir gelmez diyebilir miyiz?
Aynen öyle. Açılan her telefon aynı ağırlıkta değildir ama devletin gücü her zaman daha ağır basar.
Bazı dosyalar teknik olarak kapanmasına rağmen toplum nezdinde kapanmıyor. Bu sizce neden olur?
Bunun üç sebebi vardır. Devletin yaptığı işlemler, anlatım biçimi ve toplumun güven duygusu. Kamuoyuna mal olmuş dosyalarda ne karar verilirse verilsin bir kesim bunu kabullenmez.
Burak Uğraş dosyası 15 yıl sonra hala gündemde. Bu size neyi gösteriyor?
Bu durum daha çok yanlış bilgilendirme ve algı yönetimini gösterir. Olay adli bir vakadır. Böyle durumlarda adli kolluk olaya el koyar ve bu sürecin amiri Cumhuriyet Savcısıdır. Emniyet müdürünün doğrudan talimat verme yetkisi yoktur.

Bu ülkede bazı dosyalar neden hiç bitmiyor? Adaletin eksikliği mi, algının gücü mü? Az önce bundan bahsettiniz. Şimdi burayı şuraya bağlamak istiyorum; ikimizin de yakından tanıdığı, markalaşma sürecinde sonrasında sizin de mesai yaptığınız, iletişimle ilgili başkanlık yaptığınız bir firma var. Rixos ve tüm dünyayı sarsan bir olay var. Ona girmek istiyorum. Bu konuyla ilgili ne söylemek istersiniz?
Epstein dosyalarıyla ilgili “Bir düzenin kirli dosyası” diye bir köşe yazısı yazdım. Jeffrey Epstein bir kirli düzenin fotoğrafıdır. Ama bizim Türkiye’de yine magazinleşti. Ne yapılıyor? İşte ilişkiler, devlet adamlarının kadın–kız ilişkileri veya çocukların durumu üzerinden konuşuluyor. Bunlar çok çirkin ve zalimce şeylerdir. Gerçekten o kız çocuklarının durumunu, o çocukların zengin adamlara servis edilmesini çok iğrenç ve adi buluyorum. Kapitalist sistemin en kötü yanının da bu olduğunu düşünüyorum. Bunlar mutlaka irdelenmeli ve gerekli cezalara çarptırılmalıdır.
SAPLA SAMAN BİRBİRİNE KARIŞTIRILIYOR
Ama her olayda olduğu gibi sapla saman birbirine karıştırılıyor. At izi it izine karışıyor. Hiç alakası olmayan olaylarla bağlantı kurulup günlerce basında döndürülüyor ve gerçek saklanıyor. Örneğin Epstein, o zaman Donald Trump ile arkadaş olan, devlet adamlarıyla oturup görüşen zengin bir milyarderdi. Bu nasıl milyarder olmuş belli değil. Kim finanse etmiş belli değil. Bu çocuk istismarcısı, genç çocukların adrenalin yükselerek aldığı ve birtakım gençlik iksiri olarak kullanıldığı laboratuvarlarda birtakım çalışmalar yaptığı iddia edilen bir kişi. Daha önce dünyanın en büyük servisleri Mossad, CIA bilmiyor muydu? Neden şimdi ortaya çıktı? İşte mevzu bu.
Şu andaki düzen, birtakım istihbarat örgütlerinin dünyayı yönetme adımlarından biridir Epstein dosyaları. Yani sizin bir devlet başkanınızın zaaflarından yararlanarak onu kullanıp arşivlemektir. Arşivledikten sonra zamanı gelince kullanmaktır.
Bu Trump–Epstein olayının da bu tehditlerden ve komplo teorilerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Belki boğaza kadar geldi. Trump gereğini yapın dedi. Şimdi savaşarak kendi Epstein’la olan geçmişini kamuoyuna aklayacak.
Çünkü düşünün; bir otel sahibisiniz, binlerce yatak kapasiteniz var. Dünyanın her tarafında otelleriniz var. Bir Türk–Amerikalı milyarder gelip sizin otelinizde kalmak istiyor. “Hayır kalamazsınız” mı diyeceksiniz?
Ben onların avukatı değilim ama mantığımla düşünüyorum bir emniyetçi olarak. Ben Epstein’in burada kalıp kalmadığını bilmiyorum ama diyelim İstanbul’da kaldı. İstanbul Emniyet Müdürü Epstein’in burada kalmasını engelleyecek bir tutum içine girebilir mi? Giremez. Özel ilişkilerine girebilir mi? Giremez.
O zaman usulsüz bir durum hakkında konuşmak doğru olmaz. Ama her olayda olduğu gibi bu olayda da özel hayat üzerinden büyük devlet kararlarının alındığını düşünüyorum. Nitekim kendisi cezaevinde intihar ederek öldü. O da şüpheli bir vaziyette.
Bana göre önemli gizli servisler tarafından arşivlenen bilgilerin ileride kullanılacağını düşünüyorum. Bazı devlet başkanlarına bu şantajın yapılacağını düşünüyorum. Epstein çok iyi bir şantaj mühendisi. Dünya liderlerine, istifalara ve tartışmalara baktığımız zaman birtakım bilgiler ve belgeler toplanıyor, arşivleniyor ve bu arşivler tehdit olarak kullanılıyor.

Emeklilik sonrası akademik çalışmalarınız oldu mu?
Evet. Emekli olduktan sonra kamuya değil sivil hayata yöneldim. İki yıl boyunca Akdeniz Üniversitesi’nde kurumsal ilişkiler ve halkla ilişkiler dersleri verdim. Aynı zamanda çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev aldım.
ALGI YÖNETİMİ
Tabii, algı yönetimi dediğim olay budur. Şimdi bunun sebebi şu: Ben 2012 yılında emekli oldum. Devletin çok önemli görevlerinde çalışmama rağmen geçimimi rahat çalıştıracak bir gelir seviyesine ulaşamadım. Yani genel müdür olarak, genel müdür vekilliği yaptım, öğretim üyeliği yaptım, iki büyük il emniyet müdürlüğünü yaptım ama hâlâ çalışıyorum.
Çalışmadığım zaman evimin geçimini mütevazı bir emekli olarak kıt kanaat yürütürüm ama rahat yaşayamam. Rahat yaşayabilmem için çalışmam gerekiyor. Emekli olduktan sonra da birikmiş bir param var mı? Yok. Servetim var mı? Yok. Mal mülk var mı? Evim dışında, arabam dışında yok.
O zaman ne yapmam lazım? Çalışmam lazım. Çalışırken de bana o zaman bir oteller zincirinden, açıkça söyleyeyim lüks bir gruptan teklif geldi. Yani teklif edilen şey dedikleri gibi güvenlik falan değil. Benim her kesimle; gerek CHP, gerek MHP, gerek İYİ Parti, gerek AK Parti ile insani ilişkilerim iyi olduğu için o zamanki Rixos Hotels yönetimi beni Kurumsal İlişkiler Direktörü olarak atadı.
Geriye dönüp baktığınızda Antalya’da görev yaptığınız döneme ilişkin “keşke” dediğiniz bir durum var mı?
Çok değer verdiğim bazı insanlara bu kadar değer vermeseydim diyorum. Onlara harcadığım zamanı bir dağ köyündeki Hasan amcaya, Meryem teyzeye harcasaydım bugün daha mutlu olurdum.

“ÖL DE ÖLELİM”
Bürokratlara ne tavsiye edersiniz?
Göreve gelen her bürokratın etrafına kümelenen insanlar olur. Size “öl de ölelim” diyenlerin gerçek dostunuz olmadığını makamdan ayrıldıktan sonra anlarsınız. Bürokratlar bu gruplardan uzak durmalıdır.
Antalya’da kalmayı neden tercih ettiniz?
Yörük-Türkmen kökenliyim. Antalya’nın kırsal kesiminin örf ve adetleri benim kültürümle örtüşüyor. Bu nedenle burada kalmayı tercih ettim.
Emeklilik sonrası özel sektörde çalışmaya devam ettiniz. Bunun nedeni nedir?
Emekli olduktan sonra rahat yaşayabileceğim bir ekonomik seviyeye ulaşamadım. Evim ve arabam dışında bir servetim yok. Bu nedenle özel sektörde danışmanlık yaparak geçimimi sağlamaya devam ediyorum.
Son olarak, Antalya gibi turizm markası bir kentte bürokratik hataların kent imajına zarar verdiğini düşünüyor musunuz?
Güvenlik, turizmin en önemli unsurudur. Bürokraside yapılan hatalar sadece kurumu değil, kentin marka değerini de etkiler.
Yorumlar
Kalan Karakter: