Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı son verilere göre inşaat maliyetleri artmaya devam ederken, konut satışlarında yaşanan ciddi daralma sektörün içinde bulunduğu sıkıntıyı bir kez daha gözler önüne serdi.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, inşaat sektörünün son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşadığını belirterek, üreticinin de vatandaşın da çıkmazın içinde olduğunu söyledi.
Akdoğan, “TÜİK verilerine göre inşaat maliyet endeksi yıllık yaklaşık yüzde 30 seviyesinde artmaya devam ediyor. Buna karşın konut satışlarında özellikle ilk el satışlarda yaşanan ciddi gerileme, sektörün üretim kabiliyetini ve yatırım iştahını olumsuz etkiliyor. Bir tarafta sürekli yükselen maliyetler, diğer tarafta daralan talep var. Bu tablo sürdürülebilir değildir.” dedi.
“Yatırımcı artık önünü göremiyor”
İnşaat sektörünün sadece maliyet artışlarıyla mücadele etmediğini ifade eden Akdoğan, ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin yatırım kararlarını doğrudan etkilediğini söyleyerek: “Bugün yatırımcı sadece demirin, çimentonun ya da işçiliğin maliyetini hesaplamıyor. Faiz oranlarını, finansmana erişimi, dövizdeki oynaklığı, bölgesel gelişmeleri ve ülke ekonomisine ilişkin beklentileri de hesaplamak zorunda kalıyor. Bölgemizde yaşanan İran-ABD gerilimi, küresel piyasalardaki belirsizlikler ve iç politikada yaşanan gelişmeler ekonomik güven ortamını doğrudan etkiliyor. Böylesine belirsiz bir ortamda yatırımcı uzun vadeli karar almakta zorlanıyor. Önünü göremeyen yatırımcı da doğal olarak yeni projelere başlamaktan kaçınıyor.”

“Vatandaş konuta ulaşamıyor”
Yüksek faiz ortamının sadece üreticiyi değil, konut sahibi olmak isteyen vatandaşları da olumsuz etkilediğini belirten Akdoğan, şöyle devam etti: “Bugün konut ihtiyacı azalmış değildir. Aksine her geçen gün artmaktadır. Ancak yüksek kredi faizleri nedeniyle vatandaş konut finansmanına ulaşamıyor. Müteahhit ürettiği konutu satamıyor, vatandaş ise ihtiyacı olmasına rağmen satın alamıyor. Sonuç olarak hem üretim yavaşlıyor hem de konut arzı giderek azalıyor. Bu kısır döngü devam ettiği sürece önümüzdeki yıllarda konut arzındaki yetersizlik çok daha ciddi sorunlara yol açacaktır.”
“İnşaat sadece bir sektör değildir”
İnşaat sektörünün Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden biri olduğunu vurgulayan Akdoğan, sektörün yaşadığı durgunluğun yüzlerce alt sektörü doğrudan etkilediğini ifade ederek: “İnşaat sektöründe yaşanan her durgunluk; demir-çelikten çimentoya, seramikten mobilyaya, camdan elektriğe kadar yüzlerce üretim alanını etkilemektedir. Bu nedenle inşaat sektörünün yeniden üretim yapabilmesini sağlayacak ekonomik iklimin oluşturulması büyük önem taşımaktadır.”

Akdoğan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “İnşaat sektörü bugün sadece maliyet artışlarıyla değil, güven eksikliğiyle de mücadele ediyor. Üreticinin yatırım yapabildiği, vatandaşın uygun koşullarda konuta ulaşabildiği, finansmana erişimin kolaylaştığı ve öngörülebilir ekonomik politikaların hâkim olduğu bir ortam oluşturulmadıkça sektörün yeniden ivme kazanması kolay görünmüyor. İnşaat sektörünün güçlenmesi, sadece sektör temsilcilerinin değil, ülke ekonomisinin tamamının yararınadır.”
Yorumlar
Kalan Karakter: