Bayram geldiğinde insanın aklına ilk ne geliyor?
Trafik mi?
Tatil planı mı?
Otellerdeki doluluk oranları mı?
Yoksa çocukluğumuzun o tarifsiz heyecanı mı?
Her bayram öncesi aynı soru düşüyor aklıma, gerçekten eski bayramları mı özlüyoruz, yoksa o bayramların içinde saklı kalan samimiyeti, komşuluğu ve birlikte olma duygusunu mu?
Çünkü kabul edelim…
Bugün birçok şeyimiz var ama bazı duygularımız eksik.
Eskiden bayram, takvimde işaretlenen birkaç günlük resmi tatilden ibaret değildi.
Bayram günler öncesinden başlardı.
Evlerde hummalı bir hazırlık olurdu. Perdeler yıkanır, halılar silinir, koltukların üzerindeki örtüler değiştirilirdi.
Yeni alınan bayramlık kıyafetler dolapta beklerdi.
Çocuklar ise onları her gün çıkarıp tekrar tekrar denerdi.
Bayram sabahı ayrı bir heyecandı.
Erkekler erkenden bayram namazına gider, dönüşte sıcak simitlerle kurulan kahvaltı sofralarında aile bir araya gelirdi. Sonra büyüklerin elleri öpülür, harçlıklar alınır ve mahalle ziyaretleri başlardı.
Kapılar sonuna kadar açıktı.
Kimse acele etmezdi.
Çünkü bayramın özü zamana değil, insana ayrılmıştı.
Antalya'da bayramlar sadece evlerde yaşanmazdı.
Şehrin tamamı bayramı hissederdi.
Kaleiçi'nin sokaklarında ayrı bir hareketlilik olurdu. Karaalioğlu Parkı ailelerle dolup taşardı. Çocuklar günler öncesinden lunaparka gitmenin hayalini kurardı.
Seyyar şekerlemeciler...
Pamuk helvacılar...
Baloncular...
Dönme dolaplar...
Çarpışan arabalar...
Bir çocuğun dünyasını mutlu etmeye yeten ne çok şey vardı aslında.
Cebine sıkıştırılan birkaç liralık bayram harçlığıyla kendini dünyanın en zengin insanı hisseden çocuklar vardı bu şehirde.
Mutluluk bu kadar pahalı değildi.
Bugün teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı.
Telefonlarımız dünyanın öbür ucundaki insanlara saniyeler içinde ulaşmamızı sağlıyor.
Sosyal medya sayesinde yüzlerce kişiye aynı anda "İyi Bayramlar" mesajı gönderebiliyoruz.
Peki ya gerçekten bayramlaşıyor muyuz?
Belki de asıl soru bu.
Eskiden kilometrelerce yol gidip büyüklerimizin elini öperdik.
Şimdi aynı evin içinde birbirimize mesaj gönderebiliyoruz.
Eskiden komşunun kapısını çalmadan bayram bitmezdi.
Şimdi apartmanımızda kimin yaşadığını bile bilmediğimiz oluyor.
Daha hızlıyız.
Daha moderniz.
Ama daha mutlu muyuz?
İşte cevabı en çok düşündüren soru bu.
Son yıllarda bayram denince akla ilk gelen şeylerden biri tatil oldu.
Rezervasyonlar, uçak biletleri, oteller, tatil rotaları...
Elbette dinlenmek herkesin hakkı.
Ancak bayramın ruhunu sadece birkaç günlük kaçış planına dönüştürdüğümüzde önemli bir şeyi geride bırakıyoruz.
Çünkü bayram bir yerlere gitmekten önce birilerine gitmektir.
Bayram; uzun zamandır aramadığınız bir akrabayı aramaktır.
Bir büyüğün kapısını çalmaktır.
Küçük bir çocuğun yüzündeki heyecana ortak olmaktır.
Dargınlıkları bitirmektir.
Aynı sofranın etrafında yeniden buluşmaktır.
Kısacası bayram, insanı insana yaklaştıran en güzel bahanedir.
Belki de mesele eski bayramların daha güzel olması değil.
Belki mesele, o günlerde sahip olduğumuz duyguların bugün eksilmesi.
Çünkü bayramın değeri verilen harçlıkta değil, öpülen eldeydi.
İkram edilen şekerde değil, açılan kapıdaydı.
Kalabalık sofralarda değil, o sofraların etrafında toplanan yüreklerdeydi.
Kurbanın özü paylaşmaktır.
Bayramın özü ise birlikte olmaktır.
Ve kendimize şu soruyu soralım; Eski bayramları mı özlüyoruz?
Yoksa o bayramlarda kaybettiğimiz güzel insan ilişkilerini mi?
Eski bayramları mı özlüyoruz, yoksa kaybettiğimiz duyguları mı?
Yayınlanma :
31.05.2026 01:10
Güncelleme
: 31.05.2026 01:10
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: