Kronik prostatit şikayetlerinde yıllardır uygulanan tedaviler tartışılıyor. Üroloji uzmanı Op. Dr. Niyazi Umut Özdemir, sorunun çoğu zaman prostat değil pelvik taban kaslarından kaynaklandığını söyledi. Uzmanlara göre pelvik taban fizyoterapisi, erkeklerde kronik pelvik ağrı tedavisinde artık kilit rol oynuyor.
Kronik prostatit şikayetleriyle başvuran hastalarla ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Niyazi Umut Özdemir, klinik pratiğinde sıkça karşılaştığı tabloyu: “Muayenehaneme gelen hastaların büyük çoğunluğuna ilk söylediğim şey şu oluyor: Sizin probleminiz büyük ihtimalle prostatın kendisinden değil, prostatı saran kaslardan kaynaklanıyor. Bu cümle hastada şaşkınlık yaratıyor çünkü yıllardır odaklandıkları nokta prostat oluyor” ifadeleriyle özetledi.
Özdemir, son yıllarda üroloji literatüründe kronik prostatit yakınmalarının kaynağının pelvik taban kaslarındaki disfonksiyon olduğuna dair güçlü veriler bulunduğunu vurguladı.
Kronik Prostatit Hastalarının Yüzde 95’inde Enfeksiyon Yok
Kronik prostatit tanısı alan hastaların büyük bölümünde bakteriyel bir enfeksiyon bulunmadığını belirten Özdemir, özellikle kronik pelvik ağrı sendromu (CP/CPPS) grubuna dikkat çekerek: “Hastaların yüzde 95’inde aktif bir enfeksiyon yok. Ama yıllarca antibiyotik kullanıyorlar. Perine, kasık veya testis ağrısı, idrar yaparken zorlanma ve boşalma sonrası ağrı gibi şikayetler devam ediyor. Burada çözüm prostatta değil, kas yapısında gizli.”
“Ağrının Kaynağı Prostat Değil, Kaslar”
Pelvik taban kaslarının erkek anatomisindeki rolüne dikkat çeken Özdemir, bu kasların mesane, prostat ve rektumu destekleyen kritik bir yapı olduğunu ifade ederek: “Bu kaslar idrar tutma, ejakülasyon ve bağırsak hareketlerini düzenler. Ancak çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa yapılan çalışmalarda pelvik kaslara bası uygulandığında hastanın yaşadığı ağrının birebir tekrar üretilebildiği gösterildi. Yani ağrı prostatın değil kasın ürünü.”
Pelvik Taban Fizyoterapisi Artık Ana Tedavi
Pelvik taban fizyoterapisinin artık destekleyici değil, ana tedavi yöntemlerinden biri olduğunu vurgulayan Özdemir, sürecin sadece egzersizden ibaret olmadığını belirterek: “Önce kapsamlı bir değerlendirme yapıyoruz. Hastanın postürü, kas tonusu, tetik noktaları inceleniyor. Ardından hastaya bu ağrının neden prostatı taklit ettiğini anlatıyoruz. Çünkü hasta süreci anlamazsa tedaviye devam etmiyor.”
Manuel terapi ve bireye özel egzersiz programlarının tedavinin temelini oluşturduğunu belirten Özdemir, özellikle gevşeme odaklı çalışmaların önemine dikkat çekti.
“Kegel Egzersizi Bu Hastalarda Zararlı Olabilir”
Toplumda sık önerilen Kegel egzersizleriyle ilgili de önemli bir uyarıda bulunan Özdemir, kronik prostatit hastalarının büyük kısmında pelvik tabanın zaten aşırı kasılı olduğunu söyleyerek: “Kegel egzersizi kası daha da kasmaya yönlendirir. Oysa bu hastalarda ihtiyaç olan şey gevşemedir. Yanlış egzersiz, mevcut sorunu derinleştirebilir.”
Tedavi Tek Başına Değil, Bütüncül Olmalı
Kronik prostatit tedavisinde tek bir yöntemin yeterli olmadığını ifade eden Özdemir, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekerek: “Pelvik taban fizyoterapisinin yanına hastanın durumuna göre kas gevşetici ilaçlar, alfa blokerler, nöropatik ağrı tedavileri ve psikolojik destek eklenmeli. Çünkü bu hastalarda stres, uyku bozukluğu ve anksiyete de tabloyu etkiliyor.”
“Bu Süreç Sabır Gerektirir”
Tedavi sürecinin kısa vadeli olmadığını belirten Özdemir, hastaların en sık yaptığı hatanın erken vazgeçmek olduğunu söyleyerek: “Bu bir ilaç tedavisi değil, motor öğrenme sürecidir. Haftalar içinde değil, aylar içinde sonuç verir. Ortalama 12-16 haftalık bir program gerekir. Düzenli seans ve ev egzersizi şart.”
“Eksik Parça Pelvik Taban Tedavisi”
Özdemir, özellikle yıllarca antibiyotik kullanmasına rağmen sonuç alamayan hastalarda pelvik taban fizyoterapisinin “eksik parça” olduğunu ifade etti: “Bu hastaların postürü, solunumu ve kas yapısı yıllar içinde bozuluyor. Sadece ilaçla bunu düzeltmek mümkün değil. Kasların biriken gerginliğini adım adım çözmek gerekiyor.”
Yorumlar
Kalan Karakter: