Din konusunda, hemen herkesin belli başlı hassasiyetlere dikkat etmeden, üstün körü konuştuğu bir toplumda, kafa karışıklığı ve fikir bulanıklığı gibi bir takım sorunlarla karşılaşılır. Bu tip problemlerin söz konusu olduğu bir ortamda, söyleyecek sözü olanların, lafı eveleyip gevelemeden, net bir şekilde söylemelerinde fayda vardır.
Net fikirler ve net ifadeler, bizleri amaca daha çabuk yaklaştıracaktır. Bu duygu ve düşüncelerle,tasavvufta ‘aramak ve bulmak’ ifadelerinin değerlendirmeye çalışacağız.
BULMANIN LEZZETİ
Tarih boyunca iman hizmetleri ve olgun insan yetiştirme konusunda, tasavvuf ehlinin çok önemli gayretleri söz konusudur. Bu nedenle, bizim İslam medeniyetimizde, tasavvufun çok müstesna bir yeri vardır. Tasavvuf tornasından geçmiş olan, yani bu eğitimi almış olan insanlara baktığımızda, bir sükûnet, rıza ve teslimiyet hali gözlenmektedir. Bunu kısa bir formül ile anlatmaya çalışırsak, tasavvufta bulmanın lezzeti vardır. Tasavvuf bütün şüpheleri yok ederek, kalplere ulvi bir heyecan, itminan ve sükûnet duyguları kazandırmak suretiyle bir huzur yoludur.
SÜKUNET
İnsanlar; sataşanlara, haddi aşanlara, densiz eleştiride bulunanlara, gerçeği inadına örterek egosuyla karşıdakini mahcup etmeye çalışanlara verilecek en güzel, en yerinde, en güçlü cevabın; “Sessizce, Sükunetle Seyir” olduğunu bilselerdi; yeryüzünde üzüntü de, acı da, hüzün de filizlenecek benlik bahçesi bulamazdı!
Sessizliğin en güçlü cevap olduğunu fark etmek; aynı zamanda öz kudretin devreye girişini de seyretmektir!
Savunma yapmayanı Allah savunur!
Savunma yapmayandan çıkacak Öz Kudret; “OL”duran ve “ÖL”düren kudrettir!
Keşke bilselerdi!
"Allah, sükunet bulasınız diye geceyi yarattı.."
Mü'min Suresi, 60
Yorumlar
Kalan Karakter: