Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Toplantı Salonu’nda düzenlenen “2025 Değerlendirmesi ve 2026 Öngörüleri” toplantısında yaptığı kapsamlı konuşmada, küresel gelişmelerden Türkiye ekonomisine, Antalya’nın sektörel yapısından 2026 beklentilerine kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına dünya gündemiyle başlayan Hacısüleyman, yeni yılın ilk günlerinden itibaren insanlığı endişeye sevk eden gelişmeler yaşandığını belirtti. Venezuela ile başlayan, İran ve Gazze ile devam eden küresel gerilimlerin yanı sıra Rusya, Ukrayna savaşının hala sona ermemiş olmasının dünya ekonomisini baskı altında tuttuğunu ifade etti.
Uluslararası ilişkilerde sınırların ve toprak taleplerinin yeniden gündeme gelmesinin dikkat çekici olduğunu belirten Hacısüleyman, Grönland üzerinden yaşanan tartışmaların da dünyanın hangi noktaya geldiğini gösterdiğini söyledi. Davos’ta Kanada Başbakanı’nın yaptığı konuşmaya da değinen Hacısüleyman, “Uluslararası kuralların yıllardır bazı gerçekleri örttüğü artık açıkça dile getiriliyor. Bu konuşma, dünyada hala umut ışığı olduğunun göstergesidir” dedi.
Pandemi sonrası büyüme tüketimle geldi
Türkiye ekonomisine ilişkin verileri paylaşan Hacısüleyman, pandemi sonrası hızlı bir toparlanma süreci yaşandığını, 2024 yılının yüzde 3,7 büyüme ile kapatıldığını ifade etti. Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasının 1,6 trilyon dolara ulaştığını, kişi başı gelirin ise yaklaşık 18 bin dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirtti.
Ancak bu büyümenin ağırlıklı olarak iç tüketime dayalı olduğuna dikkat çeken Hacısüleyman, yatırım tarafında ciddi bir yavaşlama yaşandığını vurguladı. Yüksek faiz ve enflasyonun yatırım kredilerini sınırladığını ifade eden Hacısüleyman, son yıllarda otomobil satışlarının 1 milyon adedi aşmasına rağmen bunun büyük ölçüde ithalat yoluyla gerçekleştiğini, son üç yılda otomotiv ithalatının 100 milyar doları bulduğunu söyledi.
Elektronik, mobilya, ayakkabı ve hazır giyim ithalatındaki artışlara da dikkat çeken Hacısüleyman, özellikle tekstil sektöründe üretimin Mısır gibi ülkelere kaymasının Türkiye açısından önemli bir yapısal sorun oluşturduğunu dile getirdi.
Sanayi ve tarım alarm veriyor
Türkiye’de sanayinin milli gelir içindeki payının yüzde 18’e gerileyerek tarihi dip seviyeye indiğini ifade eden Hacısüleyman, tarımın payının da yüzde 5,4’e düştüğünü söyledi. Bu tablonun sanayileşme hedefi olan bir ülke için ciddi bir uyarı olduğuna dikkat çekti. 2023–2025 döneminin zorlu geçtiğini ancak artık bir dengeleme sürecine girildiğini belirten Hacısüleyman, cari açığın yaklaşık 20 milyar dolar seviyesine gerilediğini, döviz rezervlerinin ise 180 milyar dolar civarında olduğunu aktardı. CDS primlerindeki düşüşün Türkiye’nin kredi risk algısında iyileşmeye işaret ettiğini de sözlerine ekledi.

Yorumlar
Kalan Karakter: