Sporun Perde Arkası’nı hazırlamaya başladığım günden itibaren, minik Antalyasporlulara çokça yer vermeye çalışıyorum. Çünkü bu şehirde Antalyaspor sevgisinin en fazla bu şekilde aşılanabileceğine inanıyorum.
Antalyaspor sevgisini önce çocuklarımıza sevdirebilmeliyiz…
Onlara ‘Hangi takımı tutuyorsun?’ sorusunu sorduğumuzda ‘Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş’ yerine Antalyaspor dedirtebilmeliyiz ki, bu şehirde kentlilik bilinci oluşsun…
Her zaman söylemişimdir; Antalyaspor, babanın çocuğuna bıraktığı en büyük mirastır…
Bizler Antalyaspor’u nasıl ki babamızın omuzlarında maça giderek sevmişsek, çocuklarımızı da omuzlarımızda maça götürerek Antalyaspor sevgisini aşılayabiliriz.
Bu yüzden stadyumda yanına çocuğunu alarak maça gelen babaları görmek beni her zaman mutlu etmiştir.
Antalyaspor Derneği Başkanı Nafiz Tanır da, kızı Ela’ya en büyük mirası bıraktı.
Onu da kendi gibi fanatik Antalyasporlu yaptı…
Bu fotoğraf, tribünde Nafiz Tanır’ın yakınında oturan ve bu olaya şahitlik eden birisi tarafından bana mail yoluyla gönderildi.
Şimdi bu fotoğrafın hikayesini anlatayım sizlere…
Antalyaspor-Galatasaray karşılaşması oynanıyor.
2-0 geriye düşen Antalyaspor, 42. dakika Mbilla, ikinci yarıda ise Deniz Kadah ile beraberliği yakalıyor.
Bu zorlu karşılaşmada tarihi bir geri dönüşe imza atan kırmızı beyazlı ekip, rakibinin üzerine 3. gol için yüklenirken, bir kontratakta Galatasaray duran top kazanıyor.
Ve o duran topta da Galatasaray, maçın 90+6’ncı dakikasında Eren Derdiyok’un kafa golüne engel olamayınca sahadan 3-2 mağlup ayrılıyor.
İşte o kafa golü hepimizi adeta yıkmıştı.
Ancak tribünde bir kişi vardı ki, yaşı küçük olmasına rağmen, yüreği kocaman bir Antalyasporluydu.
Son dakikada gelen golle öyle büyük üzüntü yaşadı ki, adeta kahroldu.
Yüreğindeki büyük üzüntü, gözyaşlarıyla yanaklarına süzüldü.
İşte o büyük Antalyasporlu, Nafiz Tanır’ın kızı Ela Tanır’dan başkası değil.
Küçük Ela’yı, babası Nafiz Tanır ve annesi Nuran Tanır teselli etmeye çalıştı.
Üzüntüden hıçkıra hıçkıra ağlayan Ela’ya, çevresindekiler, ‘Bak Antalyaspor çok iyi oynadı. Kaybettik ama iyi oynayarak kaybettik. Bütün tribünler de futbolcuları nasıl alkışlıyor’ diyerek teselli ettiler.
İşte minik Ela, bana göre bütün Antalya’ya farklı bir duyguyu yeniden hissettirdi.
Antalya’da doğmuş, Antalya’da büyümüş, Antalya’da yaşayan ancak Antalyaspor’a sırtını dönüp, kilometrelerce uzaklıktaki bir şehrin takımını destekleyenlere çok önemli bir duyguyu hatırlattı.
Minik yaşına rağmen, ne kadar büyük yüreği olduğunu, o tribünde Galatasaray’ın son dakikadaki gelen golüne sevinenlere gösterdi.
Çünkü o hayatında hiç stadyumuna gitmediği takımın şampiyonluklarına sevinmeyi değil, kendi şehrinin takımını yani Antalyaspor’u sevmeyi ve benimsemeyi öğrendi…
Bu şehirde Ela gibi yaşı küçük ama yüreği kocaman taraftarlar oldukça, Antalyaspor’un sırtı asla yere gelmeyecektir.
Buna adım gibi eminim…
Yorumlar
Kalan Karakter: