Antalya’nın denizi, sahilleri ve antik kentleri kadar konuşulmayan bir yüzü daha var. Döşemealtı’nda, Ahırtaş Mahallesi yakınlarında bulunan Kocain Mağarası; devasa girişi, metrelerce yükselen doğal sütunları, Roma döneminden kalma sarnıcı ve erken Hristiyanlık izleriyle görenleri şaşırtıyor.
Antalya’nın saklı hazinesi
Antalya denildiğinde akla çoğu zaman falezler, plajlar ve antik kentler geliyor. Ancak Döşemealtı’nın yüksek kesimlerinde yer alan Kocain Mağarası, kentin bilinmeyen doğal miraslarından biri olarak öne çıkıyor. Ahırtaş Mahallesi sınırlarındaki mağaraya Antalya-Burdur yolu üzerinden, Camiliköy ve Ahırtaş güzergâhı takip edilerek özel araçla ulaşılabiliyor.

Dev giriş görenleri şaşırtıyor
Kocain Mağarası’nın en dikkat çekici özelliği, genişliğiyle etkileyen giriş bölümü. Kültür Portalı’nda mağaranın giriş ağzının yaklaşık 20 metre yüksekliğinde ve 75 metre genişliğinde olduğu, uzunluğunun ise 633 metreye ulaştığı belirtiliyor. Mağara ana hatlarıyla iki büyük salondan oluşuyor ve tavan yüksekliği bazı noktalarda 80 metreye kadar çıkıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı 6. Bölge Müdürlüğü ise Kocain’i, 35x70 metrelik girişi ve yaklaşık 37 bin metrekarelik taban alanıyla Türkiye’nin en geniş giriş ve salon yapısına sahip mağaralarından biri olarak tanımlıyor. Aynı kaynakta mağaranın 2013 yılında Tabiat Anıtı ilan edilerek koruma altına alındığı bilgisi de yer alıyor.

İçeride doğanın binlerce yıllık izleri var
Mağaranın içinde dev sarkıtlar, dikitler, sütunlar ve kar beyazı oluşumlar bulunuyor. Özellikle bazı sütunların 35 metreye kadar ulaştığı aktarılıyor. Bu yapılar, kireçtaşı zemin içinde gelişen karstik sürecin etkileyici örnekleri arasında gösteriliyor.
Kocain’in atmosferi klasik bir turistik mağaradan farklı. Geniş salonlar, yüksek tavan ve yer yer loş kalan bölümler, mağaraya hem görkemli hem de gizemli bir hava katıyor. Bu nedenle bölge, sadece gezi rotası değil; doğa fotoğrafçıları ve keşif tutkunları için de dikkat çekici bir nokta haline geliyor.

Roma sarnıcı ve eski yazıtlar dikkat çekiyor
Kocain Mağarası yalnızca doğal güzelliğiyle değil, tarihsel katmanlarıyla da öne çıkıyor. Mağaranın içinde Roma döneminden kalma su sarnıcı bulunduğu, giriş bölümünde ise ana kaya üzerine yazılmış Grekçe yazıtların yer aldığı belirtiliyor. Yazıtlardan, mağaranın erken Hristiyanlık döneminde dinsel bir işleve sahip olduğu anlaşılıyor.
Bu yönüyle Kocain Mağarası, Prehistorik dönemden Bizans dönemine kadar uzanan geniş bir zaman aralığına ışık tutuyor. Mağaradaki arkeolojik araştırmaların 1946’dan sonra Prof. Dr. İ. Kılıç Kökten tarafından yürütüldüğü, speleolojik araştırmaların ise 1972’de Dr. Temuçin Aygen’in ekibi ve Fransız mağaracılar tarafından yapıldığı aktarılıyor.
Az biliniyor ama değeri büyük
Antalya’da Karain, Damlataş, Dim ve Altınbeşik gibi mağaralar daha çok bilinse de Kocain Mağarası, geniş yapısı ve tarihi izleriyle ayrı bir öneme sahip. Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün mağara turizmi sayfasında Kocain’in, Türkiye’nin en geniş ağzına ve tek parça olarak en büyük galerilerinden birine sahip mağara olarak tanıtıldığı görülüyor.
Ziyaret etmek isteyenler nelere dikkat etmeli?
Kültür Portalı’nda Kocain Mağarası’nın ziyarete açık olduğu ve girişlerin ücretsiz olduğu bilgisi yer alıyor. Ancak EBA’nın okul dışı öğrenme ortamı sayfasında ziyaret saatleri için 08.30-17.00 bilgisi, kış sezonu için ise 08.30-15.00 notu bulunuyor. Bu nedenle yola çıkmadan önce güncel ziyaret koşullarının kontrol edilmesi öneriliyor.
Mağaranın doğal yapısı nedeniyle ziyaretçilerin rahat ayakkabı tercih etmesi, güçlü bir ışık kaynağı bulundurması ve oluşumlara zarar vermemesi gerekiyor. EBA sayfasında da ateş yakmanın, define aramanın, konaklama yapmanın ve mağara oluşumlarına zarar vermenin yasak olduğu vurgulanıyor.
Antalya’da farklı bir rota arayanlara
Kocain Mağarası, Antalya’da kalabalık sahil rotalarından uzaklaşmak isteyenler için dikkat çekici bir alternatif sunuyor. Devasa girişinden içeri adım atan ziyaretçiler, bir yandan binlerce yıllık jeolojik oluşumları, diğer yandan Roma ve erken Hristiyanlık dönemlerinden kalan izleri aynı yerde görebiliyor.
Antalya’nın az bilinen bu mağarası, yalnızca doğal bir oluşum değil; aynı zamanda kentin yer altındaki tarih hafızası olarak da öne çıkıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: