Türkiye'de denizlerde av sezonu 1 Eylül'de başlayacak. Av sezonunun başlayacak olması, deniz suyu sıcaklıklarına ve bunun avcılık üzerindeki etkisini akıllara getirdi.
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünün analizlerine göre, 2023 haziranda başlayıp 2024 nisanda sona eren El Nino döneminde Akdeniz'de deniz suyu sıcaklığı ortalaması 23,06 santigrat derece oldu. Bu rakam bir önceki El Nino dönemi olan 2014-2016 yıllarında 21,04 derece ölçüldü.
Ege Denizi'nde son El Nino döneminde 19,97 derece olarak kaydedilen deniz suyu sıcaklığı 2014-2016 tarihlerinde 18,11, Marmara'da bu sıcaklık 17,21 ve 14,72 derece olarak kaydedildi.
Marmara Denizi ile benzer bir seyir izleyen Karadeniz'de de son El Nino döneminde deniz suyu sıcaklığı 17,36 derece olurken, bir önceki döneminde 14,47 derece olarak ölçüldü.
Deniz suyundaki ısınma her iki dönemde de avcılık yoluyla elde edilen deniz balıkları miktarına yansıdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, söz konusu El Nino dönemlerinde av miktarında azalma yaşandı. Avcılık yoluyla elde edilen deniz balıkları, 2023'te 387 bin 115 ton olurken, 2024'te 290 bin 68 tona geriledi.
Söz konusu rakamlar bir önceki El Nino döneminde de düşüş gösterdi. Yakalanan deniz balığı miktarı, 2013'te 295 bin 167, sonraki yıllarda 231 bin 58 ton ve 263 bin ton olarak kaydedildi.
Kuzey Atlantik Salınımı sebebiyle 2015'te 345 bin 765 ton ile yüksek bir av miktarı elde edildi. Dünya genelinde en sıcak yıllar arasına giren 2018'de de 222 bin 23 ton balık avlandı.
"Avcılık yoluyla elde ettiğimiz deniz balıkları miktarını etkiledi"
İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Kalkınma Uygulama ve Araştırma Merkezi (ODTÜ-İKLİM) araştırmacısı da olan Akoğlu, iklim değişikliği, avcılık ve deniz ekosistemlerindeki av-avcı ilişkilerinin, Karadeniz başta olmak üzere denizlerdeki balık stoklarını etkilediğini söyledi.
El Nino etkisiyle son 2 yılda aşırı sıcak geçen bir dönem olduğunu ve sıcaklığın bu yılda devam ettiğini vurgulayan Akoğlu, "Kuzey Atlantik Salınımı ve El Nino gibi atmosferik olaylara bağlı olarak, deniz yüzey suyu sıcaklıkları arttı. Bu da tabii ki avcılık yoluyla elde ettiğimiz deniz balıkları miktarını etkiledi. Etkisini geçen yıl yitiren El Nino sebebiyle 2025-2026 av sezonunda tekrar artan bir av miktarı bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
Akoğlu, geçmiş yıllarda da sıcaklığın etkisinin olduğunu anımsatarak, iklim değişikliğiyle bu etkinin arttığını anlattı.
Kışların eskisi kadar soğuk geçmediğini ve denizin besin elementlerinin kısıtlı hale geldiğini belirten Akoğlu, bu durumun balıkları ve yavrularını etkilediğini kaydetti.
Akoğlu, ekonomik balık türleri arasında üçlü bir mekanizma olduğuna işaret ederek, "Bunlar, iklim değişikliği ile katlanarak artan atmosferik olayların etkisi, avcılık faaliyetlerimiz ve denizlerdeki av-avcı ilişkileri. Hamsi yüksekse o dönem palamut azalıyor. Bir sonraki dönem palamut yüksekse hamsi azalıyor ve bu balıkçılığı etkiliyor." değerlendirmesinde bulundu.
İklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışı nedeniyle denizde yüzey suyunun ısındığını, bunun da tabakalaşmayı artırdığını vurgulayan Akoğlu, bunun da denizin dikey karışımı nedeniyle besin miktarını azalttığını kaydetti.
Akoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dikey karışımın azalması demek, dip sulardan gelen besin elementlerinin sınırlı olması ve bitkisel plankton üretimini sınırlandırması demek. Bu da birincil üretimi, hayvansal planktonu ve dolayısıyla hamsi gibi küçük balıkların beslenmesini olumsuz etkiliyor. Bu olumsuz etki, yukarıya doğru palamut ve lüfer gibi diğer ekonomik balık türlerini de yansıyor. Aşırı sıcaklar, birincil üretimi ve hayvansal planktonu azaltıyor. Balıkların yumurtaları açılıp larvalar ortaya çıktığında, bu larvalar zooplanktona ihtiyaç duyuyor. Birincil üretim az olduğunda larvalar yetersiz besleniyor ve küçük balık ölümleri artıyor. Bu da avladığımız erişkin balıkların miktarını azaltıyor."
"Balıkların üreme mevsimleri erkene gelebiliyor"
Sıcaklığın balıkların üreme döngülerini de etkilediğinin altını çizen Akoğlu, "Sıcaklık mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğinde balıkların üreme mevsimleri erkene gelebiliyor. Bu da üreme sezonunda balıkların hala avlanıyor olması anlamına geliyor. Marmara'da yaptığımız tespitlerde balıkların üreme tarihleri değişmiş durumda. Bu durum stoka katılan genç bireyleri etkiliyor ve bir sonraki dönem avcılık miktarını azaltıyor." diye konuştu.
Akoğlu, atık su deşarjları gibi insan kaynaklı kirlilikte, denize aşırı miktarda besin elementi girdiğini, böylece bazı fırsatçı plankton türlerinin aşırı çoğaldığını aktardı.
Bu türlerin aşırı çoğalmasının zaman zaman müsilaj oluşumuna yol açtığına, bazı türlerin ise toksik olabildiğine dikkati çeken Akoğlu, "Müsilaj ve toksik planktonlar balık ölümlerine doğrudan etki ediyor. Aynı zamanda denizde oksijen seviyesinin azalmasına sebep oluyor. Marmara'da giderek artan oksijensizleşmenin temel nedeni de bu insan kaynaklı besin elementleri ve fırsatçı türlerin çoğalması." değerlendirmesinde bulundu.
Akoğlu, insan kaynaklı kirleticilerin denize ulaştırılmaması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"İleri biyolojik arıtmayla azot, fosfor gibi besin elementlerini ve ağır metalleri azaltmamız gerekiyor. İkinci olarak da avcılığımızın planlanması lazım. Değişen iklim koşulları altında gıda arzının sürdürülebilir olması için bu çok önemli. Eğer bunlar olursa, kısa vadede yani 5 yıl içinde olumlu etkilerini görebiliriz. Halk sağlığı ve gıda güvenliği açısından denizlerimizin korunması, sürdürülebilir avcılık ve kirliliğin önlenmesi acil önlemler olmalı."
TÜİK verilerine göre, 2013-2024 yıllarında avlanan deniz balığı miktarı şöyle:
Yıl Av miktarı (ton)
2013 295.167
2014 231.058
2015 345.765
2016 263.724
2017 269.676
2018 222.023
2019 374.725
2020 291.910
2021 262.290
2022 254.535
2023 387.115
2024 290.068
Yorumlar
Kalan Karakter: