Antalya Markaları Kongresi’nin ikinci günü, yalnızca ekonomik ve ticari başarı hikayeleriyle değil, aynı zamanda kültürel değerlerin marka dünyasındaki yeriyle de dikkat çekti.
Dal Mantar sponsorluğunda gerçekleştirilen Kültürel Miras oturumu, tarihi değerlerin korunması ve dijital dünyaya entegrasyonu üzerine önemli tartışmalara sahne oldu.
Oturum, İdil Özusta moderatörlüğünde gerçekleşirken, akademik perspektifiyle öne çıkan Havva İşkan konuşmacı olarak yer aldı.
“Koruma tek başına yeterli değil, anlatım belirleyici”
“Kültürel Mirasın Marka Gücü” başlığıyla gerçekleşen oturumda, en kritik mesajlardan biri kültürel mirasın sadece fiziksel olarak korunmasının yeterli olmadığı yönündeydi.
Konuşmada, tarihi yapıların restorasyonla tamamen eski ihtişamına kavuşturulmasının her zaman mümkün olmadığı, ancak dijital teknolojiler sayesinde bu mirasın aslına sadık bir şekilde yeniden canlandırılabileceği vurgulandı.

Dijital dünya: Tarihi yeniden görünür kılıyor
Oturumda dikkat çeken bir diğer başlık ise dijitalleşmenin sunduğu fırsatlar oldu. Artırılmış gerçeklik, 3D modelleme ve dijital arşivleme gibi teknolojiler sayesinde, binlerce yıllık yapıların ve hikayelerin bugünün insanına daha etkili bir şekilde aktarılabileceği ifade edildi.
Markalar için “kreatif koridor” gerçeği
Oturumun pazarlama ve marka stratejileri açısından en dikkat çeken çıkarımı ise kültürel mirasın markalar için sunduğu fırsatlar oldu. Kültürel mirasın, markalar için devasa bir “kreatif koridor” oluşturduğu vurgulanırken, tüketiciyle kurulan bağın yalnızca ürün üzerinden değil, hikâye üzerinden güçlendiği ifade edildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: